portekiz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
portekiz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Eylül 2019 Pazar

Katılımcılar Anlatıyor: Portekiz'de Gençlik Değişimi!


Merhaba!

TREX-EVS olarak gençlerin uluslarası faaliyetlere katılımını desteklemeye devam ediyoruz. Bu defa da sizlere ev sahipliği Portekizli ortağımız "Check-IN Association'' tarafından yapılan "HEY - Heritage for the European Youth" isimli Erasmus+ Gençlik Değişimi projesinden bahsetmek istiyoruz;






Gençlik değişimine ilişkin vize, yolculuk ve diğer hazırlık sürecini başarıyla tamamlayan gençlerimizden izlenimlerini bizlerle paylaşmalarını istemiştik. Böylece bu ve benzeri projelere katılmak isteyen yeni adaylara da yol gösterici ve bilgilendirici bir yazı olmasını ümit ediyoruz. Çok uzatmadan sözü gençlere bırakalım:)

( Katılımcı görüşleri müdahale edilmeden doğrudan paylaşılmaktadır)




Furkan:

Öncesinde ilk yurtdışı deneyimim olduğu için heyecanlıydım, bir bilinmeze gidiyordum. Projenin yapıldığı yer olan Alcoutim'e geldiğimizde birbirinden sıcakkanlı ve yardımsever insanlar karşıladı bizleri. Projenin programı gereği müzik, tiyatro, dans gibi gruplara ayrıldık. Ben tiyatro grubundaydım, ilk günlerde biraz gergindim daha önce tiyatro deneyimlerim olmuştu ama ilk defa tamamen görsel içerikli, sözsüz, fiziksel bir tiyatro yapacaktım. Görme engelimden dolayı grupta yapılacak çalışmalara katılma konusunda kendim için bu kadar kısa sürede bi alternatif çözüm yolu bulabilir miyim diye kendi kendime düşünürken, yapılan her yeni çalışmaya benim de dahil olabilmem için gayet çözüm odaklı yaklaşan, pratik düşünen pek çok kıymetli insan buldum etrafımda. O kıymetli arkadaşlarımın beni adapte etmek için gösterdikleri çaba bana da yeni şeyler deneme konusunda cesaret verdi. Farklı farklı ülkelerden birbirinden değerli, sıcak kanlı arkadaşlar edinip onlarla sabahlara kadar sohbet etmek dans edip eğlenmek, Juggling deneyimlemek, birçok akrobatik hareket üzerinde çalışmak, İspanya’ya kanoyla gidip gelmek, hayatımda ilk kez voleybol oynamam... İyiki yaşamışım dediğim anılar bunlar. Bana çelınçlarla dolu bir on gün yaşama fırsatı verdiğiniz ve kendimi daha çok keşfetmemi sağladığınız için teşekkür ederim. Herkese böyle bir projeye katılarak, hayata daha geniş açılardan bakmak için, farklı kültürlerden insanlarla tanışıp benzerliklerimizin ve zenginliklerimiz olan farklılıklarımızın farkına varmalarını tavsiye ederim. Sevgiler ve herkese bol çözüm odaklı düşünmeli günler. 




Mert :

Merhaba 😊 Ben Mert Omay.
Portekiz projesi katılımcılarından biriyim. Öncelikle harika bir proje geçirdik bunu söylemeliyim. Kesinlikle çok eğlenceli ve benim için ilklerle doluydu. İlk defa kamp yaptım, ilk defa kano yaptım, hayatımda hiç yakından görmediğim enstrümanlar çalmayı öğrendim 😊 11 ülkeden arkadaşlar edindim ve hepsi de gerçekten proje sonunda ayrılmaktan dolayı çok üzüldüğüm insanlar oldular. Workshop zamanları harikaydı. Hayallerimden birisi grup halinde müzik yapmaktı. Bu yüzden müzik workshopunu seçtim ve 10 gün boyunca aralıksız çalıp söyledim 😊 Bir de üstüne proje sonunda kendi hazırladığımız el emeği sahnemizde performans sergiledik, daha ne olsun. Bu projenin bana kattığı iki büyük kazanım oldu. Birincisi farklı ülkelerden arkadaşlar edinmek ve onların kültürlerini tanımak, ikincisi ise kesinlikle yabancı dil. Çok iyi İngilizce bildiğimi söyleyemem. Bu nedenle bu projede ana odağım bildiğim kadarıyla yabancı dilimi sınamak ve geliştirmek oldu. Bu konuda epey bir ilerleme kaydettiğimi söyleyebilirim. 10 gün bile olsa o 10 günün sonunda konuşurken çok daha cesur ve rahattım. Tüm bu fırsatlardan dolayı TREX ailesine çok teşekkür ederim.
Obrigado amigos 😊



Helin :

İlk gençlik değişimi projemdi. Böyle şahane zaman geçireceğimi söyleseydiler, abartıyorsunuz derdim. İnsan her an yeni bir şey öğrenir mi? Ben her anımı dolu dolu geçirdim. Her anımda yeni bir şey öğrendim. Bana kendimi çok şanslı hissettirdi bu program. Şanslı hissetmemin bir diğer sebebi, organizatörlerin bize ve isteklerimize gerçekten önem vermesi. Gün sonu aldıkları değerlendirme raporlarını bu kadar hızlı inceleyen ve hepsini tek tek dikkate alan bir organizatör daha görmedim. Bana çok güzel 10 gün yaşattıkları için çok ama çok teşekkür ederim 🌺




Hasret :

Hayatımdaki ilk yurtdışı deneyimim olduğunu belirterek ve devamının gelmesini dileyerek başlıyorum yazıma. İlk iki gün Lizbon'da geçirmek biraz zorlu idi. Bütün maddi sorumlulukları üstlenerek hiç bilmediğim bir yerde iki günlük bir yaşam zor ve keyifliydi. Yaşamını İstanbul a benzettiğim bir şehir olduğu için aşırı bir şaşkınlık vermedi aslında ama farklı insanlarla iletişimde olmak tarihi mekanlar görmek beni heyecanlandirmisti. İki günün sonunda Alcoutim'e geçtiğimizde Portekiz'de olduğumu daha fazla hissettim. Oranın yerel halkını ve yaşam tarzlarını görmek güzeldi. Alcoutim'in doğası bana çok iyi geldi. Orada birçok ülkeden gelen insanların ilgisi ve yaklaşımlari çok samimiydi. 10 günlük proje boyunca yaptığımız etkinlikler ve workshoplar çok verimli geçti. Müzik alanında katildigim derslerde yaratıcı şeyler öğrendim. Yaptığımız gösterileri ve çıkan ürünleri çok başarılı buldum. Normalde de müzikle çok alakalı bir insan olduğum için oradaki insanlarla iletişim yollarımdan biri de müzik oldu. Günün neredeyse her saati gerçekleştirilen etkinliklerden en sevdiğim kano idi. Hayatımda ilk defa kanoya binmek hele ki bunu Portekiz-İspanya sınırındaki bir nehirde gerceklestirmek gerçekten çok keyifliydi. Bütün kazanımlarıma genel olarak bakacak olursam en etkilisi insanların sıcak yaklaşımı sayesinde İngilizce'yle olan kavgamda galip gelmemdir. Dilimi çok iyi geliştirdim. Bana büyük katkıları oldu. Orada tanıştığım kişilerle hala görüşüyor olmak çok güzel , umarım başka projelerde yeni insanların yanı sıra oradaki arkadaşlıklarımi tekrar yaşamak ve gerçek hayatta devam ettirmek isterim. Yeni projelerde yeni insanlarla görüşmek üzere. Sevgiler 😊



Ömer :

Erasmus+ ile ilk kez bu projeyle tanışmadım ama bu ilk gençlik değişimi projemdi. Bu projede takım lideriydim bu nedenle sadece kendim değil diğer katılımcıların da birtakım lojistik problemlerinden ben sorumluydum. Projeye 2 gün önce gidip Lizbon’u keşfettik. Lizbon’un mimarisi, yaşam tarzı, kültür ve sanat yaşamı beni çok etkiledi. Dolu dolu geçen iki günden sonra Portekiz’le İspanya’yı bir nehirin ayırdığı, sınırda Alcoutim adında küçük bir kasabaya gittik. Kasaba kalesi, nehri, sahili ile ilham verici bi yerdi. Kasabada sürekli festivaller ve konserler oluyordu. Gezginlerin sürekli geldiği bir yerdi.  10 gün boyunca seçtiğimiz atölye’lere katıldık. Ben dans atölyesine katıldım. Çağdaş dans, felsefesi ve yoga ile ilgili çalışmalar yaptık. Dans atölyesi bana vücudumu nasıl kullanacağımı, duygularımı hareketlerle nasıl ifade edeceğimi öğretti. İçimizdekileri dışarı aktarmanın bir yolu olarak çağdaş dans yaptık. Çok yaratıcı kareografiler ortaya çıkardık. Tüm atölyeler projenin son günü Alcoutim kalesinde gösteri düzenledi ve bu gösteriye şehirde yaşayanlar da katıldı. Çok güzel bir gösteri oldu. Proje boyunca 11 ülkeden gelen katılımcılarla çok iyi diyaloglar geliştirdik. Birsürü arkadaşlıklar kurduk. Benim için unutulmaz bir deneyimdi. TREX ailesinin bir parçası olduğum için çok mutluyum. Bu proje ye katılma fırsatını sunduğu için TREX’e çok teşekkür ederim.



Bloğumuzu takipte kalın!

Sevgilerle





1 Eylül 2013 Pazar

Bir Pazar Röportajı Daha..


Bu haftaki Pazar Röportajlarımızın konuğu yine eski bir gönüllümüz olan Gökalp Özerim ve onun AGH hikayesi. Keyifli okumalar dileriz.



22 Mayıs 2013 Çarşamba

Unutamayacağım bir deneyim, unutamayacağım bir ülke...

Beni kendine aşık eden ülke oldu Portekiz. Kendisiyle 2011 Ağustos’undan evvel tanışamamıştım. Onunla tanışmam Avrupa Gönüllü Hizmeti (AGH) vasıtasıyla oldu. Hayatımda verdiğim en isabetli kararlardan biri oldu AGH deneyiminde bulunmak.




16 Mayıs 2013 Perşembe

Nice yaşlara Turk.Pt

Hayat gerçekten tesadüflerden mi ibaret sorusunu sordurtan bir durum benim için turk.pt




16 Şubat 2013 Cumartesi

Portekiz'den başka bir AGH Deneyimi


Rasa ve Aneta'nın yorumlarıyla Portekiz'de AGH... 

a video by Ângelo González



kaynak/source: http://www.youtube.com/watch?v=kGsuVfZh2E0&list=FLZCpG83EuCi2fgFIOaIwT5g

16 Ocak 2013 Çarşamba

Portekiz'de 1 Yıl


Merhaba,

Ben Melike. TREX(Eski AGH Gönüllüleri Derneği)’in gönderen kuruluşum olduğu 12 aylık bir projeyle geçtiğimiz Ekim ayı sonuna kadar Lizbon’da gönüllü olarak bulundum. Şimdiye kadar EVS deneyimimle ilgili birşey yazmadığımı farkedip, bunu en çok hakeden kürsü olarak TREX’in sayfasında paylaşılmak üzere birkaç cümle yazmaya karar verdim.



“Aman efenim AGH (EVS) şöyle güzeldir, böyle iyidir”li cümleleri direkt geçiyorum, zira bunda hemfikiriz sanırım. Benim söyleyeceklerim daha çok sürecin öncesi, proje esnası ve sonrasında yaşananların kısa bir özeti niteliğindedir.

11 Ocak 2013 Cuma

Fado Ülkesi Portekiz’deydik!

Merhabalar!
Trex-EVS 6  katılımcısı ile birlikte bu defa Portekiz’in Coimbra şehrindeydi. Nesillerarası yardımlaşma ve aktif yaşlanma konulu, Check-In isimli derneğin ev sahipliğinde gerçekleşen projeye katılım sürecine kareler eşliğinde bir göz atalım: 



13 Aralık 2012, projenin ilk günü! Katılımcılarımız İzmir-İstanbul-Lizbon uçuşları ve  kısa bir otobüs yolculuğunun ardından akşam saatlerinde yorgun bir halde Coimbra’ya ulaştılar. Ancak aşağıdaki manzarayı görür görmez tüm yorgunluklarını unuttular ve macera başladı!


3 Mart 2012 Cumartesi

AGH Sürecim ve Lizbon Anıları...


        
      Merhabalar, ben Gökalp. Portekiz’in Lizbon şehrinde 3,5 ay boyunca  ANEVE Gençlik organizasyonunda AGH gönüllüsü olarak çalıştım. Bu benim ilk yurt dışı deneyimimdi, oldukça da heyecanlı ve meraklıydım aslında. Lizbon bilindiği gibi tarihi özellikleri oldukça ön planda olan bir şehir. Uçak ilk havaalanına indiğinde fikrim biraz ilginçti; ‘burası mı!’ dedim kendi kendime çünkü tek katlı oldukça mütevazı bir havalimanı vardı Lizbon’un.

12 Şubat 2012 Pazar

Obrigado…



Yıllarca yabancı dilde teşekkür etmenin “thank you” dan ibaret olduğu bir yolun sonunda; taksiciye uzattığım para karşılığında aldığım “Obrigado” cevabı ve benim “thank you” karşılığım…
Artık yabancı dilde konuşan biri değildim; yabancıydım…

28 Eylül 2011 Çarşamba

Portekiz'de Büyük Buluşma






Nerede ne zaman tanıştığının bir önemi yoktur aslında. Önemli olan gönüllülük paydasında yeni paylaşımları birlikte tatmaktır. Gönüllülerimiz Barış ve Umut AGH'ye başlamadan ayrılış öncesi toplantısında tanışmışlardı. Şimdi, birbirlerini gönüllülük yaptıkları ülkelerde ziyaret ediyorlar.

7 Ocak 2011 Cuma

JUST VOLUNTEER!


Portekiz'de "medya ve iletişim" üzerine Avrupa Gönüllülük Hizmeti yapan ve hatta yakın zamanda AGHsi bitecek olan gönüllümüz Enes Uysal'ın rol aldığı gönüllülük ile ilgili filme aşağıda ki bağlantı adreslerinden ulaşabilirsiniz.

11 Kasım 2010 Perşembe

!LKLER ÖZELD!R..


!lkler özeldir. !lk sevgili, ilk aşk, ilk iş ve bunun gibi bir çok ilk, unutulmaz kolayca
hayat boyunca. Benim içinde EVS öyle olmuştu. ilk yurtdışı deneyimim, ilk defa farklı bir
kültür tanıyışım, ilk defa kendi dilimin kullanılmadığı bir ülkede insanlarla anlaşmaya
çalışmak ve ilk yabancılarla başlayan unutulmayan arkadaşlıklar ve daha onlarca ilk…

Bundan 4 yıl önceydi ilk EVSim ve ozaman kendi kendime demiştim bir gün bunu tekrar
yapmalısın. Kısa dönem EVS yapmam bana EVS ve Avrupa Birliği Projelerini tanıma fırsatı
yarattı. EVS in ne kadar da yararlı ve güzel bir şey olduğunun farkına varmama neden oldu.
Ardından yıllar geçmesine rağmen ilk EVS’imden aklımın bir köşesinde hep ikinci EVS’imi
ne zaman yapacağım fikri duruyordu. Üniversiteyi bitirir bitirmez herkes de olduğu gibi ben de
ne olacağım teleaşı başlayınca bunun EVS yapmak için güzel bir fırsat olacağını düşündüm ve
soluğu Serkan'ın yanında aldım. Hemen nasıl bir proje aradığımı ve hangi yönlerde kendimi
geliştirmek istediğimi anlatarak proje bulma konusunda yardım istedim. Kendisi beni kırmadı ve yardımcı olacağını söyledi ve birde şansımın yaver gitmesi sonucunda aradan 5 gün
geçmeden Serkan beni aradı ve proje bulduğunu başvurup başvurmak istemedi#ğmi sordu.
$aşırmıştım bu kadar erken olmasını beklemiyordum ama bu kaçırılmayacak bir fırsattı ve
bende kaçırmadım ve böylelikle bir “Portekiz Macerası” başlamış oldu.

Portekiz neresi ? insanları nasıl ? sevecek miyim ? Harita nerede ? gibi sorular
kafamda belirmeye başladı. Çünkü Portekiz hakkında tek bilgim kısa dönem EVS yaparken
tanışmış olduğum arkadaşım Cloudia idi ve başka hiç birşey bilmiyordum. Projeyi kabul
etmiştim çünkü direk benim istediğim gibi beni geliştirecek bir projeydi yani ülke değil direk
proje seçmiştim. Projeyi kabul edişimin ardın proje başvurusu bekleme süreci vize işlemleri gibi
bir süre prosedürü atlattıktan sonra 1 $ubat 2010 tarihinde artık Portekizdeydim.

Bana ilk söylenilen ve internetten araştırdığım da öğrendiğim Portekizlilerin rahat
insanlar olduğu aceleci davranmadıklarıydı. Bu yüzden havalanında yarım saat beni
almalarını bekleyerek bu tecrübeyi gelir gelmez tatmış oldum.Portekize geldiğimde
şaşırmıştım hava gayet soğuktu. Evlere de merkezi ısıtma sistemi yok ve elektrikli sobalarla
ısınıyorduk. !nsanlar farklıydı ve !ngilizce konuşan pek fazla yerel halk olmadığından
alışverişlerde beden dilini ve anlamasalarda ingizlicemi kullanıyorudum ve her yer küçük
kafelerle doluydu. !lk bir ay çevreyi tanıma ve insanalara alışma ile geçti. Ama her şeyi
tanıma keşfetme Varış eğitiminden sonra iyice pekişti. Artık lizbona nasıl gidilir gezilecek
görülecek yerler nerelerdir gibi bir çok yeni yer ve bilgi öğrenmiş oldum ve arkadaşlar da
cabası. Ama portekizde kış her zaman karanlık ve yağumurluydu buda insana hiçbir şey
yapma isteği vermiyordu.

Portekizde 4. aydan sonra artık basit cümleler kurabiliyor ve isteklerimi
anlatabiliyordum ve Türklerle (Erasmuslarla) tanışmaya başladım artık hem evs hemde
erasmustum yani kimi zaman Evs lerle kimi zaman erasmuslarla takılıyordum ve portekize
iyice alışmıştım. Artık canım sıkıldığında lisbonu gezmeye gidiyor arkdaşlarımla buluşuyor
zamanımı dolu dolu geçiriyodum.

Portekizde 6. Ayıma geldiğimde yaz gelmişti ve bu festivaller ve plaj zamanı demekti.
Yazın burda bir çok çeşitte festivaller oluyordu ve portekiz plajları ve sörf yapma olanakları
ile meşhurdu. Ayrı artık portekizde oturma iznimde vardı kışı atlattıktan sonra en çok yapmak
istediğim şeylerden birini yapmaya karar verdim. Direk internetten ucuz uçak bileti
araştırmaya başlayıp avrupayı gezecek ve keşfedecektim. Daha rahat olmak için bu seyehati
tek başına yapmayı kararlaştırdım. Ve yaptım da ;sırt çantamı alıp portekizdin porto şehrinden
madrid sonrasında paris ardından barselona dolu dolu 10 gün geçirip unutulmayacak bir avrupa turu yaptım.


Portekizde 8. Ay dolduğunda artık yerel halkın konuştuklarını anlayabiliyordum. Ama
portekizceyi hala akıcı bir şekilde konu"amıyordum ve konuşmak için çalışıyordum.
Portekizcemin gelişmesi için hertürlü kültürel etkinliğe katılmaya çalışıyordum. Bu yüzden
zamanımın çoğunu evde değil dışarda arkadaşlarla birlikte geçirmeye özen gösteriyordum.
Ve artık 9.5 aydır Portekizdeyim bu demektir ki projenin sonları yaklaşıyor ve geri
dönme zamanı yavaş yavaş geliyor. Bilmiyorum geri dönmeye hazır mıyım. Gerçek şu
türkiyeyi arkadaşlarımı ve ailemi özledim ama bunu adım gibi biliyorum türkiyeye dönünce
de burayı özleyeceğim ve geri gelmek istemeyeceğim. Bakalım günler neler gösterecek...


Portekizden Sevgilerle


Enes UYSAL

2010-Kasım

23 Mart 2010 Salı

AKLIM PORTEKİZ’DE KALMIŞ OLAMAZ MI? (kısım 2)



AGH sürecindeki tatilimi Portekiz’de “interRail” yaparak kullandım. Gidilecek şehirlere sebebi ziyaretim Portekiz’i daha da yakından tanımaktı. Bunun için elbette tatili beklemeden bazı şehirlere çok önceden ayak basmışlığım da vardı. Tüm bunları bir araya getirip neticelendirdiğimde ise söylemek istediğim şudur: Lizbon, Guimarães, Braga, Porto, Evora, Beja, Lagos, Faro, Coimbra, Aveiro, Fatima, Amarente, Vila de Conde, Sintra, Cascais, Torres Vedras ve daha nice Portekiz şehri veya beldesi büyüleyen mimari yapısı, tarihi dokusu, tertemiz doğası ve havası ile ziyaretçilerini büyülüyor, kendine hayran ediyordu. Buna bir de geleneklerine düşkün ve onu büyük bir kararlılıkla muhafaza eden Portekiz insanının takdire şayan tavrını da eklemek gerekir. Bu insanlar geçmişlerine öyle saygılılar ki gökdelenler ordusu, grileşmiş beton şehirler ve ABD kokan klişelerle boğmamışlar bu güzelim ülkeyi. İşte bu nedenlerle ben ve benim gibi düşünenler için gidilip görülmesi gereken ülkeler sıralamasındaki yeri ön sıralardadır ve öyle olmaya devam edecektir…




Akılda yer eden Portekiz’e dair imgeler ise; ülkenin simgesi olan Portekiz horozu, kuzeyin Porto’suna karşı güneyin Lizbon’u, enva çeşit deniz ürünleri, enfes Porto ve Alentejo şarapları, kahve tutkunluğu, alkol ve parti severlik, öğle vakti tüm dükkânların ve işyerlerinin tatil olması sebebiyle sessizliğe bürünen şehirler, leziz tatlı çeşitleri, akşam saat on civarı veya sonrası yenilen akşam yemekleri, güler yüzlü, neşeli Portekiz insanının zamanla asla muhatap olmayan rahatlamış yaşam şekli, kuzeyin soğuk ve yağışlı havasına karşın, güneyin ılık ve güneşli günleri, okyanusta sörf yapan insanlar, tarih kokan Arnavut kaldırımlı sokaklar, Fado müziği, Andanças, Pinheiro, São Joao Festivalleri, Tuna müzik grupları ve onların dinlenesi Serenatları… ve dahası sayılabilecek onlarcası…

Geriye dönüp baktığımda, Portekiz’de karşılaştığım tek zorlu mevzu ise Türklerin uğraşmakla yükümlü olduğu vize ve oturum izni konularıdır. Her ikisinde de, Portekiz’de Avrupa Gönüllü Hizmeti yapan bireyler dikkatli olmalı derim. Öncelikle, Avrupa Gönüllü Hizmeti projesi Portekiz polisi tarafından ayrıntılı olarak bilinmediğinden, kendinizi onlara çok iyi bir şekilde ifade etmeniz ve çok sabırlı olmanız gerekiyor. Ek olarak, bürokratik süreç yavaş işlediğinden; vize uzatma ya da oturum izni alma süreniz tahmin ettiğinizden daha uzun bir zaman alabiliyor. Yine de bu mevzunun gözünüzü korkutmasına izin vermeyin elbette! Bu durumun bilincinde olarak Portekiz’e gider ve gerekli işlemlerinizi bir an önce gerçekleştirmek için sıvarsanız kolları, artık tasalanmak için bir sebebiniz olmayacaktır, sizi temin ederim…





Portekiz’in tüm artı ve eksilerini koydum da kefeme.. Ne olursa olsun, eğer bir daha AGH yapabilme hakkım olsaydı; hiç düşünmeden yine bu şahane ve Avrupa’nın şahsına münhasır ülkesinde yapardım; zira şairin kalbi Ege’de kalmışsa, benim de aklım Portekiz’de kalmış olamaz mı??

Aslıhan Şekerci
Portekiz 2009



17 Mart 2010 Çarşamba

AKLIM PORTEKİZ’DE KALMIŞ OLAMAZ MI? (kısım 1)

Avrupa Gönüllü Hizmetimi Portekiz’in Braga ve Guimarães şehirlerinde, Minho Üniversitesi’nin Radyosu RUM’un kültür bölümü olan Cultur@rum’da gerçekleştirdim. Altı ay sonunda AGH süreci tamamlandığında ise ben çoktan Portekiz’i başıma taç etmiştim…

Projenin dahilinde, RUM’un bünyesinde var olan ya da proje süresince gerçekleştirilecek olan her türlü kültürel aktiviteye katılmak; yetkili kişilerle görüşüp, röportaj yapmak; fotoğraf çekmek ve tüm bunları harmanlayıp; radyonun internet sitesi ve bölgesel bir gazete olan “Jornal Academico” için haber veya makale yazmak gibi her hafta yapılan rutin eylemler vardı... Bununla birlikte yürütülen ufak çaplı projelerde, gönüllüler dilediği projeyi geliştirmekte serbestti. Ben de kendi ilgi alanlarıma ve yeteneklerime göre iki ayrı proje üzerinde çalıştım. Birincisinde, RUM’un Portekizce olan web sayfasının Portekizce bilmeyen kişilerce de anlaşılabilir olması için, kısa ve öz bir şekilde İngilizce’ye tercüme edilmesi; radyonun tarihi, vizyonu, misyonu, Avrupa Projeleri’nin bu çeviriye dâhil edilmesi vardı. Avrupa Projeleri geliştirebilmek için gelecekte kurulacak olası ortaklıklar adına Avrupa Komisyonu’nun veri tabanını taramak ve RUM’a yeni ortaklar bulmak da ilk projemin kapsamındaydı. İkinci bireysel projem ise; Türk Göbek Dansı Workshop’ı hazırlayıp bunu Minho Üniversitesi öğrencileri ve yerel halktan ilgilenen kişilere sunmaktı. Bu projede ise diğer Türk gönüllü arkadaşım Aslı ile birlikte görev aldık. Her iki proje de hatırlanası anıları beraberinde getirmiş ve keyifle tamamlanmışlardı…

RUM personelinin ve özellikle koordinatörümüzün AGH konusunda son derece heyecanlı ve istekli olması, AGH sürecimin sancısız, hatta tam aksine pürüzsüz ve belki de harika geçmesine büyük katkı sağlamıştı. Tüm radyo çalışanları biz gönüllülerle İngilizce dilinde iletişim sağlıyor, herhangi bir sorunumuzda yanımızda yer alıyor, bize radyonun inceliklerini göstermeye gayret ediyor, mesai saatleri dışında da Portekiz’i daha yakından tanıyabilmemiz için bizlere arkadaşlık ediyorlardı. Zaman içinde öyle alışmıştık ki ev sahibi kuruluşumuzdaki arkadaşlarımıza, sıklıkla, birlikte pür neşeli aktivitelere imza atıyorduk... Düşünsenize mesainizden sonra akşam tüm çalışanların aile ortamı sıcaklığında bir araya gelmelerini ve zaman, mekan, yağmur, soğuk dinlemeden alabildiğince eğlenmelerini… Böyle bir AGH dostlar başınadır…

Sadece çalıştığım radyonun personeli değil; Portekiz insanı genel olarak son derece yardımsever, sıcakkanlı, misafirperver ve arkadaşlığa önem veren bir mizaca sahipti. Durum böyle olunca da o ülkede hiçbir şekilde yabancı gibi hissetmiyordunuz kendinizi. Portekiz’in kendine has ılık ve dost havası sizi daha ilk günden etkisi altına alıp, sarıp sarmalıyor ve bir daha da bırakmıyordu… Nasıl mı? Buyurun, şöyle alıyım sizi: Portekizce bilmiyorsanız, ülkede kendinizi ifade edebilmeniz için İngilizce iletişime geçmeniz gerekiyordu ve fakat bunu gerçekleştirebileceğiniz kişi sayısı pek de fazla değildi… Peki ne mi oluyordu? Elbette telaşa mahal verilmiyordu, çünkü sevecen Portekiz insanı sizle beden diliyle iletişim kurabiliyor ve derdinize derman olmaya çalışıyordu… Hal böyleyken, nasıl sevilmez bu dünya tatlısı tonton amcalar, Akdeniz kadını teyzeler ya da Latin hamuru gençler?

Öte yandan, uluslararası ilişkilerin son derece yoğun olarak yaşandığı bir şehirde, Guimarães’de yaşıyor olmak benim için çok büyük bir şanstı. Şehirde Minho Üniversitesi’nin varlığı, sosyolojik anlamda onun gelişimine pozitif bir katkı sağlıyordu. Şöyle ki; hem Portekizli, hem de diğer ülkelerden gelen öğrencilerin bir arada oluşu, kentin kültürel dokusunu bozmadan onu daha ileri seviyelere taşımaktaydı. Bu koşullarda Minho Üniversitesi Radyosu’nda görev aldığımı da hesaba katarsam, AGH’nin kişisel birikimime olan artısını yadsıyamam. Çok uluslu bir ortamda ve kültürler arası dialoğun tam da ortasında altı koca ay bulunmak fikirlerinize, vizyonunuza, kültürel birikiminize ve de dünya görüşünüze ciddi katkılar sağlamaktadır- ki benim gibi dünya görüşü hümanizma olan biri için bunun pahası asla biçilemez!
Aslıhan Şekerci
Portekiz, 2009

22 Şubat 2010 Pazartesi

Kendi kendimin hayalini gerçekleştirdim...

Biliyordum aslında çok farklı olacaktı yani her şey çok çok olacaktı.. Daha Porto uçağına bindiğimde anladım bunu.. Bir uçakta koridorda kağıt oynandığını, kahkahaları ve heyecanlı sohbetleriyle ne dediklerini anlamayan benim bile güldüğümü, dahası müzik yayını yapıldığını düşünün… Nasıl mutluyum anlatamam.. Oysa üzgün hatta mümkünse melankolik olmam lazım..Şahane ailemi ardımda bırakmışım,valizimi alıp yola koyulmuşum ama yok ölücem mutluluktan..Oh be diyorum içimden daha ilk adımda bile yanıltmadılar beni.. Havaalanına iniyorum, valizlerimi alıp çıkıyorum müthiş şirin bir adam gelip bana sarılıyor; Miguel..Proje koordinatörü...

“3 saat vaktimiz var eve gitmeden önce ne yapmak istersin?” dedi..Okyanusu görmek istediğimi söyledim hiç şaşırmadı zira motivasyon mektubuma bunu da yazmıştım :) Gittik.. Kendi kendimin hayalini gerçekleştirmiştim…

Birçok kişi gitmeden önce kalacağı yerin resimleri istemiş kurumları da yollamış ama benim bu hiç aklıma gelmemişti dolayısıyla işin bu kısmı da sürprizdi. Amarante’ye girdiğimizde gördüklerime bayıldım..Bir şehir düşünün; giriyorsun yemyeşil, her taraf şarap bağları, şehrin ortasından nehir geçiyor,nehirde kayıklarla geziliyor kısacası kartpostal gibi.. Kalacağım yer nehrin kıyısında bir gençlik evi..Mest oluyorum.. En büyük korkum dil konusunda anlaşmazlığa düşmek iken bakıyorum herkes İngilizce konuşuyor.. Odama yerleşip uyuyorum hemen, saatlerce yollarda sürünmenin ardından ama umurumda değil, ülkemdeyim ben :)

Kurumum gençlik programları ve çalışma kampları konusunda çok aktifti ve ben gittiğim dönemde de 12 farklı ülkeden 25 katılımcının olduğu bir çalışma kampı vardı… Ayrıca diğer 5 gönüllü de benden önce gelmişlerdi çünkü vize sıkıntısı yaşayan bir ben vardım ve bu yüzden 8 gün geç gitmiştim. Uyanıp arka bahçedeki yemeğe katılmak için aşağıya indiğimde nasıl hissettiğimi bir düşünün!!! 30 tanışık, kaynaşık kişi ve ben… İngilizcem yetersizdi, yarım yamalak uyumuştum, acıkmıştım ve karmakarışık bir yemek görüyordum herkesin tabağında, en önemlisi bahçeye girdiğim anda 1-2-3 tıp denmişçesine susup bana bakan 30 çift göz…Derken hepsi yemeklerini tek tek bırakıp kendilerini tanıtmaya geldiler, bir yandan da proje arkadaşlarımdan biri tabağımı hazırlayıp muhteşem sangria’dan ikram etti…
Biz hiç uyum sorunu yaşamadık taa ki Portekizce dersleri başlayana kadar.. AGH boyunca tek zorlandığım konu buydu çünkü çok farklıydı..Önce çok zor geliyordu ama baktım ki hiç değil sadece farklı, yepyeni…

İlk 15 gün bizde çalışma kampına gelenlerle ortak çalıştık…Porto’da kaybolduk,şarap yapımını öğrendik, nehir çevresindeki çöpleri topladık, çilek hasat ettik, sarhoş olduk, güldük, eğlendik, alıştık birbirimize sonra onlar gitti..Bu hep böyle devam etti her ay yepyeni 2 ayrı grup ve nerdeyse her milletten insanla tanıştım.. Deneyim kazandıkça biz, yani AGH gönüllüleri diğer katılımcıların danışmanlığına terfi etmiştik :) Başlamıştı oradaki hayatım artık… Kendi kendime gezip, alışveriş yapmak, çat-pat Portekizce konuşmak nasıl zevkliydi anlatamam… Hemen her gün biriyle tanışıyordum… Geldiğim ülke, onların ülkelerinde bulunuş şeklim çok ilgilerini çekiyordu…

Orada yaşarken o kadar kaynaşmıştım ki kendimi hiç başka ülkeden hissetmedim, hissettirmediler… Şimdi düşünüyorum da ne harika bir kararmış AGH yapmak…He hiç mi sıkıntılı zamanlarım olmadı, oldu elbette ama kimin umurunda?? Benim değil..Yine olsa yine giderim…

Leyla ÖZBİLEN
Portekiz- 2009


8 Ağustos 2009 Cumartesi

cinfel atlantico


Uzun çok uzuuun geçen uçak yolculuğumuzun ardından(İzmir-İstanbul, İstanbul-Lizbon, Lizbon-Ponta Delgada yaklaşık 7 saat) sonunda Sao Miguel’deyiz. ilk gecemiz Avrupa’nın en iyi eğitmenlerinden biri olan Jo’nun oynattığı tanışma oyunlarıyla fazlasıyla eğlenceli bir şekilde geçti.

2.günümüz yine çeşitli oyunlar oynadık, kaldığımız yer olan Vila Franco do Campo’nun belediye başkanını ziyaretimizle geçti. Derneğimiz TREX’i ve Türkiye’yi tanıtan sunumları yaptık. Günlük değerlendirme sonrasında Kareoke Night düzenlendi. Her ülke kendi ülkesinin bilinen şarkılarını söyledi.