yunanistan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yunanistan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Kasım 2015 Pazartesi

Kastoria'da Balkan (Re)vision


      TARİH: 26/04/2015-5/05/2015

      YER:KASTORIA/GREECE

      EV SAHİPLİĞİ YAPAN KURULUŞ:UNITED SOCIETIES OF BALKANS
      GÖNDEREN KURULUŞ:TREX-EVS
      DESTEK SAĞLAYAN KURULUŞ:AGEE KASTORIA

      KATILIMCILAR:SEDA YEŞİLYURT
                                TAYFUN KARDAŞ

      ''INTERNATIONAL TRAINING COURSE FOR YOUTH WORKERS''



21 Mayıs 2015 Perşembe

Selanik'te 10 Ay AGH için Erkek Gönüllü Aranıyor

"TREX-EVS is looking for one EVS volunteer to take part in an approved programme in Thessaloniki/Greece!
The Non Governmental Organization (NGO) United Societies of Balkans is looking for one Turkish EVS volunteer, 18-30 years old, to participate in an approved program, in Thessaloníki/Greece.
Duration: 10 months.
The starting and ending date: 01.07.2015-01.05.2016


6 Ocak 2015 Salı

1 Adet AGH Gönüllüsü Aranıyor


Sizi bu ilanı detaylıca okumadan önce uyarmak istiyoruz. Avrupa Gönüllü Hizmeti bir gencin başına gelebilecek en unutulmaz tecrübedir. AGH söz konusu olduğunda kusura bakmayın ama hiç kimse size ehlikeyf, şen şakrak bir hayat vadetmez. Avrupa Gönüllü Hizmeti sorumluluk işidir aynı zamanda bu kadar kısa sürede hayatınıza sığdırabileceğiniz en güzel arkadaşlıklar, çeşit çeşit yenilikler, sahip olunan yepyeni yetenekler, keşfedilmiş hayatlar, şehirler, insanlardır. Avrupa Gönüllü Hizmeti yapmış biz gönüllülerin tecrübesine  kulak verin ve hayatınızda en çok bir kez yapabileceğiniz bu fırsatı kaçırmayın.

Aşağıda uzun yıllardır ortaklığımızı yürüttüğümüz, güvenirliğine ve işlerine sonsuz inandığımız arkadaşlarımız, kardeşlerimiz, meslektaşlarımızın çalıştığı  United Societies of Balkans Derneği'ne göndereceğimiz 1 adet gönüllü için açılmış ilanı göreceksiniz. 

İlanı  okuduktan sonra bir de şu linkten gençlerin neler yaptığını bir görün. Selanik burnumun dibi, ne yapacağım orada demeyin, keşfedilmeyi bekleyen öyle çok şey var ki...

Haydi bir an evvel gelsin başvurularınız. 

Kolaylıklar diliyoruz..


12 Aralık 2014 Cuma

How passed the time ?


It is like I came yesterday here but not because I came here 10 months ago. The time passed quickly.
                How I learned about evs ?
If I start to explain my story from beginning I have to turn to Istanbul. Everything  started with a Project of GEO(Global enviroment organization).  I met many valuable friend there and I heard something about EVS and I started to search it . I wanted to learn English in abroad but I did not want to spend money this is a reason EVS was a good opportunity to learn English and new culture for me. I was not afraid to live in abroad with foreign people who I don’t know. Because I went many times to different countries for folk dance festival and I love the European people who are so friendly and open. But I have never lived long time in a foreign country and I wanted to learn new culture.

12 Mayıs 2014 Pazartesi

Gençlerin Balkan Güzergahı


Selanik'te AGH yapan Gönüllümüz Şahin Uzunşimşek sizler için Paskalya tatili'nde cıktıgı Balkan turunu yazdı. Biz yolculugundan sadece ara ara kesitler verdik. Dileğimiz gönüllümüzün diğer maceralarını paylaştığı blog sayfasını okumanız. Hemen burada bulabilirsiniz. İyi okumalar.

Saraybosna'nın sembollerinden biri olan çeşmeAvrupa’nın çoğu ülkesinde kutlanan iki haftalık paskalya tatilini Balkanlar’da gezerek değerlendirmek isteyen gençler aynı güzergâhı seçmişti. Bizde onlardan biriydik. Ev arkadaşlarım daha önceden bütün planı yapmış ve ben son anda dâhil olmuştum. Daha önce gezi tecrübeleri olduğu için çok sistematik şekilde önceden hosteller, otobüsler ve gidilecek yerlerde ki şehir turları ayarlanmıştı ve bana sadece tatilin keyfini çıkarmak kalıyordu.

15 Eylül 2013 Pazar

The non-formal European Voluntary “Spirit”




There is a satirical book in Turkish which makes great fun of all the ideologies that were popular during the collapse of the Ottomans and first years of the Turkish Republic, in of the 12 parts of which a crazy man is entering a school and trying to brainwash the headmaster to establish an open-air school in an isolated island where the students will be educated through learning by doing: the principle of non-formal education. Well, this writer is such a genius exaggerator that he can make you believe this kind of education is nonsense and really sucks. Nevertheless my experience of European Voluntary Service was a practical proof that this thing works extremely well!

3 Temmuz 2013 Çarşamba

Youth!! Act Against Poverty

23 Ağustos- 2 eylül 2012 tarihlerinde Yunanistan, Prespa' da gerçekleşen gençlik değişimi için gençler bir blog sayfası hazırladılar ; bize de paylaşmak düştü;

Tüm detayları aşağıdaki linkte bulabilirsiniz;

http://ctpyouth.wordpress.com/

8 Mart 2013 Cuma

8 Mart Dünya Kadınlar Günü ve USB'nin tebriği

Öncelikle tüm dünya kadınlarının gününü kutlarız. Sizlerle Selanik'ten ortak kuruluşumuzun bu anlamlı gün için hazırlamış olduğu videoyu paylaşmak istedik. Tabii bu videonun bizim için bir anlamlı yanıda AGH gönüllülerimiz Burak Erdemli ve Temmuz Onur Deniz Güzel'in de bu güzel eserin hazırlanmasında katkısı olması. DÜNYA KADINLAR GÜNÜ KUTLU OLSUN :))


22 Şubat 2013 Cuma

USB'deki TREX'liler:)

United Societies of Balkans derneginde farklı dönemlerde uzun dönemli AGH projelerine başlayan TREX gönüllüleri bir arada! İzmir'den Selanik'e sevgiler ve selamlar :)))


Gönüllülerimiz Şükrü Okan Atalay'a, Ayşe Burcu Atabey'e, Burak Erdemli'ye ve Temmuz Onur Deniz Güzel'e bu güzel kare için  teşekkür ederiz 

6 Ocak 2013 Pazar

Thessaloniki; Many Stories, One Heart

Bir Pazar keyfi röportajı daha sevgili okurlar;


TREX:  Evett sanırım bu yaptığımız en taze röportaj olacak; Sezgi Selanik’ten daha bu cuma döndü biz de hemen yakaladık kendisini ve dedik ki okuyucularımızı deneyimlerinden mahrum bırakamazsın. AGH si biliyoruz ki pek hareketli geçti. Ne dersin Sezgi nereden başlayalım?

 Sezgi:  Pek sancılı geçen AGH başvuru sürecimden başlayalım mı? 

 TREX: Evet buyrun?

30 Kasım 2012 Cuma

Balkan Heart 2 projesinden kareler

 Balkan Heart 2:Coloured Version 
 4-14 Ekim 2012 - 4-14 October 2012
Selanik / Yunanistan - Thessaloniki/Greece

10 Ekim 2012 Çarşamba

Bir gönüllünün ilk izlenimleri!

Selanik'te AGH projesine başlayan Ayşe Burcu'nun ilk izlenimlerini ev sahibi kuruluşu paylaşmış!
Bizler de sizlere aktaralım istedik :)

Turkish Çay vs. Frappe
If I talk about a city with spice bazaars, minare, hamam, çay, nargile, bedesten, imaret, narrow streets made of Albanian Stones, cofee places that old men spend time reading newspapers and talking;If I say that for dinner I order mousakka and dolma and have the chance to listen to Kürdili hicazkâr, while having my kebap, you will probably think that I am in an ordinary Turkish city without any hesitate. Surprisingly I am not a tourist in Istanbul or some other city in Turkey! I am talking about a Greek city, Thessaloniki! – which has a long history and big heritage of intercultural environment of Greeks, the Jewish and Turks.

6 Eylül 2012 Perşembe

Youth!Act Against Poverty" Young Exchange!


Hello guys from Prespa, Florina( Greece! )
                After a long period in Prespa, finally I find an opportunity to write an article about our amazing exchange(action 3.1.) between 23rd of August – 2nd September.

 Before the exchange, we had a very hard process to find participants and organize the exchange team. But consequently, we went to exchange with Ukte Cengiz, Mert Özbezeyen, Rumeysa Doğan, Oğuz Alp Başoğulları as participants and me as a group leader. While people starts reading an article, they expect us to write every detail, every happy moments, every nice detail all the time. However, it’s impossible. Okay; I’m going to try :)

 My mind is full of with this exchange and my amazing life in there now. From the first day until last day;  it was an effective and helpful exchange for every aspects of the life, including culture and poverty.
                                                


30 Temmuz 2012 Pazartesi

"M.ED.E.A" Eğitim Kursu


International Training Course
M.ED.E.A- Media Education Enhancing Acceptance
20-25 Jun 2012
Thessaloniki, Greece



Haziran ayında Yunanistan'ın Selanik şehrinde gerçekleşen Medya ve İnsan Hakları temalı eylem 4.3 eğitim kursuna Türkiye'den 4 gönüllü gittik. Yaklaşık 6 gün boyunca temel medya ve medya araçları üzerine eğitim alan ve aynı zamanda non formal öğrenme tekniği sayesinde oturum hazırlayan katılımcılar yaşadıkları deneyimleri, duygu ve düşünceleri fotoğraflarla sizlerle paylaşmak istiyoruz.

13 Nisan 2012 Cuma

Athens Travel Tips for Young and Broke Travelers


Gia sas!
After my tedious trip to Athens, finally now I find energy to write it down about Athens and inform you :) Enjoy it!

9 Mart 2012 Cuma

United Stages of Thessaloniki


  

  Bu Balkan insanları deli. Bazen "tam da yerine düşmüşüm he" derken buluyorum kendimi. Dün gece "selam olsun Balkan dostlarımıza, Sırp, Bulgar, Yunan, Türk, Makedon ve daha adını sayamadığım niceleri ayy şahane oliciiz" konseptli Selanik Balkan Festivali'ne gittim, izlenimlerimi yazıyorum.

27 Şubat 2012 Pazartesi

Lucid Dreaming



   12 gün oldu. Buraya geldiğimden bu yanda belki bin kere "oturup bi'şeyler yazayım" dedim ama bir türlü elim gitmedi klavyeye. Tembellikten değil, biraz "nasıl anlatsam, nereden başlasam" biraz da "neredeyim ben şimdi, n'oldu geldim mi sonunda Selanik'e ?" şaşkınlığından.

   Şaşkınlığımı mazur gördüm, aldım karşıma kendimi yaz kızım dedim. Yaz kızım,anlat.


7 Ekim 2011 Cuma

"Vardım Selanik'e!"



  “Selanik, yunan eller, haydi ben gidiyorum, dur gidemiyorum grev çıktı uçuş iptal oldu (zenginler gibi uçuşum iptal oldu derken havalanayım ama ehehehe)” derken 6 Ekim öğlen geldim nihayet Selanik’e.  Hayır, yani o kadar yakin ki İstanbul’a uçak kalktı iki uç ada gördüm (ki bir zamanlar bizimdiiiiii) sonra bir baktım geldik. Neyse hava alanına indim, çıkış kapısına doğru yöneldim ki ne göreyim:

28 Temmuz 2011 Perşembe

Yunanistan'da Aile Olmak!

Tüm gönüllü arkadaşlara selamlar,


Yaklaşık 2 yıldır Gaziantep Gençlik ve Kültür Derneği’nde gönüllülük yapmaktayım. Avrupa Gönüllü Hizmeti’ni Temmuz 2010’da 1 ay süreyle yaptım. Yunanistan’da yaptığım kısa dönem Avrupa Gönüllü Hizmeti’nde gönüllülüğün önemini bir kez daha anladım. Projemin ismi Ecomusic idi. Çevre kısmında yer aldığım projenin Xylokastro şehrindeydim. Her gün orman bakımı yaptığımız çevre projesinde çevremizi ne kadar kirlettiğimizi ve duyarlı olmadığımızı fark ettim.

Oraya ilk gittiğim gün Orfeas’ın ofisine gittim ve şok oldum. Sadece 2 masayla bu kadar iş yapmalarına şaşırmıştım. Evlere yerleştikten sonra artık şehri gezmeye başlamıştım. Şehir küçük ve sakindi. Şehrin bir ucundan diğer ucu yaklaşık 1 saat sürüyordu yürüyüş mesafemle.

Benim huyumdur her gittiğim yerde yerelde ki insanlar ile kaynaşırım. Bir gün denizde arkadaşlarım ile yüzerken bir kadın geldi yanımıza. Kadın bizi Türkçe konuşurken duyduğunu ve o yüzden yanımıza geldiğini söyledi. İsmi Eve olan yaşlı teyzenin bizimle Türkçe konuşması beni merak ettirdi ve hikâyesini sordum. Eve teyze İstanbul’da doğmuş Rum ailenin kızıymış. Yaklaşık 15-16 sene İstanbul’da yaşamış ve sonra acı bir durum ile Atina’ya göçmüşler. O zamanlarda mübadele gerçekleşen iki ülke arasında 48 saatte evlerini boşaltmaları gerektiğini ve Atina’ya gitmeleri gerektiği söylenmiş. Gerçekten büyük acılar çekmiş olan Eve teyzenin de bir de Vassilis adında eşi var. Amca dediğim Vassilis amca sürekli beni oğlum diye çağırırdı. Fanis adında çocukları vardı. Ona da her zaman Fanis abi derdim.  Bethowen adlı bir de köpekleri vardı. Ailenin arasında büyük önemi olan Bethowen baya yaşlı bir köpekti. Yunan ailem olan bu aile ile gerçekten çok iyi vakitler geçirdik bu konuya tekrar döneceğim. :)

Gitmişken gezmekte lazım değil mi? :) Nafplio diye sahili güzel olan bir şehre gitmeye karar verdik. Otobüs ile önce Corinth’e oradanda Nafplio’ya geçtik. Önce şehri gezelim sonra da sahile geçeriz dedik. Mersin’de bulunan kız kalesine benzer bir yere tekne ile geçtik ve orada biraz vakit geçirdik. Sahil’e gittiğimizde müthiş bir kalabalık genç görüntüsü gördük. Yüzüp serinledikten sonra akşam oldu ve orada yatmaya karar verdik. Şezlongda sabahladığımız sahilde gece hava serindi. Sabah olduğunda geri Xylokastro’ya dönmek için yola çıktık. Şehre döndüğümüzde dinlendikten sonra tekrar Yunan ailemizin yanına sahile gittik. Çoğu sohbetlerimizde Eve teyzemin ağlamasıyla duygulanmışımdır. 



Diğer AGH gönüllülerinden de bahsetmek lazım. Ecomusic projesinin çevre kısmında toplamda 15 gönüllü vardı. O şehirde toplamda diğer projelerde dâhil 35-40 kişi AGH gönüllüsü idi. Onlarla da baya kaynaşmıştık. Çeşitli eğlenceler düzenlemiştik. Gönüllük günümüzde bir gün belediyenin yaptığı festivalimsi bir etkinlikte görev aldım. Araç ile şehirdeki bütün çöp kovalarını yeniledik ve akşamına da alanın düzenlenmesine yardımcı olduk. İsmini hatırlamadığım bir adam ile çalışırken bana Türkiye ile sorunlar yaşandığını ama o sorunlar sadece politikacılar arasında olduğunu söyledi. Halk arasında hiçbir sorun olmadığını ve halkın birbirini çok sevdiğini söyledi. Adam gerçekten haklıydı. İnsanlar birbirlerini çok seviyor. Orada hiçbir sorunla karşılaşmadım. Herkes bizlere karşı çok iyiydi. 

Artık sonlara yaklaşmıştık. Geri dönmek için hazırlanıyorduk. Son gece Eve teyzeler bize veda partisi düzenlediler. Gerçekten güzel ve değişik yemekler yapmışlardı. O gün insan sevgisinin ve aile öneminin değerini bir kez daha anladım. Son olarak bir yere giderken kesinlikle gideceğiniz yerin insanları için ön yargılı olmayınız!



M.Ayhan ESMEK
Gaziantep Gençlik ve Kültür Evi / Derneği
Halkla İlişkiler ve Basın-Yayın-Tanıtım Koordinatörü

19 Şubat 2011 Cumartesi

Sanırım burası..


Her günümü yaşıyorum, soluyorum. Şehrin kalabalığından, gürültüsünden uzakta, yılların birikmiş yorgunluğunun üzerimden süzüldüğünü, atıldığını, arındığımı gün be gün hissediyorum. Masmavi denize ve pamuktan bulutların kapladığı gökyüzüne bakıyorum. Renklerin bu kadar güzel olduğunu bilmiyordum, önceleri fark edemiyordum belki de koşuşturmalardan, kargaşalarımdan, iş güç telaşından, aileye , sevdiklerime, dostlarıma karşı olan sorumluluklarımdan, yarış atı gibi koşmaktan yorulmadığım, bitmek bilmeyen sınav telaşlarımdan…

Kendim için hiçbir şey yapmadığımı fark ettiren, ben de varım ve bunu istediğim için yapıyorum dedirten, her günümü istediğim gibi yaşadığım, her anı yaşadığımı hissettiğim Avrupa Gönüllülük Hizmeti.

Avrupa Gönüllülük Hizmeti, kimi için bir kaçış, ülkeden uzaklaşma , haberlerden ,siyasetten kötü olaylardan, sahteliklerden kaçış, kimi için bir macera arayışı, farklı yerler görme isteği , merak, kimi için yeni arkadaşlar, dil geliştirme… Benim için hepsi…

Avrupa Gönüllüsü olarak Polonya’ya giden arkadaşımın yaşadıkları ve hikayeleriyle heveslenmiştim. Normal yaşantımda belayı üzerime çeken bir mıknatıs taşıdığımı düşünen en yakın arkadaşımla beraber biz de bu hikayenin içinde bulunmak istiyor, ben bunu da yaptım diyebilmek, insanlara yardım ettim; hem de dilini bilmediğim insanlarla bir arada yaşayarak, öğrenerek bunu başarabildim demekti gözümün önünde canlanan tablodaki Ebrunun profili. İşte buydu istediğim, hikayelerime yenilerini eklemek. O dönemde benim için macera olarak başlayıp sonrasında hepsi haline dönmüştü AGH.
Mezun olmadan önce başladım başvurularıma ve gelen cevaplar genellikle ‘gönüllümüz var , bir sonraki döneme deneyin lütfen şansınızı’ şeklinde oluyordu. Hiç vazgeçmedim 700-800 projeye başvuru yaptım ve bu projeler de tek tek seçerek başvurduğum projelerdi.

Eğlenceli ve başarılı bir öğrencilik sonrasında işsiz kalmadan şansım ve cesaretim sayesinde girdiğim işim. Uçsuz bucaksız hayallerim, umut dolu gelecek hayallerim çalışmaya başlamamla her geçen gün törpülenmeye, yok olmaya başlaması hepsi bir işaretti belki de. Ben bunun için mi dört senemi verdim, çalıştım dediğim bir seneden beri çalıştığım iş yerim bir hayat dersiydi. Dışarıdan bakıldığında muhteşem gibi görünen yaşantım ama dar gelen bir dünyam vardı. Ara ara maillerime bakıp gelen cevaplarla bir adım daha uçuruma gidiyordum. Her şeyi bırakıp gitmeye, sıkışmış olan ruhumu özgürleştirmeye ihtiyacım vardı. Ben olmaktan çıkmıştım bir senelik iş hayatında, mutsuz keyifsiz şikayetçi biri haline dönüşmüştüm.
Bir gün gelen haberle projeye kabul aldığımı öğrenince başladı işte dedim. Bundan sonrası çok daha güzel olacak. Yavaş yavaş keyfim de yerine gelmeye başlamıştı. Ankara’daki eğitime gittiğimde eski günlerdeki Ebru vardı orda ve rüya gibiydi, adım adım yaklaşıyordum hayallerime…

Ve şimdi oradayım. Dilini bilmediğim, yolunu izini bilmediğim ve sözde çok yakın kültürlere sahip olduğumuz, benzerliklerimizin çok olduğu bir o kadar da farklılıklarımızın da çok olduğu Yunanistan’da bir çevre projesi kapsamında gönüllü olarak bulunmaktayım. Ama o kadar garip geliyor ki mesela Türkiye ‘de hemen hemen yemek yediğimiz her yerde yemek sonrasında çay kahve ikramı vardır.Burada tabiî ki de yok :p Bizim Türk kahvemiz olmuş orda Greek coffee . Gittiğimiz dans dersinde kasabinko diye bize öğretmeye çalıştıkları dans ise hepimizin bildiği kasap havası idi. Sevgili hocamız bizim ne kadar yetenekli , çabuk öğrenen gençler olduğumuzu düşündü :D Hiç sesimi çıkarmadım :p Ayrıca söz konusu Yunanistan olunca her ne kadar komşu ülke de olsak tarihi olarak büyük bir geçmişimiz vardı ve kötü anılar da mevcuttu bunların arasında. Bunun vermiş olduğu bir korku da vardı. Türklere bakış açısı nasıldır , yaklaşımları nasıl olacak diye biraz karın ağrıtıcı sorularım mevcuttu. Ama gördüğüm kadarıyla yaşlı bir amca dışında ,gençlerin yaklaşımı biz kardeş ülkeyiz sizi seviyoruz şeklindeydi. O yaşlı amca da Constantinopolis diye bağırdı bize , azcık asabi bir parça sinirli tam bir İstanbul aşığı olan arkadaşımızın da ona cevap vermesiyle kısa süreli bir tartışma da olsa genel çerçeveden bakıldığında, sevgi dolu huzur dolu bir yer tablosu görüyordum ben.


Her günümü yaşıyorum burada. Hissederek, soluyarak… Ve her gün yeni bir macera yaşıyorum. Burda bir sürü yabancı arkadaşım oldu. Fransızlar, Litvanyalılar ki onlara aramızda ‘kuzeyliler’ deriz dedikodu yapacağımız zaman :p.Yabancı arkadaşlarım içinde en çok Odile’yi seviyorum. Odile’nin yeri ayrı , tam bir Fransız Hanım efendisi. Odile’ye ve kuzeylilere Türk mutfağımızı da hakkıyla tanıttık, misafirperverliğimizi gösterdik. Sen mi yaptın bunu Ebru yumurtayı bile kabuklu kırarsın diyecek arkadaşlarım var , biliyorum :D Ama gitmeden önce evde çok alıştırma yapmıştım .. Ayrıca isteyince yapamayacağım hiçbir şey de yok, bu bilinir ;) … Oyunlar
oynuyoruz, dertleşiyoruz( google translate sen çok yaşa! ) , geziyoruz, Fransızca ve İngilizce şarkılar söylüyoruz… Yaşıyoruz işte dünyanın bambaşka yerlerinden gelmiş , farklı hayatların oyuncularıyla… Hepimizin rolü farklı… Acıklı hikayeler , yaşam öyküleri duyuyoruz bazen içimizden… Eğlenceli dakikaları paylaşıyoruz, kimimiz aşık oluyor, kimimiz bırakıp geldiği sevgilisine hasret, durup durup dalıyor uzaklara… Ömrümüzün kısa bir kesiti de olsa burada yaşananlar, izleri bizde kocaman olacak biliyoruz… Kültür kaynaşması mıdır, gönül anlaşması mıdır bilmem ama seviyorum herkesi… Anladığımı, anlamadığımı… Gözleri parlıyor sanki buradaki herkesin, yada ben mi çok mutluyum burada olduğum için… Bilmiyorum, çok da mühim değil… Her günümü yaşıyorum. Hissederek, soluyarak...Hayatım boyunca kendimi bir yere ait hissetmemiştim, bana kısa süreli de olsa ‘sanırım burası’ diye aklıma düşüren, bunu düşündüren bu yere minnetlerimi sunuyorum ve tüm evrene…Her günümü yaşıyorum işte. Hissederek, soluyarak…

Ebru Bayam
Xylokastro-Yunanistan
2010