polonya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
polonya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Kasım 2016 Cuma

Polonya'da Bir Mutlu Gönüllü

     Merhabalar, ben Yasin Acar. İzmirliyim, Ege Üniversitesi Halkla ilişkiler ve tanıtım bölümü mezunuyum ve bugünlerde, Polonya'da bir Erasmus+  EVS projesi için gönüllü olarak çalışmaktayım. Bugünlerde, burada yaşadıklarım ve öğrendiklerim, beni buralara getiren sebepler hakkında hafızamı yoklamaya başladım ve aklıma gelen, değerli olduğuna inandığım hikâyem ve deneyimlerimi sizlerle paylaşmak istedim.

1 Haziran 2015 Pazartesi

Life is Beautiful with EVS

Hepinize merhabalar, J
Bu benim Agh hikâyem. İşte başlıyoruz. J
Her şey mezun olmadan önce, babamın, bana AGH hakkında link göndermesiyle başladı. Detaylı araştırmadan AGH aklıma yattı ve sonra gerekli belgeleri hazırladım. Başvurulara başladım hemen ve hep hayır cevabı alıyordum. Üniversite zamanımda Erasmus yapmadığım için pişmanlık vardı ve bu sefer gönüllü olup yurt dışında olmak istiyordum. Mezun olduktan bir süre sonra internette Trex Evs’in ilanını gördüm ve başvurdum. Hep hayır aldıktan sonra şansımı deneyeyim ne kaybederim dedim ve 100’ü aşkın başvurunun ardından sonunda seçildim. Ardından başvurulara başladıktan 1 yıl sonra Gönüllü oldum. J

3 Aralık 2014 Çarşamba

Benim AGH Hikâyem

Gönüllü olun ki, farklılıklarla kavrulun!
Merhaba,
                Hayatımın en farklı dönemlerinden biri Avrupa Gönüllü Hizmeti’nde bulunduğum zamandı. “Engelli Kazanır, İnsanlık Kazanır” projesi kapsamında 2014 yaz döneminde iki ay boyunca Polonya’nın Milicz kasabasında bulundum. Aslında iki ayın tamamını burada geçirmedim. Bütün izinlerimi Avrupa’nın farklı şehirlerini görmek için fırsat bildim ve sürekli ‘yolcudur Abbas, bağlasan durmaz’ modunda gezdim durdum.
Viyana- Belvedere Sarayı
               

25 Mart 2014 Salı

İyi ki Buradayım, I mean in Poland!

Her şey Romanya’dan gönüllü olarak gelen Oana’nın ev arkadaşım olması ile başladı. Üniversite’yi yurt dışına çıkamadan bitirdiğim için az da olsa içim buruktu ama nereden bilebilirdim ki yüksek lisansım esnasında kendimi Polonya’da bulacağımı!




8 Kasım 2013 Cuma

Polonya’da Bir Youth Exchange : YEEY !

Yeni bir proje demek yeni arkadaşlıklar, yeni yabancı dostlar, farklı kültürler, farklı şehirler demektir.Her proje’de kesinlikle unutulmayan birileri, yada anılar vardır. İşte yeni bir proje daha. Youth Exchange Express Yourself in Poland/Sepolno. YEEY !


Proje’nin kabulu mail olarak telefonuma geldikten sonra heyecan başlamıştı zaten. ”Kabul edildiniz” yazısı insanın heyecanına heyecan katıyor. Tabi sonra diğer katılımcılar kim acaba diye bir merak salıyor insanı. Bende de öyle oldu. Facebook’dan kurduğumuz grupla Nevzat abinin önderliğinde tanışmıştık. İnternet üzerinden nasıl buluşacağımız, uçak biletlerimiz ve alınacakları konuşmuştuk. Herşey hazırdı ve geriye sadece saat 00.00 ‘da İstanbul Atatürk Havalimanın’da buluşmak kalıyordu. Aslında uçak biletimiz 05.00′da idi. Fakat Nevzat başkanımızın öncülüğünde erken buluşup tanışıp kaynaşmayı tercih ettik. 5 saate birbirimizi tanımaya çalıştık, konuştuk, muhabbet ettik.

18 Mayıs 2012 Cuma

Gözde'nin Polonya Anıları



Polonya’ nın kuzeyinde, Tczew’den Merhaba! Son dakika başvuruları, heyecanlı bekleyişler ve Gökay Bey’in yardımları sonunda işte burada, gönüllülüğümün 3. ayındayım. Tüm başvuru ve kabul edilme süreci bittiğinde, “Sonunda…” diyordum, “Sonunda bitti”. Oysa yeni başlamış meğer sonunda. 9 aylık bir hikâyenin ilk 3 ayına dönüp baktığımda, gülümsediğim birçok anının başında, Polonya’ya gidişim ilk sırada. Evet, sanırım Gökay Bey’i dinleyip daha az eşya almalıydım.
Evet, ne demiştim… Uçakta başladı her şey. Biraz yolculuk, biraz ilk günlerin  izlenimleri, biraz dile alışmanın zorlukları… Tczew’den canlı canlı, gönüllünüz bildiriyor… 

14 Aralık 2011 Çarşamba

Polonya'dan Heja bildiriyor!







Selam millet. Ben Heja, EVS’imi Polonya’da yapıyorum. Yaşadığım yerin adı Katowice ama merkezde değilim tabi. Wojkowice diye daha küçük bir ilçedeyim. İlk başlarda zorlandım alışmakta. Sokakta yürürken herkes size bakıyor (hele bi de esmerseniz). Ama zamanla alışıyorsunuz, insanlar çok sıcakkanlı ve misafirperver.

28 Ekim 2011 Cuma

Gezi Tüyoları




Selam arkadaşlar;
Nereden başlasam bilemiyorum. Anlatacak, yazacak o kadar çok şey var ki. Benim projem 2009 yılında Polonya’nın Bystrzyca Klodzka şehrinde geçti. Şehir dediysem literatür olarak. Kasaba demek daha doğru olur aslında. Uzun dönem bir projeydi. 6 ay. Projem okul sonrası aktivitelerle ilgiliydi. Ben bir kreşte çalıştım.  Bu benim için çok avantajlı oldu. 

22 Nisan 2011 Cuma

AGH hayatı bambaşka...














Merhaba,

Ben Evrim Göksel, Avrupa Gönüllü Hizmeti’ni Polonya’nın Gdynia şehrinde gerçekleştiriyorum. Polonya’nın kuzeyinde bulunan turistik bir şehir, ayrıca Gdynia-Sopot-Gdansk olarak Polonyalılar tarafından trojmiasto(3city) diye adlandırıyor. Bu üç şehir yaz sezonunda Polonya’nın en gözde tatil ve eğlence merkezleri. Şu an burada 4 ayı geride bırakmış bulunuyorum. Projemin süresi 9 ay. Sizlerle 4 aylık geride bıraktığım süreci paylaşacağım. Şimdi en başa dönelim,

AGH projem, ‘’Mrowisko’’ adı altında bu bölgede yaşayan gençlere yardım eden bir kuruluş. 7-16 yaş arası çocuk ve gençlerle çalışıyoruz. Bu gençlerin aileleri ekonomik sıkıntılar içerisinde, bazıları alkolizm sorunuyla mücadele ediyor. Projemde Portekizden bir arkadaşla beraber çalışıyoruz. Gönüllü olarak iki kişiyiz. Yaptığımız işlere gelince, çocukların İngilizce ödevlerinde yardımcı olmak, Spor Aktiviteleri( Futbol,Masa Tenisi,Basketbol) ve aktiviteler düzenlemek. Çoğu zaman çok güzel ve eğlenceli zaman geçiriyoruz. Çalıştığım yerde ki Polonyalı çalışanlarla aramız gayet iyi. Kafamızda çocuklarla ilgili bir proje ve ya bir aktivite varsa her zaman destek veriyolar, sürekli fikirlerimizi dinliyorlar. Bağlı olduğumuz organizasyonda toplam 8 gönüllüyüz, fakat hepimiz farklı bölgelerde çalışıyoruz. Organizasyon bize kiralamış olduğu evlerde kalıyoruz. Açıkcası Polonya’daki organizasyonum açısından çok şanslıyım, çünkü her konuda yardımcı olup ilgileniyolar. Haftada iki gün diğer gönüllülerle birlikte Lehçe kursu alıyorum. Organizasyon bizi dil kursu ve yerel ulaşım konusunda maddi olarak destekliyor.

Şimdi biraz Polonya hakkında konuşalım,

Beklediğimden daha güzel bir ülke buldum, Adaptasyon sürecim yaklaşık geldikten sonra 1 hafta sürdü. Açıkcası herhangi bir kültür şoku yaşamadım, Ama buradayken adaptasyon sorunu yaşayan bir çok gönüllü tanıdım, evini, annesini, babasını, köpeğini özleyen bir çok gönüllü gördüm. Benim özlediğim şeylerden biri Türk mutfağı oldu. Bana göre Polonya ile damak zevkimiz biraz farklı. Polonyalılar, yardımsever insanlar. Türklere karşı herhangi bir olumsuz görüşleri yok, çok sıcakkanlılar. Bazıları Türkiye’nin turistik kesimlerinde daha önceden bulunduğu için, Türkiye hakkında belirli bir bilgiye sahip, Fakat Türkiye hakkında çok şey bilmeyen tiplerde mevcut. Tanıştığım insanlardan bazıları Türküm dediğim zaman, çok ilginç sorular geldiğide olmadı değil, bir keresinde bir öğrenci partisinde, bir kişi bana senin dinin islam ‘’ islam dininde diğer dünyada 100 tane bakire kız veriyolarmış bu doğru mu? ‘’ diye bir soruyla karşılaştım. Karşılaştığım en entresan sorulardan biriydi. Ayrıca Polonya’da caddelerde, trenlerde bir çok sarhoş insanı görebilirsiniz, hatta bir keresinde trafik lambası ile kavga eden bir sarhoş adam görmüştüm, hiç unutmuyorum. Alkolizm bu ülkede problem, ama bu alkolik insanları şu ana kadar para istemek dışında, çevreye hiçbir zararlarını görmedim, zarar verecek bir halleride yok zaten. Polonya’da yaşlı insanların oranı çok fazla, bu yüzden otobüslerde çok nadir oturabilirsiniz. Genelde İngilizce konuşanların oranı çok fazla değil, Genç ve Üniversiteli kesim, İngilizce konuşuyor, ama burda Lehçe öğrenmek için bir çok sebep olduğu bir gerçek, kurslar ve diğer faktörlerin etkisiyle 7 ayı geride bıraktıktan sonra, şu an Lehçe konusunda kendimi ilerlettim, diyebilirim.

Avrupa Gönüllü Hizmeti, herkesin yaşaması gereken bir tecrübe. EVS hayatı bambaşka, geride bıraktığım 7 ay nasıl geçti hiçbirşey anlamadım, eğer iyi bir organizasyona, güzel bir şehire denk gelirseniz, EVS süreci boyunca çok güzel zaman geçirebilirsiniz, projenin bana kattığı pek çok olumlu katkı oldu, öncelikle buraya gelmeden önce yemek pişirme hakkında hiçbir fikri olmayan bir insandım, ama geldikten bir ay sonra, ‘’yeter artık, böyle yürümüyor’’ diyerek İnternet’in başına geçip, youtube’taki teyzelerin yaptığı yemek tariflerini izler oldum, ama şu an bu konuda gelişme sağladım diyebilirim. AGH size bütçenizi nasıl ayarlayabilceğiniz konusunda fırsat sağlar, çünkü bilindiği gibi burda her ay başı, yemek ve cep harçlığı adı altında para alıyoruz, fakat bu parayı ay sonu gelmeden Polonya’nın renkli gece hayatında bitirirsiniz, ay sonlarına doğru survivor yaşamayı öğrenirsiniz., ya da eve telefon açıp nakit lazım diyebilirsiniz. Ama ne olursa olsun, Polonya’da yaşam diğer AB ülkelerine göre ucuz.

Sonuç olarak, Avrupa Gönüllü Hizmeti projesine katıldığım için çok mutluyum, keşke bir daha başvurma şansım olsa da bir başka ülkede tekrar gönüllü olabilsem, AGH projesi hakkında düşünen arkadaşlar için elimden geldiğince her konuda yardımcı olmaya çalışırım, Umarım herkes bu güzel tecrübeyi yaşar. Eğer projeniz kabul olduğu halde kafanızda soru işaretleri belirlemeye başlıcak, ama sadece rahat olun, ve göreceksiniz ki herşey yoluna gircek, ve her geçe gün bu deneyimden daha çok zevk alıcaksınız. Bu fırsat her zaman denk gelmez.

Pozdrowienia z Polski…

Evrim Göksel-POLONYA/2010

22 Kasım 2010 Pazartesi

Polonya A3 Gençlik Değişiminden izlenimler..


Her zaman yapmak istemiştim, bir şekilde bir yerlere gidip oraları görmek ve oradaki kültürü az da olsa kendime katmak. Daha öncede yurt dışına çıkmıştım 3-4 günlük bir turla İtalya’ya sanırım birkaç meydan ve yemekleri dışında hatırlayabildiğim bir şey yoktur. İstediğim bu değildi elbette, daha sonra abim (Ozan Nadir Alakavuklar) aracılığıyla trexle tanıştım, takip ettim ve bir gün sanat programına gönüllü aradıklarını öğrendim. Belki kişisel keyif ve ilgim doğrultusunda ilk fırsatta atladım projeye. Nedir ne değildir bilmiyordum sadece gideceğimiz ve Macar, İspanyol ve Polonyalı gençlerle buluşacağımız söylenmişti. Takım liderimiz (Muratcan Karagöz) ile tanıştıktan sonra toplandık, konuştuk, vize işlemleri Türk gecesi için alınacaklar vs. derken kendimi Frederic Chopin Airport’ta buldum. Macar takım liderini uzun uğraşlar sonucunda bulduk ve Varşova’dan + saatlik uzaklıkta olan Sorkwity’e yola koyulduk. Gece saat 1 sularında Camp Rodowo’ya gelmiştik hafif bir şeyler atıştırdıktan sonra hiç tanımadığımız 2 Macar ve biz 2 Türk bir odaya yönlendirildik ve muhtemelen yol yorgunluğundan iyi geceler demekten başka bir şey yapmadan uyumaya koyulduk. Ertesi sabah kalktığımızda herkes birbirine uzaktı, hatta çok sıkıcı geçeceğini ve niye burada olduğumu düşünmeye başlamıştım, alıştığımız güzel Pazar kahvaltılarından ziyade domuz salamı ve peynirle doyduktan sonra ilk tanışma oyunlarına başladık. Herkes birbirinin adını öğrendikten sonra daha da yakınlaştı ve bütün gün hatta bütün proje süresince boyunca neşeli ve sıcak bir hava oldu. İlk birkaç gün oyunlar ve tanışma süreciyle geçtikten sonra asıl sanat programı aktivitesine başladık, Eğitmenler geldi, maalesef ki müzik eğitmenimiz yoktu bu yüzden tiyatro eğitimine katıldım. Diğerleri de fotoğraf eğitimine. Oraya “The most incredible dream” konulu filmi çekmek için gitmiştik ve bunun için tiyatrocular, müzisyenler ve kameramanlara ihtiyacımız vardı. Günün genel programı Sabah kahvaltısı ardından sahne çekimleri, boş zamanlar ve oyunlardı. Her geçen gün gerek film sahnelerinde gerekse boş vakitlerde sürekli yeni insanlarla tanışıyordum, hiç bilmediğim görmediğim yerlerden farklı farklı insanlar vardı. Bir sürü genç herhangi bir otorite olmadan kendi isteğimizle oradaydık ve özgürdük. Asıl amacımız film olsa da kimse onu bir dert olarak görmüyordu, herkes keyifle ve istekle çalışıyordu. Akşamları göl kenarında toplanıp şarkılar söylüyorduk. Farklı milletler kendi kültürlerinden parçalar söylüyor, gitar çalıyordu. Birkaç gün böyle devam etti, arada Kano günü ve geziler düzenlendi. Hitler’in Polonya’daki sığınağına ardından kiliselere.En son gündeyse Olsytnde filmimizi canlı müzik eşliğinde sergiledik ve son gece herkes birbiriyle vedalaştı.2 haftadan biraz daha fazla bir süre kalmıştık ama çok daha fazlaydı sanki. Herkes ağlıyor birbirine sarılıyordu. Farklı milletlerden insanlar bu süre içerisinde bütün ayrımları unutup en küçük bir şeyi bile beraber yaşayan kardeş, abi, abla, sevgili, her şey olmuşlardı. Vedalaşma faslı bittikten sonra bizde Türk grubumuzla ayrılıp birkaç gün daha orada kaldık, ardından Krakow’u, Auschwitz’i ve Varşova’yı gördükten sonra yine ülkemizdeydik, hatıralarımızda Rodowo Camp ve dostlarımızla hafif bir hüzün ve aynı zamanda daha önce hiç yaşamadığımız bir mutlulukla…

Onur Alakavuklar
Ağustos 2010

23 Temmuz 2010 Cuma

Footprints of CSI Rodowo:)





Doğanın iki renginin hakim olduğu camp Rodowo'ya , uzun ve yorucu bir yolculuk sonunda vardığımızda kendimizi yeşilin ve kahve tonlarının dinginliğine bıraktık .Hemen ertesinde 4 ülkeden gelen katılımcılarla tanışıpkısa zamanda kaynaştık . Farklı dillerde güne merhaba demek oldukça keyifliydi . Hergün yeni bir deneyim ve hayata dair farklı paylaşımlar , oldukça keyifliydi ..

Katıldığımız workshoplarda küreselleşmeyi tartıştık dünyanın dört bir yanından gelen katılımcılarla, konu da küreselleşme olunca oldukça renkli oturumlar geçirdik . Hergün farklı bir ülkenin kendi kültürünü tanıttığı geceler düzenlendi ve belki de değişimin en etkili ve en eğlenceli kısmıydı . Katılımcıların kendi elleriyle tanıttıkları mutfaklarından yeni tatlar denedik . İsmini bile belki de ilk kez duyduğun bir tadı denemek oldukça heyecan verici . Bambaşka yerlerden gelip , başka başka hayatların sarhoşluğunu yaşayan bizler , aynı zaman diliminde aynı yerde buluşup aynı tatlarla sarhoşluğu bir arada yaşadık .Kendi gecemizi unutmadan , bizde oldukça güzel bir gece düzenledik . Çeşitli aksaklıklar olsada gecenin ev sahibi olarak konuklarımızı geceden ayrılırken mutlu mutlu gönderdik . Yöresel yemeklerimiz ve sergilediğimiz oyunlardan büyük keyif aldılar . Bizde bunun mutluluğunu onlarla paylaştık .





Camp Rodowo'dan dönerken yanıma birçok güzel anı ve güzel arkadaşlıklar aldım . Ortak tek bir dilin olmadığı ve herkesin farklı dilleri araç olarak kullandığı ve anlaşamayıncada beden dilinin gücünün farkına vardığı yer camp rodowo . Güzel zamanlardı . Sadece hayatımızın birkaç gününü paylaştımız insanları , dönmek için otobüse binerken geride bıraktığını görmek hepimizi üzsede , kalbimizde güzelliklerle ayrılıyorduk .. Otobüsün arkasnda koşan vicky , izlediğim en dolu kısa filmlerden birini yapan davide , tatlı gülüşüyle başak ve herkes .. Rodowonun soğuğuna ve tükenmez sivrisinek saldırılarına ve rağmen çok güzel hatırlayacağımm ve özleyeceğim sizleri :)






Şifem MACAR

Polonya

Haziran 2010

15 Temmuz 2010 Perşembe

AGH Günlükleri: Övgü Polonya'dan bildiriyor (2)


Sanki hiç gitmeyeceklermiş gibi düşünmüştüm ama malesef bu sabah ayrıldılar Rodowo’dan. Kimler mi; İzmir’den , İtalya’dan, Macaristan’dan ve Polonya’dan gelen konuklarımız. Tam tamına 27 gün oldu buraya geleli ve hiç bi haftam olmamıştı bu kadr güzel geçen. Tabi özellikle İzmir’den arkadaşlarımın gelmesi benim için çok büyük bir moral oldu. E bir de diğer ülkelerden gelenlerle de kafalar uyuşunca ortaya çok eğlenceli bir hafta çıktı.



Özellikle de Macaristan gecesinde yapılan bifteği, İtalyan gecesindeki Pesto’yu ve Türk gecesinde yeşil mercimekten yapmaya çalıştığımız mercimek köftesini, ellerimizle açtığımız matıyı, kazanda pişirdimiz un helvasını ve herkesin nasıl silip süpürdüğünü hiçbir zaman unutmayacağım. Bu arada en güzel “National Evening” de bizimdi, halaylarla, danslarla oyunlarla dolu bir gece. Ama aklımdan hiç çıkmayacak bir şey var ki o da, son gün proje için çektiğimiz, küreselleşmeyi anlattığımız komik ve eğlenceli video. Hem çekerken hem de izlerken inanılmaz eğlendik. Tabi grubumuzda Şefik olunca herşey daha da bir eğlenceli oldu. Canlandırdığın karakteri kimse unutmayacak şefik emin olabilirsin:)



Sabah kalktığımda sanki hala buradalarmış gibi hissettim ama kamp çok sessizdi. Çekildiğimiz fotoğrafları gördükçe üzülüyorum, sabaha kadar uyumadık onları geçirmek için kimimiz sabahımn 4’ünde kalktı. Ama büyük sessizlik öğleden sonra bozuldu, 50 yeni konuk. Bu sefer yaş ortalaması biraz 10..:)


Şefik’e, “beni de götürüüüüün” dediğimi hatırlıyorum, bir de otobüsün arkasından koşan Assia ve Vicky’yi..:)

27.06.2010
Övgü Şahin
Polonya

14 Haziran 2010 Pazartesi

AGH Günlükleri; Övgü Polonya' dan bildiriyor....

Övgü 1 haziran' da Polonya Rodowo'daki 6 aylık gönüllü hizmetine başladı. Aşağıdaki yazı Övgü'nün bizimle ilk paylaştıkları ve devamı ilerleyen günlerde gelecek.. Övgü ile başlayan AGH günlükleri serimiz yeni arkadaşlarımızın da projelerine başlaması ile devam edecek :)



Varşova Havalimanın kadar herşey son derece konforlu ve rahattı..sonraki 8 saatlik yolculuğum ise inanılmaz yorucu veeeee inanılmazdı:) Tek bir çantayla yola çıkan insanları hiç bir zaman anlamamıştım fakat şimdi çok iyi anlıyorum ve bence işi biliyorlar. 35 kiloyla kaç kilometre yolculuk yaptım bilmiyorum fakat çok eşya aldım diye de üzülmeyin çünkü Polonyalılar (özellikle erkekleri) çok yardımseverler, 100 kilo bile olsa taşırlar bence:) Ben mi şanslıydım bilmiyorum ama, uçak yolculuğum sırasında ve daha sonra tren istasyonunda, otobüste duraklarında, herzaman yardım eden, işini gücünü bırakıp beni trene kadar bindiren, yol gösteren, valizimi taşıyan birileri vardı, hatta kullanmam için cep telefonunu veren..tabi bu insanların yaş ortalaması 25i geçmez....sadece gençlerin İngilizce bildiğini belirtmek isterim . Zorlu 12 saatlik bir yolculuktan sonra artık yeni evimdeydim, Rodowo’da. Tüm gün aç olmama rağmen, yorgunluktan ölmeden uyumaya karar verdim.


Burası yeşil..yemyeşil.. çok büyük...çok güzel...ve de huzurlu...doğanın içindeyiz...yanıbaşımızda kilometrelerce uzunlukta bir göl..daha gelişimin 2. günü kano gezisine çıktık...çok yorucu ama inanılmaz güzeldi..Tam 5 kilometre kürek çekmişim...şaşırdım...aynı gün bir de 4 kilometrelik bisiklet gezisi yapınca günün nasıl geçtiğini anlamadım tabi...
Geçen gün de kamp ateşi eşliğinde gitar, gitar, gitar.. Tabi ki tatil yapmaya gelmedim:) Bunlar zaten her zaman tekrarlanan aktiviteler. Fakat gün içinde aktivitelere katılmak işimizin bir parçası aynı zamanda... Burası sürekli insanlarla dolup taşıyor 1 ay içinde bile dünyanın her ülkesinden bir arkadaş edinebilirsiniz....herzaman hareketli, herzaman canlı...Dünkü voleybol maçında kaç milletten insan vardı hatırlamıyorum, ama hatırladığım bişey var o da kollarımın hala ağrıdığı:) Son birkaç günümüzü ofisimizi boyamakla, derleyip toparlamakla geçirdik..ama şu an tek kelimeyle süper....10 gündür burdayım ve yaptığım işlerin, katıldığım aktivitelerin, projektörle izlediğimiz filmlerin ve de tanıştığım insanların sayısını hatırlamıyorum..kısacası burda zaman çok eğlenceli ve hızlı geçiyor..Umarım böyle hızlı geçmeye devam eder, çünkü ailemi şimdiden özledim :(
Övgü Şahin
Polonya- Haziran 2010

9 Haziran 2010 Çarşamba

danonki 2010

Enis Ulutaş şu an Sepolno Krajenskie-Polanya'da Avrupa Gönüllü Hizmeti'ni sürdürmektedir. Yukarıda ki video projesi sırasınca çekilmiş. Projesi kapsamında her hafta köylerde ve kasabalarda gençlerle beraber yemek yapıp dolaştılar. İyi seyirler...

"Danone projesinde her hafta buradaki gençlerle yaşları 15-18 arası geleneksel Polonya mutfağından çorba,tatlı ya da salata yapıyoruz. Burada toplam 6 gönüllü var. 2'si Ermenistan'dan, Portekiz, Romanya, Fransa ve Türkiye'den ben :) küçük küçük köylerde ki ortaokullara gidip oradaki öğrencilerle birlikte ya da onları kendi kulübümüze davet edip kendi mutfağımız da yemek yapıyoruz. Oldukça eğlenceli geçiyor açıkçası. Ben de birçok yemeği ve salatayı yapmayı öğrendim bu sayede :)

Bizim ülkemizde ki gibi meyve sebze zenginliği yok burada. Yok pazara çıkayım taze marul domates alayım deme şansın yok çünkü pazar diye bir şey yok burada :) Her şey süpermarketlerde. Yunanistan'dan, Portekiz'den ya da İspanya'dan geliyor. Birçok meyve sebze:)
ama her şey güzel bir sıkıntı yok :)
"YES TO EVS" diyelim o zaman :) "

Enis Ulutaş
Sepolno / Polonya
2010

not: eger yukarida ki videoyu izleyemediyseniz aşağıda ki bağlanti adresinden videoya ulaşabilirsiniz;

7 Aralık 2009 Pazartesi

Polonya'da AGH ile unutulmaz 2 ay


Merhabalar,

AB gençlik projelerinden eylem2 – Avrupa Gönüllü Hizmeti (AGH/EVS) – kapsamında 13 Temmuz 2009’dan itibaren 2 ay süre ile Polonya’nın Wroclaw iline bağlı Bystrzyca Klodzka adlı bir kasabasında bulundum. Proje süresince öğrendiğim deneyimlerin yanı sıra geçirdiğim keyifli günlerle hayatımın en güzel 2 ayı olduğundan hiç şüphem yok. Polonya’dan döneli 1 ay oldu ancak ben hala orasıyla yatıp kalkıyorum, bir türlü aklımdan çıkaramıyorum Polonya’yı. Öyleki, sanki ben bir Polonyalıyım da Türkiye’ye Avrupa Gönüllü Hizmeti’nde bulunmaya gelmişim gibi hissediyorum kimi zaman.

Gönüllülüğüm süresince orada Polonya’lı bir ailenin yanında kaldım. Onlara o kadar yakın hissediyorduk ki ailenin babasına “Papa”, annesine “Mama” diyorduk kalan diğer gönüllülerle birlikteJ. Kendimi oldum olası şanslı bir kişi olarak görmüşümdür ve ne kadar şanslı olduğumu Polonya’da yaşadığım güzel günlerden kesitler anlatarak size de göstermek istiyorum;).

Bystrzyca Klodzka’ya gittiğim gün hosting kuruluşum, diğer Türk gönüllülerle birlikte bir Türk gecesi yapmayı planlamışlar ve ayağımın tozu ile hiç dinlenmeden etkinlikte bir Türk gönüllü olarak ben de yerimi aldım. Kimi arkadaşlar yöresel yemeklerimizi imkanlarımız dahilinde hazırlarken, kimisi etkinliğin yapılacağı salonu Türkiye’den getirdiğimiz tanıtım materyalleri ve bayraklarla süslüyordu. Ben de gitar çalmayı bildiğim için diğer 2 Türk gönüllü ile birlikte Türkiye tanıtımın sunumunun ardından canlı bir müzik gösterisi yapmak üzere provalara başlamıştım. O gece gerek biz Türk gönüllüler gerek Polonyalılar gerekse de diğer ülkelerden gelen yabancı gönüllüler açısından çok keyifli olmuştu. Sunumun, yemeklerimizin, dans ve müzik gösterimizin gördüğü ilgi yurtdışına yeni çıkmış birisi olarak beni çok memnun etti.


Yaşadığım yerde gönüllü olarak çeşitli görevlerim vardı:
Bilgisayar mühendisliği bölümünde okuyor olmam nedeniyle gönüllüler tarafından yeni kurulan bir web grubunun içerisinde yer aldım ve diğer gönüllülerin de aktif olarak kullanacağı bir web sitesi projesini yürüttüm.

Oradaki hosting kuruluşumuz tarafından Polonyalı gençlerin bilgilenmesi amaçlı çıkarılmaya başlanan OKO Newspaper adlı gençlik dergisine makale yazmak da görevlerim arasında idi.

Bunların yanı sıra Çek Cumhuriyet’ine 10dk uzaklıktaki Rudawa adlı kasabada Polonya’nın çeşitli bölgelerinden gelen gençlerin AB programları hakkında bilgi alması, Liderlik, Stratejik yönetim, Irkçılık gibi çeşitli konularda bilgilenmesini sağlayan EUROWEEK adlı etkinlikte Türkiye’yi temsilen katıldım ve orada Liderlik konusunda verdiğim seminerin yanında tüm gönüllüler kendi ülkelerinin sunumunu yapmıştı ve ben de Türkiye tanıtım sunumunu yaptım.

Bunun dışında kısa dönem gönüllülerin genellikte yer aldığı Care Center’da yaşlılarla ilgilenmek, Spor Merkezinde çocuklarla spor yapmak gibi aktivitelerde de gün gün yer aldım.

Yaşadığım yerden biraz daha büyük olan Klodzka’daki bir müzede yer alan Portekiz’li gönüllünün yürüttüğü Meeting of Cultures (Kültürlerin Buluşması) adlı etkinlikte Türk ekibi olarak standımızı kurduk ve Türkiye’nin tanıtımını gün boyunca Klodzka halkı ile paylaştık. Hafta boyunca bu etkinliğin afişleri Klodzka’nın dört bir yanında asılıydı ve nereye gitsem posterlerde kendi fotoğrafımı görüyordum. (bir tuhaf hissediyor insan kendini:p)


Yazdıklarım gönüllülüğüm boyunca içerisinde yer aldığım işlerdi ve her birinin kendine has eğlenceli ve öğretici yanı vardı. Sanıyorum bir çoğunu AGH’nde bulunmasam hayatım boyunca yapacağım işler değildi.

Sadece çalıştım mı gönüllülüğüm boyunca? Tabiki hayırJ Biraz da gezip gördüklerimden bahsetmek istiyorum sizlere:

· Polonya’ya vardığım hafta sonu diğer gönüllü arkadaşlarla birlikte Avusturya’ya gitmeye karar verdik. Bu sebeple bir tur şirketi aracılığı ile Viyana Turu yapalım dedik. Ancak Avusturya’ya gitmek üzere otobüse bindiğimizde ne görelim: Tur rehberi amca neredeyse hiç İngilizce bilmiyor:S. Şansımıza gönüllü ekibimizde Ukrayna’lı 2 arkadaşımız vardı ve onlar Polonyaca bildikleri için bize kelime kelime tercüme ettiler sağolsunlar. Viyana’yı anlatmak birkaç cümlede mümkün değil. Mozart’tan Strauss’a, Osmanlı’dan Avrupa’ya her şeyi içeren, Rönesans’tan kalan bir şehrin tarihi dokusunu bu kadar iyi koruması ve günümüz teknolojisini de kullanarak harmanlaması ile büyüleyici bir şehir diye özetleyebilirim sadece. Ancak siz siz olun, Viyana’ya gidecekseniz en az 3-4 gün geçirin ki büyük bir kısmını gezebilin. Tüm Viyana’yı gezmek için kişisel fikrim en az bir hafta gerekir.

Sonraki haftasonu Polonya’da bağlı bulunduğumuz şehir olan Wroclaw’a gittik. Gerçekten harika bir şehir… Çok fazla turist ağırlayan bir şehir olmamasına rağmen gezmek amaçlı gittiğinizde yapacak bir sürü şey var. Bence Wroclaw, Polonya’nın en güzel şehirlerinden bir tanesi. Gerek kafeleri, gece kulüpleri; gerek şehir hayatı ve alışveriş merkezleri olarak yaşanılası bir şehir olduğunu düşünüyorum. Ayrıca iyi bilinen bir üniversitenin de bulunmasından dolayı gençlerin canlandırdığı bir şehir. Burada İngilizce bilen insan bulmak yaşadığım küçük kasabanın aksine hiç problem değil ve herkes çok yardımsever. Kendimi bu şehre gelince İzmir’e geri dönmüş gibi rahat hissedebiliyorum.

Polonya’ya gelip de Nazi kampının olduğu yere gitmemek kesinlikle olmaz. Bu yüzden biz de bir sonraki durak olarak Autzwitz (concentration camp) diye bilinen Toplama Kampının olduğu Krakow’a gittik yine gönüllü arkadaşlarla. İnsanın kanı donuyor o tarihi yerleri gezerken. Bence herkesin hayatı boyunca 1 kez de olsa görmesi gereken bir yer. Zaten 1 kere gördükten sonra bir daha gitmek istemeyeceğinizi düşünüyorum, zira bir daha oraları görmeye dayanamayabilirsiniz. Zaten konuştuğum Polonya’lı arkadaşlarımdan hiçbiri Autzwitz’e daha önce gitmemiş ve gitmeyi de düşünmüyorlar. Çünkü hepsinin anneannesinin dedesinin vs. orası ile ilgili korkunç anıları var, tekrar onları yaşamak istemiyorlar. Gitmişken ünlü “ARBEIT MACHT FREI” yazısının öyküsünü öğrenmeyi unutmayın derim.

Krakow’a gittiğimizde anladım ki orası Polonya’nın bana göre en güzel şehri. Gerek tarihi dokusu, gece hayatı ve şehir yaşamı, gerekse üniversiteleri, dünyaca ünlü şirketlere ev sahipliği ve çalışma koşulları ile Krakow benim gözümde “is the best”;)

Hafta içi boş olduğumuz zamanlarda kimi zaman kasabamızdaki yüzme havuzuna gidiyor, kimi zaman da bize 15dk uzaklıktaki Klodzka Miasto’ya gidiyorduk. Bystrzyca’ya daha büyük ve arkadaşlarımız olduğu için her zaman yapacak bir şeyler bulabildiğimiz güzel bir yerdir Klodzka.

Onun dışında her hafta Çarşamba günü Polonya’daki ofisimiz biz gönüllüleri yakın kasabalara mentorler aracılığı ile götürüyor, yeni yerler keşfetmemizi sağlıyorlardı. Klodzka’yı onlar sayesinde keşfetmiştik. Onun dışında Polaniza Zdruj, Ladek, Dlugopole vs. de ofis sayesinde öğrendiğimiz diğer bize yakın görülmesi gereken yerlerdi.
Görevlerim arasında bahsettiğim EUROWEEK, Rudawa adlı bir kasabada olmuştu ve yürüyerek bir Sklep(Market)’e gitmek istediğinizde size en yakın’ı Çek Cumhuriyetindeydi. Bu yüzden Polonya’dan Çek Cumhuriyetine kaldığım 1 hafta boyunca yürüyerek alış-verişe gittimJ. Rudawa yeşilin her tonunu görebileceğiniz, doğa ile iç içe muhteşem bir yer. Gölde kayık turu yapmak, yüzmek; ormanda mantar toplamak yada özel bir bölümünde balık tutmak mümkün. 1 hafta boyunca orada çok güzel günler geçirdim, şiir gibi biryerdi gerçekten…

Çek cumhuriyeti demişken, Polonya’daki 2 aylık gönüllülük dönemime Viyana’dan sonra Prag’ı da sıkıştırdığımı söylemeden geçemeyeceğim. Çek Cumhuriyeti’nin başkenti Prag, her zaman için binlerce turist ağırlayan; Charles Bridge köprüsü, Astronomik Saati, John Lennon duvarı, Franz Kafka’nın doğum yeri gibi birçok ünlü yere sahip görülmesi gereken. Ayrıca şansıma gittiğimiz hafta sonu da yılda bir kez düzenlenen geleneksel dans yarışması varmış ve Avrupa’nın dört bir yanından katılan ekipleri izleme ve onlarla tanışma olanağımız oldu.


Orada Charles Bridge köprüsünden geçerken üzerinde “Türkiye” yazan ve bir türk bayrağı olan birisini gördük arkadaşımla ve dayanamayıp konuştuk. Sonra anladık ki amcam Amerika’nın Florida eyaletinden geliyormuş, aslen Amerikalı yani. Ama Alanya’dan bir yazlık almış ve her yaz oraya gidiyormuş, tam bir Türk hayranı… Biz de hatıra olarak bir fotoğraf çekinmiştik kendisi ile.

· Polonya’da kendimi en şanslı hissettiğim anlardan bir tanesi de ben orada iken Avrupa Basketbol Şampiyonası’nın Polonya’da düzenleniyor olmasıydı. Dahası, Türkiye ile Polonya aynı grupta yer alıyor. Her grubun maçları farklı bir şehirde yapılıyor ve şansıma mıdır bilmem, Türkiye’nin ve Polonya’nın yer aldığı D Grubunun tüm maçları bize en yakın şehir olan Wroclaw’da idiJ. Boylesine bir maci Polonyali ve diger ulkelerden arkadaslarla beraber izlemenin keyifini tarif edemiyorum. D grubunda yer alan diger ulkeler ise basketbolda kalitesini kanitlamis Litvanya ile komsumuz Bulgaristan yer aliyor. (Diger maclar da Polonya - Turkiye maci gibi heyecanli gececege benziyordu ki nitekim hepsinde birbirinden güzel günler geçirdik, hoş anılarla ayrıldık.) Sansima 13 eylulde Warsova uzerinden Polonya'dan ayriliyorum ve grup maclari 9 Eylul'de sona eriyor. Ben de 7-8-9 Eylul tarihlerinde Wroclaw'da milli takımımızın tüm maçlarına katılma fırsatını yakaladım. 9 Eylul'un dogum gunum olmasi ve tam da o gunde Polonya - Turkiye macinin olmasi ayri bir hediye gibi oldu benim icin.(Balli miyim neyim ya!:))

İlk maçımız Litvanya ile yapıldı. Litvanyalı, Polonyalı, Fransız, Macar, Alman tüm arkadaşlar yan yana maçımızı izledik. Mac sirasinda da Litvanyalilara gore sayica bir hayli az olmamiza ragmen etkili destegimiz gazetecilerin de dikkatini cekmis olacak, surekli fotograflarimiz cekildi gerek mac oncesi gerekse mac sirasi ve sonrasinda. Arkadaslar sagolsun TV`de ve bir kac gazete sitesinde resimlerimi gorup heyecanla paylasmislar benimle cok mutlu oldum. En sevindigim yani da yanaklarimdaki ay-yildiz ile FIBA`nin resmi sitesinde gorundugum su fotograf oldu:)


Mactan sonra da cok guzel anlar yasadik, zafer sarhosu olarak Wroclaw sokaklarinda galibiyeti kutladik(Litvanyalilar kuzu gibi evlerine donerken cok sekerlerdi:)) Macin hemen ardindan gonulluluk yaptigimiz buraya 2 saat uzakliktaki Klodzka`ya geri donmeyi dusunuyorduk ancak Milli Takim`dan Emir bey bizim yanimiza geldi ve destegimiz icin hepimizi tek tek kutladi. Arindan kalacak yerimizin olup olmadigini ve bundan sonra ne yapacagimizi sordu. Biz otel fiyatlarinin bu donemdeki pahaliligindan dolayi hergun gidip gelmeyi dusunuyorduk ancak sagolsun Emir bey "Olur mu canim oyle sey size bizim takimla bir yer ayarlayalim dedi.”

Herkes zaten galibiyet sevinci ile mutlu iken bu haber agzimizi kulaklarimiza tasidi:):)
Ardindan milli takim kafilesinin icinde bulundugu otobuslerle marslar soyleyeye soyleye otele kadar geldik. Once Harun Erdenay yanimiza geldi ve beraber bir fotograf cekindik ardindan diger milli takim ekibi ile kaldigimiz oteldeki odamiza yerlestik.


Emir bey sagolsun bu sayede 3 gun boyunca onlarla beraberiz.. Hep destek, Tam destek diyoruz ve sonraki günkü Bulgaristan macina taraftar ve takim olarak tam kadro haziriz..
En heyecanlisi da Carsamba gunu son grup maci olan Polonya-Turkiye maci olacagini dusunuyorumdum nitekim öyle de oldu.



Gün ortasında milli takım oyuncuları ile Wroclaw sokaklarında görüştükçe fotoğraflar çekindik ve akşamki maçlar için pankartlar hazırladık. Hatta milli takımımıza destek vermek amacıyla Asmalı Konak dizisinden tanıdığımız Selda Alkor’da vardı ve sağolsun otelde hazırladığımız pankartlarda bize yardım etti.

Polonyalı arkadaşlarımızla barış içerisinde geçen maçtan sonra 3’te 3 yapmamızın verdiği mutlulukla birlikte geceyi Latin Danslarının yapıldığı bir yerde geçirdik ve içerisi Litvanya’lı, Polonyalı, Türk ve az sayıdaki Bulgar taraftarlarla doluydu. Herkes birbirleri ile fotoğraflar çekiniyor, hoş sohbetlerde bulunuyordu.


13 Eylül günü Türkiye’ye Warşova üzerinden döndüm. Az da olsa böylelikle Varşova’yı da görmüş oldum ama daha önce de dediğim gibi Krakow ve Wroclaw en favori şehirlerim Polonya’da;). Böylelikle rüya gibi bir EVS döneminin sonuna geldim. Hala aklım orada, fotoğraflara baktıkça yüzümde hoş gülümsemeler sürüyor. Elveda Bystrzyca Klodzka, elveda Polonya!! İlk fırsatta oralara tekrar gideceğim;).

Bu güzel Avrupa Gönüllü Hizmeti deneyimimde bana destek olan gönderici kuruluşum ve aynı zamanda projenin koordinatör kuruluşu olan Kaşif Gençlik ve Spor Kulübü Derneği’ne (www.kasifiz.biz) en içten teşekkürlerimi bir borç bilirim. Gerek proje öncesi kurumun kendi içinde düzenlediği Ayrılış Öncesi Eğitimi gerekse de proje süresince ve sonrasında verdiği desteğin katıldığım bu gönüllülük hizmetimin sorunsuz geçmesini sağladı.

Numan GÖÇERİ