italya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
italya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Eylül 2017 Pazartesi

Gençlerimizin kaleminden: İtalya İzlenimleri


Değerli dostlar,

Kısa zaman önce Gökcan YÜCE arkadaşımızın İtalya'nın Vinci şehrinde gerçekleşen Migr-Action isimli projeye katıldıktan sonra hayatında nelerin değiştiğini anlattığı kısa yazısını sizlerle paylaşmıştık. Şimdi de, geç olsun güç olmasın diyerek, aynı projeye katılan Habibe, Gamze ve Gizem'in izlenimlerini her zaman olduğu gibi, kendi ağızlarından sizlerle paylaşıyoruz. 

------------

              MIGR-ACTION italya Vinci projesi içlerinde Türkiye'nin de olduğu beş farklı ülkeden gençlerin bir araya geldiği bir projeydi.  Benim erasmus+ ile katıldığım ilk proje ve hayatımdaki en büyük deneyimdi. İtalya'ya gidene kadar günlerin nasıl  geçeceği ve nasıl anlaşacağımız konusunda kaygılıydım. Türkiye grubuyla son dakikada tanışmamıza rağmen iyi bir uyum yakaladık. Oraya gittiğim ilk andan itibaren hiçbir anımız boş geçmedi. Birlikte oyunlar oynadık ve ortak hareket etmeyi, karar vermeyi öğrendik. Birbirimize kültürlerimizi, ülkemizi anlattık.  Hergün daha sıkı bir bağ kurduk ve daha iyi anlaşmaya başladık.  10 günün sonunda ayrılacağımız için hepimiz üzgündük. Orada tanıştığım farklı kültürden olan arkadaşlarımla hala iletişimdeyiz ve birbirimizi ziyaret edeceğimiz zamanı bekliyoruz. Gelecekte gidecegim projeleri heyecanla bekliyorum. Devamı kesinlikle gelmesi gereken bir deneyim!

                                                                                                                Gamze Mutlu





15 Eylül 2017 Cuma

Leonardo Da Vinci'nin Sehrinden Haber Var!



Değerli Gençler!

İtalya'nın Vinci şehrinde gerçekleşen "Migr-Action" isimli gençlik değişimi projesine katılan Gökcan YÜCE'nin sizlere söyleyeceği birkaç şey var. Gökcan'ın deneyimlerini hiç değiştirmeden kendi ağzından sizlerle paylaşıyoruz, benzer hikayeleri tüm gençlerimizden duymak ve daha fazla gencimize hareketlilik imkanı sağlamak dileğiyle.

---------------------

Bugün projeden dönüşümün 14.günü ve ben hala projede yaşadığım mükemmel günlerin etkisindeyim. Aslında çok hızlı gelişti her şey. İkİ hafta içerisinde şansımın da yardımıyla dahil oldum projeye. Açıkçası giderken hiç bu şekilde hayal etmemiştim. Olaya biraz 10 günlük bir proje bana ne katabilir ki diye düşünürken, son 2 gün kala acaba projeyi uzatabilir miyiz ya durumda buldum kendimi:)

31 Mayıs 2016 Salı

Another training, another story!



Hello!

Check the latest article written by our volunteer Claudia from Italy! 

-----------------





- Is your project visible? Is your project relevant to other people? Is your project creating an impact?..
- Do you have any answer to these questions?




Trex-EVS Volunteers attended ISYEC in Kayseri!


Hello!

Our amazing volunteers Ionela-Daniela from Romania and Claudia from Italy recently attended the ISYEC symposium in kaysery Turkey. 

They returned with a lot of experience, information and wonderful visual memories!

We leave you with the article written by Ionela-Daniela, so called Dana. Enjoy!

------------------

International Symposium on Youth Employment Challenges 



Kayseri. 18th- 20th of May 2016


Hello, my dears!

My name is Dana, I am the new volunteer of TREX EVS for the next 7 months. J
It is is a big pleasure to be here in Turkey as I love this country. I have many beautiful memories in Turkey and when I saw the call for the EVS project called AGORA in Izmir, I applied without any doubts and here I am.
Already passed 2 weeks since I am here and I have had a lot of fun. Being welcomed by my gorgeous colleague Claudia involved also in the project, everything was much easier and I feel already that this is my second home.





4 Aralık 2015 Cuma

Here Comes The Sun!

Merhabalar,

TREX'le tanıştıktan sonraki ilk projem İtalya'nın Vinci kasabasında gerçekleşen ''Here Comes The Sun'' projesi oldu. Estonya,İtalya,İspanya,Portekiz ve Türkiye olmak üzere 5 ülkeden toplam 30 katılımcı vardı. Kültürel oyunlar ve eğlenceli etkinliklerle dolu 9 günlük bu gençlik değişim programına gitmeden önce ingilizce konuşma kaygım vardı, çünkü ilk yurt dışı tecrübemdi. Fakat gider gitmez başta İtalya takımı olmak üzere tüm katılımcılar çok konuşkan ve sıcakkanlıydı.

                               

Konaklama alanımıza yerleşir yerleşmez konuşma kaygımı aşmış, diğer katılımcılarla kaynaşıp arkadaşlar edinmiş ve projenin tadını çıkarmaya başlamıştım. Kültürel oyunlar,kültürel geziler,her ülkenin kendi kültürünü tanıttığı kültürel geceler ve partilerle geçen bu 9 gün hayatımın unutulmazları arasına girdi :)

                           

Diğer 4 ülkenin yemekleri, şarkıları, dansları, oyunları, konuştukları dillerini ve kültürlerini öğrenip keyifli tecrübeler edindik. Kısa sürede o kadar alıştık ki birbirimize vedalaşırken ağlayanlar oldu. Henüz ilk katıldığım projede kendi yazdığım projeye ortak olacak arkadaşlarım oldu :)

                             

Katılımcıların hepsinin farklı ilgi alanları olması ve herkesin farklı disiplinlerden olması da yeni bilgiler öğrenip vizyonumun genişlemesine yardımcı oldu. Gitmeden önce benim için sadece hayalken Erasmus+ ve TREX-EVS sayesinde yakın planlarıma Avrupa turu hedefimi de ekledim.
Roma,Floransa ve Pisa gibi eşsiz yerleri gezip görme fırsatı buldum. Farklı ülkelerden hala internette görüştüğüm arkadaşlar kazandım.

                             

Ayrıca projenin bana en güzel getirilerinden biri de Trex'den ve projelerden kopamamam oldu :)
Siz de bir an önce Trex'le tanışın, farklı projelerde yer alarak kendinizi keşfedip yeni şeyler öğrenmenin tadına varın ! :)

Ahmet Murat

2015

6 Şubat 2014 Perşembe

Yeni Mutluluklar Doldu Yüreğime/İtalya'da...

İstanbul’ da ne kadar sis vardı. Sessiz sakin valizimi hazırlıyordum. Doğru mu yapıyordum? Nereye gidiyordum ben? Tamam, itiraf ediyorum biten bir ilişkinin ardından kaçacak deliği Türkiye’ de bulamadığım için başladığım operasyonum, uzun bir surecin ardından, nihayete ermişti ermesine de ya sonra? Allah’ım kafamda deli sorular, birde şu uçak korkusu. Aşabilecek miydim her şeyi? Uçabilecek miydim gerçekten çok uzaklara? Niye düşünüyordum ki daha fazla. Bütün endişelerimi ve korkularımı attım bir kutuya, sığmadı ikinci kutuya ve başladım yeni bir hayata.

30 Eylül 2013 Pazartesi

Right Here Right Now!



Bu yazıda, eylem 1.1 ile gittiğim bir projede gün gün neler yaşadığım yazıyor. Kısa olarak bunları paylaşacağım sizinle :)



30 Temmuz

Yaklaşık 2 saattir İtalya'dayım. İlk önce tarihi binalarıyla daha sonra bisikletli insanlarıyla ilk görüşte semptimi kazandı. 
Bugünün en güzel yanlarından biri de uçak yolculuğu ve bu yolculuk sırasında bulutları ve İtalya'yı fotoğraflamaktı.Sanki İtalya'yı haritalandırdım.Bir ülkeyi, bir kıtayı boydan boya geçen nehirleri gördük, nehirlerin denize döküldükleri yerdeki o turkuaz rengi gördük.
Şimdi Floransa trenindeyiz.Çok heyecanlıyım; projeyi, insanları çok merak ediyorum :)

17 Eylül 2013 Salı

Right Here Right Now !

Öncelikle sizi şunu söylemeliyim ki, her nereye giderseniz gidin döndükten sonraki bir kaç gün hala kendinizi orada hissedeceksiniz. Dilinizden ne anılar düşmek bilecek, ne tanıdığınız insanlar, ne öğrendikleriniz, ne yedikleriniz... İnanın bu listenin bir sonu yok. 


Gitmeden önce harika olacağına inancım sonsuzdu. Şimdi döndüm ve yaşadıklarımın güzelliğini anlatmaya kelime bulamıyorum.

16 Ağustos 2013 Cuma

Food4Thought -3-


Gençlik değişimi , eylem 1.1 projesi  ile gittiğimiz İtalya-Milano’daki projeden bahsetmek istiyorum. 10 günlük süre içerisinde o kadar çok şey öğreniyorsunuz ki bir kez daha gitmek istemeniz kaçınılmaz oluyorJ
Daha İtalya’ya gitmek üzere  evimizden çıkar çıkmaz belki de böyle güzel bir proje olacağını hissedip hepimizin içini bir heyecan kaplamıştı. İtalya… Gitmeyi en çok istediğim ülkeydi ve bu proje, kazandırdığı arkadaşlıkların yanında yeni bir yer keşfetmenin de hazzını bizlere yaşattı.

8 Mayıs 2013 Çarşamba

Act4change Afrika'dan sonra İtalya'da...


Herkese merhabalar ,

5 kişiden ve 1 program liderimizden oluşan TREX EVS grubumuz İtalya’da, Milano’daydı.Act 4 Change Reloaded programında İtalya, Fransa, Estonya, Bulgaristan ve Türkiye’nin katılımıyla tam 5 ülke yer aldı.Programın  nasıl bir süreçte ilerlediğine şöyle bir göz atalım:

25 Mayıs 2012 Cuma

Tutti Frutti



Burcu Derya Kaban İtalya'da AGH yapan şanslı gençlerden...
Bizimle AGH anılarını, fotoğraflarını koyduğu blog sayfasını paylaştı. Açtık baktık, neler yapmış, nerelere gitmiş, ne yemiş, içmiş diye. Her başlık birbirinden eğlenceli, birbirinden doyumsuz. Bu unutulmaz tadı tatttığı için kendisini tebrik ediyoruz. 

Sizler için bir kaç başlık ve fotoğrafı buraya aldık, getirdik. Ama siz mutlaka Tutti Frutti'yi ziyaret edin, dahası ve en nadide yazıları hala orada :)



31 Mart 2012 Cumartesi

How to Survive in Rome with 50EU?



Size keyifli bir yazı daha bulduk, getirdik. Sevgili Selanik'te yaşayan gönüllümüz Sezgi Şahin, sizler için tecrübeyle sabitlenmiş İtalyan seyahatinin ilaç gibi gelecek tüyolarını veriyor. Bu bilgileri başka hiç bir yerde bulamazsınız, kulağınıza küpe, cebinize kar bilip,  okuyun, tüm arkadaşlarınızla paylaşın.
Sezgi'nin unutulmaz anlarının dahası için de buraya mutlaka misafir olunuz;) 


1 Şubat 2012 Çarşamba

Ergün'ün Objektifinden AGH

Yepyeni bir AGH videosu ile karşınızdayız!

İtalya'ya 1 yıllığına gönderdiğimiz gönüllümüz Ergün Issız geçtiğimiz ocak ayında gönüllülüğünü tamamladı. Sizler için çektiği videosunda, yaşadığı evi, çalıştığı kurumu ve çalışma arkadaşlarını anlattı.

Keyifle izleyin...


26 Aralık 2011 Pazartesi

My EVS Experience;)

     Heey future volunteers...I am Ergün from Turkey. I have done my service between 02.2011-01.2012 in Villaggio SoS di Saronno. Saronno is located very close to Milano and Como.

14 Ekim 2011 Cuma

İtalya'dan Mektubumuz Var!




İtalya'da AGH yapan gönüllümüz Ahmet Korkmaz'ın mektubunu sizlerle paylaşmak istiyoruz. Keyifli okumalar:


1 Nisan 2011 Cuma

disneyland'da altı ay...




Bazen bir şeyi çok ister insan. Nedeni bile bilmeden, sonunu da düşünmeden ister. Evs öyle bir şeydi benim için. Gitmek, keşfetmek hep cazipti, bir de cesaretimi topladım sonrası safi sabır. Uzunca bir bekleyiş sonrası başlayabildim agh yolculuğuma, umutsuzluğa kapıldığım, belki de vazgeçmeliyim dediğim zamanlar oldu ama sabrın sonu selametmiş neyse ki... Yaklaşık sekiz aylık bir sabır süreci sonrası İtalya/Ferrara'ya vardım. Sabahın erken saatlerinde başlayan yolculuğumu, koşturmacalı aktarmalar ve maceralarla tamamladığımda çoktan gece olmuştu.O yorucu yolculuk sonrası belki hayatımda ilk kez bir sabah oldukça erken bir vakitte uyandım. Yeni hayatın heyecanıydı belki bilemiyorum... Odamı, evimi benimseme sürecini hızlandırmak için hemen yerleşmeye başladım. Bavulumu açtığımda içinden çıkan, ailemin hazırladığı o küçük sürpriz altı ay boyunca hep gülümsetti beni. Ama o an fark ettim ki, hep arkamda hissettiğim o sıcaklık o güven duygusu artık çok uzaklarda. Tek başıma, yeniden başlama vaktiydi... Bence agh'nin en güzel yanı da buydu. Bir gün başka bir ülkede, bilmediğiniz bir dilde yeni bir hayata açıyorsunuz gözlerinizi. Tanıdık bir yüz yok, sokaklar yabancı, yemekler belki biraz tuhaf. Yani her şey YENİ! Her gün bir şey öğrendim; yeni bir kelime, yeni bir tat, ya da yeni bir insan tanıdım. Ama bu sürecin en önemli kısmı tüm bunlar olup biterken kendi mi izlemekti. Daha önce hiç fark ettiğim öyle çok şey varmış ki kendimle ilgili. Her şey, herkes o kadar yabancı olunca bende kendi içime döndüm sanırım. Sonra yeni hayatıma ev sahipliği eden o küçük şehri keşfetmeye başladım. Her gün dernekten çıkar çıkmaz bisikletimle tanımadığım sokakları turladım durdum. Evlere, sokaklara, insanlara daha dikkatli bakmaya, daha doğrusu onları görmeye başladım. Bir kaç ay içinde o yabancı şehir benim evim oldu. O yabancı insanlar arasında kendime iyi arkadaşlar, güvenli omuzlar buldum. Artık Ferrara yaşamaktan büyük keyif duyduğum şehir, İtalyanca konuşmayı en çok sevdiğim dil ve yaşamak en keyifli eylemdi... Başka bir ülkede, başka bir dilde kısacık bir zaman diliminde kendime yeni bir hayat kurabildiğimi görmek, sanırım bugüne dek başardığım en güzel şey oldu! Altı aya bu kadar keşif, bu kadar eğlence sığdırılabilmeyi hayal bile etmemiştim. Agh yolculuğum tam iki yıl önce bugünlerde başlamıştı. Bugün hala o yolculuğun bana getirdikleri sayesinde mutluyum.


Yani demem o ki; bence Agh insanoğlunun ahir ömründe kendi için yapabileceği en güzel işlerden biridir !


FERDA METİN

24 MART 2O11

İTALYA

26 Ocak 2011 Çarşamba

AGH sonrası ve Grundtvig Asistanlığına dair...


Hapı Yuttum!

Gönüllülük, seyahatlar, kamplar , kültürel kaynaşma ve eğlence ile geçen bir AGH projesinin ardından İzmir’e dönmeye hazır olduğumdan emindim. Farkında değildim ama daha önce yaşamadığım bir deneyim hakkında kesin yorumlar yapmamayı hala öğrenememiştim.

İzmir’deki ilk günlerim aile, dostlar ve İzmir ile hasret gidererek geçti, sonrasında yavaş yavaş herkes kendi düzenine döndükçe ben kendi düzenimin teleşlarına düşmüştüm ki evren beni bu konuda hiç yormadan bana süprizimi verdi. Bornova Belediyesi’nde AB Projeleri üzerine işe alındığımı öğrenince sevinçten havalara uçtum. Daha önce gönüllüsü oldugum AGH’nin sorumlusu olmanın bu kadar farklı olacağını hiç düşünmediğimden ilk zamanlar zorlandım fakat biliyordum ki Tanrı’nın kişiye sevdiği işi yapabilme şansını verdiği ender insanlardandım. Bunu bilmek ve en önemlisi buna kalpten inanmak benim için çok büyük bir motivasyon oldu ve kısa sürede iyi işler yapmaya başladık.

İş kısmında her şey yolundaydı aslında ama bir süre sonra özel hayatımda kendime verdiğim sözleri tutamadığımı farkettim. İtalyadaki hayatımın bir parçası olan seyahat etmek, kitap okumak, düşünmek, farklı insanlar tanımak birer lüks haline gelmeye başladı. İşten çıkıp akşamları düşünmeye ve hayatımı sorgulamaya kalktığım anda gözkapaklarım müthiş bir baskıyla beni uykuya gönderiyordu. Bir şekilde sürüklendiğimi hissediyordum fakat bir çözüm bulamayacak kadar meşguldüm. Sanırım insan en büyük hatayı burda yapıyor, bir şeylerin aslında ters gittiğini bilmesine rağmen düşünme ve sonucunda da çözüm bulamama riskinden korkarak hiçbir şey olmamış gibi hayatına devam etmeye zorluyor kendini. Tam bu dönemde ben bile kendimi düşünmezken evren yine değerli vaktini beni düşünmeye harcadı ve karşıma Grundtvig Asistanlığı projesini çıkardı.

Projeyle karşılaştığım anda başvurduğum taktirde gidebileceğimi hissettim, hani insan bazen bilmediği bir şeyi aslında bilebilir ya öyle bir durum. Bu durumda yapılması gereken kafa sesini susturup, iç sesi dinlemektir ama insan bu sesin nerden geldiğini fark edene kadar çelişkileri de yaşamak durumunda. Belediyedeki işimden ayrılmak, ailemden ve arkadaşlardan uzaklaşmak, kısacası yeniden güvenli çemberimin dışına çıkmak zorundaydım. Bir defa başladı mı o sorgulama ‘neden’ sorusu ile, Matrix’te Neo’ya sunulan mavi hap – kırmızı hap misali, seçimini yapmadan bırakmıyor peşini. Mavi hapı alıp rutinde boğulmak, kırmızı hapı alıp ‘hapı yutma’ riskini göze almak. Sonuç olarak ben de Neo gibi merakımın peşinden gidip kırmızı hapı seçtim. (Neo gibi seçilmiş bir insan olduğumu ima etmiyorum, yanlış anlaşılmasın;) )

Bu karar verme aşamasından sonra, ev sahibi kurum bulmak, onay almak, onaya uygun bir başvuru hazırlamak ve belediyeden gerekli evrakları hazırlamak gibi işlemlere yoğunlaştım ve 31 martta başvurum Ulusal Ajans’a ulaştı.

Aynı zamanda iş hayatımda belediyedeki, projeler, gönüllüler, etkinlikler; özel hayatımda da hep aradığım insanı buluşum ve aşık olmamla beraber hayatımda her şey yolunda gittikçe zaman zaman yine kararımı sorgulama evreleri geçirdim ama iç sesimi hep ön planda tutmaya çalıştım. Derken beklenen cevap Mayıs ayının ilk haftasında geldi. Artık seçilmiş kişi olduğumu söyleyebilirim ;)

Gideceğim kurum AB Komisyonu’nun bilgi ofisleri olan Europe Direct’in Reggio Emilia şubesi idi. Kurum ile daha önce bir AGH projesi aracılıgıyla ortak olduğumuz için asistanlığımın hazırlanması aşamasında hiç sıkıntı yaşamadım. Tabi bir de Bornova Belediyesi’nde AGH gönüllümüz olan Andrea sayesinde nerde yaşayacağıma dair kafamda bir çok resim oluşturdum ve sonrasında Reggio Emilia’ya vardığımda insan zihninin sınırsızlığını ve evrenin bu hayallere cömertçe cevap verişinin çok büyük bir şaşkınlığını yaşadım çünkü kafamdaki resmin içerisindeydim adeta.

AGH’den Eylül ayında dönmüştüm ve yine bir Eylül ayında İtalya’ya geri dönüyordum.

Bu defaki süreç AGH’den tamamen farklı işliyordu, ev bulmak, seyahatleri ve vizeyi ayarlamak, vb işlemleri benim sorumluluğumdaydı ve projenin bütçesi benim hesabıma yatırılmıştı. O kadar parayı aylara bölmek, hesap etmek AGH final raporunda boş bıraktığım matematiksel yetenekler kısmını hatırlattı bana, bu defa geliştiriyordum! Bir dil öğrencisi olarak en son ortaokulda gördüğüm matematik ile yaptığım tüm hesaplar birbirini tuttu ve gerçekten de çok rahat bir şekilde hayatımı idame ettirebildim verilen para ile. Daha iyi bir matematikçi olsam yurda Almanya’dan Mercedes ile dönebilir miydim acaba?

İlk gece evimden içeri adım atınca mutluluktan ağlamaya başladım. Aynı anda hem gülebilmek hem de ağlayabilmek müthiş bir dengedir, seni hem güldüren hem de ağlatan bu evrenle BİRleştiğin, barıştığın noktadır ve ben bunu o gece iliklerime kadar hissettim. Lİseden beri içerisinde yaşamayı hayal ettiğim Ferzan Özpetek filmlerindeki evlerden hiçbir farkı yoktu burasının, yüksek tavanlar, bastıkça gıcırdayan parkeler, büyük pencereler ve rengarenk panjurlar, sokaktan duyulan italyancanın ezgisi ve huzur!

Ofiste de işler yolundaydı, yürütülen tüm projelere dahil edildim, tüm yurtdışı seyahatlerinde ben de takımın içerisindeydim. Hatta öyle ki 4. Aydan sonra bir projenin tüm sorumluluğu bana verildi ve ben ülkeden ülkeye dolaşıp ‘önyargılar ve stereotipler’ hakkında workshoplar yapar oldum. Bu sunumlar daha önce okumadığım kitapları, düşünmediğim konuları ve en önemlisi sahip oldugum önyargıları soktu hayatıma. Bir süre sonra aylık bültenden bir de köşe verildi bana, italyanca çeviriler yapıp köşemi hazırlıyordum. Ofisin içerisinde bulunan AB Laboratuarında bir de sunum bölümüm vardı AB fırsatları ve kültürlerarası öğrenme üzerine. Çocuklar için bilgisayar oyunları, bulmacalar, yetişkinler ve öğrenciler için sunumlar, geziler, kitaplar, gazeteler vs bulunuyordu ofiste ve bu ofis sayesinde kendi ülkem hakkında da bilmediğim yeni şeyler öğrendim.

Bu deneyimi böylesine başarılı ve üretken bir kurum ile yaşamak bana öncelikle bilgi edinmeyi sonrasında bu bilgiyi işe dökmeyi öğretti. Halbuki daha önce hep işin içine atılmış ve çıkana kadar bol bol hata yaparak öğrenmiştim bir şeyleri. Bu sayede kısa sürede daha çok iş yapabileceğimi öğrendim ve ‘bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmamayı’ öğrenmek yanıma kar kaldı.

Projemin bitimine yaklaşırken orda çalışmaya devam etmem konusunda istekli olduklarını belirtmeleri biraz daha kafa karışıklığı getirdi hayatıma çünkü yine kendimi İzmir’e dönmeye hazır hissediyordum. Bu defa açık kapı bırakarak dönmeye karar verdim ve dünyadaki en iyi kalpli ve yardımsever çalışma arkadaşlarım bu konuda beni destekledi.

Yaklaşık bir sene sonra yine dönüş sendromları başlamıştı. Seyahat etmek ve başka bir kültürün içerisinde yaşamak öyle büyük bir tutku ki insan bir defa tadına baktı mı gerçekten de ‘hapı’ yutuyor. Öbür yandan kendi kültürüne duyduğun özlem, aile ve dostların kocaman kucakları ve Ege’de kalan kalbin seni yanına çağırırken karar vermek iyice zorlaşıyor.

Benim kararım dönmekten yana oldu, o kadar güzel bir deneyim yaşadım ki bu beni en başta olduğu gibi hala aynı anda hem ağlatıp hem güldürebiliyor.

Dönüş kararımdan sonra herkes burada giriceğim işe odaklandı bir anda, bir nevi’ gittin de noldu hadi kanıtla bakalım’ baskısı yaratıyordu bu durum üzerimde. Bu stres sebebiyle bir süre işsiz kaldım evet ama her sıkıntıdan sonra doğan güneş yine içimi ısıttı ve şu anda İtalyancam sayesinde, deneyimlerimin değer gördüğü ve emeklerimin karşılığının ödendiği bir işte çalışıyorum. Çok mutluyum evet ama bir yandan da hayal kurmaya devam tabi, çünkü çalıştığım işe ‘iş’ dediğim sürece hala hayalimdeki işi aramaya devam edicem. Ki bu da bir STK kurabilmek, umarım bir gün kendi STK’mı kurup yapacağım şeyleri bir ‘iş’ olarak tanımlamadığım günleri görürüm.

Çok kararsız olduğum ve bundan dolayı huzursuz olduğum günlerin birisinde aşk bana içerisinde Rilke’nin bir alıntısını yazdığı bir defter hediye etti. Kendimi ne zaman kötü hissetsem hep bu sözleri anımsarım, kimbilir belki size de bir yardımı dokunur;

“Kalbinde çözülmeden kalan her şey için sabırlı ol. Soruların kendisini sevmeye çalış, kilitli odalar ve yabancı lisanda yazılmış kitaplar gibi. Cevapları şimdi arama. Şu anda cevaplar sana verilemez, çünkü sen henüz onlarla yaşayamazsın. Bu her şeyi yaşama meselesidir. Şu anda senin, soruyu yaşaman gerekiyor. belki daha ilerde, farkına bile varmadan, günün birinde kendini cevabını yaşarken bulacaksın.”

Grundtvig Asistanlığı ile ilgili sorularınız olursa cevaplamaktan keyif duyarım, TREXEVS bu anlamda önemli bir ‘Ortak Arkadaş’.

Sevgilerimle,

Duygu

30 Aralık 2010 Perşembe

Ciao from Italia:)

Yeni gönüllü blogları gelmeye başladı bu da bir diğeri ; Sedat İtalya'dan bildiriyor..

Ciaooo I (Sedat Gökmen ) am EVS volunteer in Italy/Cremona Its my blog :)

27 Aralık 2009 Pazar

“Think Out of The Box” üzerine….


Geri döneli bir ay olmuş bile...Ben gerçekten yetişemiyorum zamana.İtalya’daki projeye başvuru yaptığım zaman aklımdakiler suların içinde yüzen evler, rutubet kokusu, köprüler ve yakışıklı erkeklerden ibaretti. Projeye katılacağım belli olduğunda ise tabi ki bunlara makarna, pizza ve hiç yoktan ortaya çıkan “uçma huzursuzluğum” gibi yeni şeyler de eklendi.

Biraz yorucu bir yolculuk, kısa fakat güzel bir Venedik gezisinden sonra projemizin gerçekleşeceği Frassilongo adında, Alplerin eteğinde, Padova’nın 200 km kuzeyinde, 320 kişiden oluşan kasabaya ulaştık ve sevimli bir dağ evine yerleştik.

Bir hafta boyunca, yedi farklı ülkeden otuza yakın genç olarak, biraz medyadan konuştuk, biraz dünyadan. Biraz bildiklerimizden yada bildiğimizi sandıklarımızdan… Dinledik, dinlendik; öğrendik, fikirler ürettik. Eğlendik, hem de çok eğlendik. Kısacası yine kelimelerin anlatmaya yetmediği güzellikte ve özellikte bir proje oldu. Hem de içinde bol bol oksijen, yeşil sarı kırmızı ağaçlar, muhteşem bir dağ manzarası ve bir o kadar da çok paylaşım, sevgi ve eğlence barındıran…
Benim için ise ilk kez bir eğitim kursuna katılmış olmam, güzel insanlar tanımam ve tanıdığım insanların daha da güzel olduklarını keşfetmem açısından farklı bir tecrübeydi.
Güzel dostluklar, gelecek temennileri ve kazanımlarla bir projeyi daha geride bırakmış olduk.
Genel izlenimim mi? Hakikaten yakışıklılar ;)

Sevgiler…
Simge ÖCAL

26 Ekim 2009 Pazartesi

Farklı kollarda aynı boncuk…

Hayat ne garip! Nerelerden nerelere geldik; kaç insandan ,kaç mekandan geçtik? Kimine nasıl olduğunu sorduk, kiminden dert dinledik, kimine birşeyler anlattık, bilgi verdik, kiminle kavga ettik, kimine arkadaşça dostça sarıldık, kimilerini umursamadık, kimilerinin ardından gözyaşı döktük, küçük hediyeler verdik, aldık kimilerinden de….Şarkılar söyledik beraberce….Aynı dansı yaptık, yeni insanlara öğrettik , eğlendik, kahkahaya boğulduk….Bir arkadaşın tavsiye ettiği bir filmin izlenmiş bir parçasında geçen ,beğenilmiş, aranmış ama bulunamamış şarkıyı, dünyanın başka bir köşesinde başka bir insanda bulduk , onu dinleyegeldik günlerce, aynı kulaklıklarda , mekan ülke değiştirdikten sonra bile…Ülkemizden , kültürümüzden bir parça götürdük, insanların bileklerine bağladık ,sadece güzel temennilerle…O boncuk taneleri umut oldu belki ve şimdi dünyanın farklı yerlerinde, farklı kollarda umut veriyor kimilerine yada güzel anılar çağrıştırıyor.Özletiyor belki geçirilen günleri…


O kısacık zamana sığdırılmış arkadaşlıkları, aşkları, duyguları, paylaşımları, oyunları, o yaratıcılığı, o olmayan ayrımcılığı.. doğanın içinde olmayı, yardımlaşmayı, düşünce kaldırmayı, sarhoş olunca ayıltmaya çalışmayı, uyandırmayı, yemek pişirmeyi, beraber yemeyi, ekmeği paylaşmayı, doğum günü kutlamayı, farklı dillerde yeni şeyler öğrenmeyi….



Birçoğu fotoğraf karelerine sığdırıldı, bir kısmı da gizli saklı kaldı belki…Ve şimdi herkes gerçek dünyada ; pis, karmakarışık, telaş içinde, saygısız, farklılıkları önemsemeyen, değer vermeyen, ayrım yapan bir dünyada…Umarım her birinin içinde küçük kırıntılar kalmıştır geriye bu yaşananlardan ve daha iyi bir dünya için umut olur birilerine…

Büşra Güder
Critical Mess, İtalya
Eylül 2009