Makedonya macerasına başlamadan Cape Town
yazılarını bitirmek lazım ama nerede kaldım onu da hatırlamıyorum, net de yok
kontrol edemiyorum. Artık iş yerinden nete girmek yasak o yüzden ben de kendimi
yazmaya ve okumaya verdim, iyi de oldu ya ne çok yazacak şeyim varmış…
Güney Afrika etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Güney Afrika etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
20 Nisan 2012 Cuma
22 Şubat 2012 Çarşamba
Avrupa Komisyonu sayesinde Capetown'u da gördük ya ..
Şimdiye kadar elimden geldiğince Güney Afrika ve Dubai gözlemlerimi paylaştım sizlerle. Gerçi daha vardır anlatılacaklar ya, gün gelir onlar da yazılır ..
Ama Afrika maceramızın en bomba kısmı CapeTown ziyaretimizdi bence:))
25 Aralık 2011 Pazar
Afrika hikayelerimiz bitmez-2
Nerede kalmıştık? Kadın olmak zordu!! lara ve ben mafikeng'e gittiğimiz hafta sonu saçlarımızı yaptırmıştık; pek sancılı oldu birkaç gece uyuması ama sonraları alıştım.
Ev sahibimiz çok tatlı bir kadındı, fazlasıyla da misafirperver, normalde 4 erkek cocugu var, artık 4 kızı daha :) gerçekten bizi kızları gibi ağırladı bizi, ailesiyle tanıştık, annesi babası, ablası, abisi onların çocukları vs.
Ev sahibimiz çok tatlı bir kadındı, fazlasıyla da misafirperver, normalde 4 erkek cocugu var, artık 4 kızı daha :) gerçekten bizi kızları gibi ağırladı bizi, ailesiyle tanıştık, annesi babası, ablası, abisi onların çocukları vs.
11 Ekim 2011 Salı
Afrika hikayelerimiz bitmez..
Afrika’dan döneli bir aydan fazla oldu .Döndük diye anlatacak şeylerimiz bitti mi? Hayır tabii ki.. Açıkçası bir süre diğer gönüllü arkadaşlarım yazar belki diye bekledim, zira her birinin kalemi benden daha kuvvetli eminim buna.. Ama işte her birimiz oradaki sakin yaşamımızdan sonra buraya, ülkenin gerçeklerine, gündemine, kendi hayatlarımızda yapmamız, halletmemiz gereken bir dolu şeyin içine pat diye düşüverdik. Okullar, sınavlar, tezler, iş bulma dertleri vs… O yüzden fırsatları olmamıştır belki. Ben de geldiğimden beri yazacağım deyip durmama rağmen bir türlü yapamadım:S
22 Ağustos 2011 Pazartesi
Hayvanat Bahçesinde Yaşamak...
Fark ettim ki bir önceki yazıda yaşadığımız yerden yeterince bahsetmemişim oysa bizim için oldukça farklı bir deneyim. Önceki yazıda dediğim gibi bir milli parkın içinde kalıyoruz. Her hafta turistlerle dolup taşan; safari yapılabilen, karavanlarıyla gelip insanların kalabildikleri bir yer, ayrıca gelip otelde de kalabiliyorlar ya da müstakil evleri kiralayabiliyorlar sanırım. Yaklaşık 55.ooo hektar alan üzerine kurulu. Biz de Bosele Children Camp adındaki yapıda kalıyoruz.
17 Ağustos 2011 Çarşamba
Güney Afrika'da neler oluyor?
Afrika'ya gelmemizin üstünden neredeyse bir ay geçmiş olmasına rağmen neden hala bizim iki günlük yolculuk ve Dubai maceralarımızı okuyoruz diye sorduğunuzu duyar gibiyim;
Maalesef burada internete girmek o kadar kolay değil hele ki fotoğraf ve video yüklemek imkansız dolayisi ile yazılarımızı oldukça geç ve fotoğrafsız size iletmek durumunda kalıyoruz. Gelince telafi edebiliriz umarız.
Sanırsam hikayeyi en son Dubai-Johannesbourg arası uçak yolculuğunda bıraktı idim. Havaalanında bizi Joe karşıladı. Bizden biraz sonra gelecek olan İtalyanları da bekleyip daha sonra Soweto denen bir yere gideceğimizi ve o gece orada bir halk merkezinde kalacağımızı öğrendik. Güney Afrika'da bizi ilk şaşırtan şey trafik yönü; şoförün yanına oturayım derken kendimi şoför koltuğunda buldum. Gelmeden önce TR'dekinin tersine arabalarda şoför koltuğunun sağda olduğunu bilmiyordum.
İlk gece -20 temmuz 2011- Soweto'da bir halk merkezinde kaldık, ertesi sabah yavaştan gelmiş olan katılımcılarla tanışmaya calışıp bir yandan da valizlerimizi taşıyorduk ki artık proje süresince kalacağımız kampa gitme vakti geldi. Kamptan önce Soweto'da birkaç önemli yer ziyaret ettik zira Soweto 1978'de ayaklanmanın başladığı yermiş.
Veee evimizdeyiz tabii ki ilk günden öyle hissetmiyor insan ama birkaç gün sonra varış sonrası eğitim için başka bir şehre gideceğiz ve orada kaldığımız yer sonrası Bosele bizim evimiz olacak ve oraya dönmekten çok mutlu olacağız. Neyse bu konuya sonra tekrar döneceğim.
Evet Bosele Camp; buradaki evimiz. Güney Afrika'nın güney batısında (North West Province) bir ulusal parkın içinde yaşıyoruz: Pilanesberg National Park. Parkın içinde Golden Leopard Resorts adında bir kompleks var , sanırsam içinde de farklı altı kompleks barındırıyor. Kompleks ne demekse artik.
Bosele Children Camp'da bunlardan biri, 21 temmuz'da buraya geldik ve odalarımıza yerleştik. Günlerden Perşembe kampta 6 Türk, 5 Bulgar, 4 İtalyan, 3 Fransız ,1 Estonyalı ve bir de Joe var , Joe kim nereli diye sormayin cok karisik -babasi ingiliz annesi danimarkali ama o 6 yaşından beri İtalya'da yaşıyor- projemizin koordinatörü desek şimdilik yeterli sanırsamJ
10 Ağustos 2011 Çarşamba
Güney Afrika'da Kadınlar Günü...
Ve eşsiz bir tecrübe; Afrika’da EVS... Projenin neredeyse yarısını bitirmiş durumdayız. Afrika’yı bir turist edasıyla değil de tüm güzelliklerinin yanında, gerçek anlamda Afrika’yı yasamak şansına varıyoruz. Bana böylesine paha biçilemez güzel deneyimler yaşama şansı verdiği için, projeye katılmama yârdim eden herkese çok teşekkür ederim.
7 Ağustos 2011 Pazar
Güney Afrika Macerası Devam Ediyor
Eee nerede kalmıştık? Aaa, evet Dubai’de havaalanında; hava alanından kafamızı çıkarır çıkarmaz anladık ki cehennemdeyiz ve normal havada nefes almak mümkün değil:)
Oysa bir gün önce İstanbul bize çok çok sıcak gelmişti de ağlanmıştık, burayı gördükten sonra memleketimin havasına can kurban demek istiyorum…
27 Temmuz 2011 Çarşamba
Güney Afrika'dan Selam Var!
İşte geldik sonunda buradayız;
Merak edenlere, ailelere, arkadaşlara selamlar öncelikle,
Merak etmeyin sağ salim, iki günlük yolculuk sonrası Güney Afrika'ya vardık. Şu an kalacağımız kamp alanındayız ve bugün buradaki ilk gecemiz. Etraf ormanlarla çevrili, yavru ceylan sürüleri sakin sakin otluyor kampın çevresinde, hatta bugün uzaktan bir zürafa bile gördüm :)
İstanbul Atatürk Havaalanında başlayan ve burada bugün son bulmuş yolculuğumuzu anlatmak gerekir. Zira, gayet eğlenceliydi ve yazacak şeylerim
iz var.
Akşam yedi buçuk sıralarında uçağımız İstanbul'dan havalandı ; yaklaşık dört saatlik bir uçuş Dubai'ye kadar.. TR saatiyle 23.30 gibi oradaydık. Sizin saatinizle 00,30 gibi bir şey.
Vedat'ı grubun sosyal manyağı ilan ediyorum. Çünkü her yerde birilerini mutlaka buluyor. Yanındaki Hint’li kadınla uçakta konuşurlarken, arka koltukta oturan amca kulak misafiri olarak konuştuklarına, bizim Güney Afrika'ya gittiğimizi öğrenmiş. Sonra Vedat'la konuşmaya başlamışlar, Amca Durban'da yaşıyormuş neler yapacağımızı neden gittiğimizi sormuş , sonra da bir dolu tavsiye vermiş ülke ile ilgili, hatta ev adresini ve telefon numarasını da vermiş -kim bilir belki onu ziyarete gideriz-
Sonra bir baktık, amca bize bir kutu verdi, içinde muhteşem bir pasta var , muhteşem olduğunu daha sonra yeyince öğreniyoruz tabii, vişneli ve çikolatalı :))
Demiş ki verirken , siz benim ülkem için güzel şeyler yapacaksınız,
Vedat'ın anlattıkları amcayı duygulandırmış olmalı...
Ama amca bunla yetinmemiş olmalı ki daha sonra da bize bir karışık meyve paketi hediye etti, biz bu kadar hediyenin altında ezilip “noluyor yav? “ diye düşünürken dedik ki bari bir nazar boncuğu hediye edelim biz de ..Verdik ama cübbeli sakallı amcanın pek batıl inançları olduğunu da sanmıyoruz o yüzden çok iyi bir hediye değildi ama elden ne gelir ki yanımızda
başka da bir şey yoktu:S
Uçak iniş yaparken Dubai ile ilgili bilgiler okuyoruz ekrandan , işte genel bilgiler , ne yapılır, neresi görülmeli falan diye.. Açıkçası vize için 70 dolar ödemeye hiç niyetimiz yok çünkü sadece 14 saatimiz var burada, evet aslında havaalanında beklemek için oldukça uzun bir süre ama gece vardığımızı düşününce ertesi sabah kalan vakit için o parayı vermek istemiyoruz hiçbirimiz. Bundan kelli de neresi gezilir ne yapılır kısmına pek takılmıyoruz. Havanın yazın 48 dereceye kadar çıktığının bilgisi en çok ilgimi çeken nokta zira tahayyül bile edemiyorum. Diğer yandan da rahatım nasıl olsa hep havaalanında içeride olacağız ve klimalar var diye…
İnince diyoruz ki acaba bekleme süremiz çok olduğu için Emirates bize konaklama verir mi, yoksa çokça maruz kaldığımız insan haklarına aykırı olan ayrımcılığa yine uğrar mıyız? Yani “Business Class” uçanlara var da konaklama ”economy“ uçanlara yok! Biz yine de şansımızı deneyelim diye müşteri hizmetleri masasına en şirin halimizle gidiyoruz ve konaklama imkânımız olup olmadığını soruyoruz. Çalışan arkadaş önce bizi bir güzel tersliyor; diyor ki bunlar? gelmeden önce öğrenmemiz gerekmez miydi, bilete ne dahil ne değil bilmeniz gerekirdi... Benden hiç beklenmeyen bir sakinlikte ve şirin bir halde- ne de olsa işin ucunda beyaz çarşaflı yatak var sabaha kadar demir koltuklarda oturmak yerine - çok haklı olduğunu ama biletleri bizim almadığımızı, Avrupa Komisyonu tarafından desteklene bir proje için gittiğimizi falan söylüyorum. Araya Avrupa Komisyonu lafını da şıkıştırıyorum ki belki etkili olur..
Başta bizi tersleyen adam İstanbul’dan geldiğimizi öğrendiğinde birden yumuşuyor, bunun sebebini de sonradan öğreniyoruz, şöyle ki elemanın babaannesi İstanbul’dan dedesi de Van'dan Suriye'ye göç etmişler. Şam'da doğmuş şimdi de Dubai'de yaşıyormuş.
Sonra Türkiye hakkında sorular sormaya ve daha iyi davranmaya başlıyor, bize ücretsiz vize , otelde konaklama ve yemek fişleri sağladı, ama biz hala bunun Emirates'in tüm yolcularına sağladığı bir hizmet mi yoksa onun bize kıyağı mı bilmiyoruz:)
Bize her şeyi her ayrıntısıyla anlatıp tüm sorularımızı cevaplayarak bizi uğurluyor. Biz ayrılırken “We love Emirates” diye bağırıyoruz onlar da “We love Turkey” diyorlar:))
İşlemleri hallettikten sonra elemanla tekrar karşılaşıyoruz, bize email adresini veriyor ve Vedat ve Tahsin’le fotoğraf çekiliyor. Bir sorunda mail atmamızı salık vererekten gülümsüyor... Havaalanından yani klimalı ortamdan dışarı çıkarıyoruz...
Sonra ne mi oldu? Bir sonraki yazıyı bekleyin :))
Büşra Güder
Güney Afrika, 22 Temmuz 2011
15 Temmuz 2011 Cuma
AVS: African Voluntary Service:)
Bu ismi ben uydurdum , tabii ki Gençlik Programı ve AGH kapsamında yapıyoruz bu yolculuğu ama yine de bir Avrupa ülkesinde değil de Afrika’da olması çok ilginç değil mi?
Haftaya Salı günü yani 19 temmuz 2011 de yola çıkıyoruz 6 genç Türkiye’den. Dubai üzerinden aktarmalı uçuşumuz bizi Güney Afrika’ya götürecek.
4 ülkeden ( Türkiye, Bulgaristan, Fransa, İtalya) toplamda 24 genç ve Afrikadan 2o gencin katılcağı proje 45 gün sürecek. Her hafta farklı temalarda, sokak sanatları ve forum tiyatro aracılığı ile yerelde çalışmalar yapılacak.
Şu an kuzey yarımküre kavurucu sıcaklarla boğuşurken, farklı bir yarım kürede kışı yaşayacak olmak ve valizimizi hazırlarken kıvranmak , ne kadar okursak okuyalım ya da birilerinden dinleyelim bu maceranın , bu deneyimin nasıl olacağını aslında hiç bilememek…
Çok heyecanlıyım ben , arkadaşlarım da öyleler muhtemelen, oradan da size blog aracılığı ile internet erişimimiz ve vaktimiz elverdiğince aktaracağız neler yaşadığımızı…
Bizi izlemeye devam edin..
Büşra Güder
Tekirdağ, 15 Temmuz 2011
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





