18 Ağustos 2015 Salı

Bulgaristan'da 2 Aylık EVS Hikayesi

Hikayeme EVS öncesi başvuru ve kabul oluş aşamalarını anlatarak başlamak istiyorum. Öncelikle EVS 3 seneden beri bildiğim 1 sene önce Romanya’da 10 aylık bir projeye kabul olduğum ancak Türkiye’de gelişen bazı gelişmeler nedeniyle gidemediğim bir programdı. 2014 yılını KPSS çalışarak geçirmiştim, sınavdan sonra ise 12 ekimde başlayacak olan ve 12 aralıkta bitecek olan Bulgaristan’ın Smolyan ilinin Madan ilçesinde Müze Restorasyonu konulu bir EVS projesine kabul aldım. Benimle beraber Türkiye’den 20 gönüllü genç bu programda görev alacaktı. Bundan sonra gereken vize, pasaport gibi işlemleride yaptıktan sonra 12 Ekimde Bulgaristan'a yola çıkmak üzere İstanbul’da toplandık. Bizim Madan grubundan ayrı Smolyan’da projede görev alacak arkadaşlarlada İstanbul’da ve yolculuk esnasında tanışmış olduk. Tabi bu benim ilk yurtdışı tecrübem olacağı için heyecanlıydım. Madan’a indiğimizden sonra belirli zaman bu heyecanım devam etti. Tabi insan belirli süre sonra alışıyor ve kültür şokunu atlatıyor, gerçi Madan şehri Türkiye’nin şehirlerinden farksızdı, çok olmasada Türklerde şehirde yaşıyordu halkın çoğunluğunun Müslüman olması sebebiyle alışma sürecimiz kısa sürdü. 




Proje koordinatörümüz Emilia Hanım projede diğer bize koçluk yapan Bahar Bey ve Sevdalina Hanım vardı. 20 kişi bir pansiyonda kalıyorduk, şehrin toplam nüfusu 14.000 kusurdu, merkez nüfusu 8000’di. Harika bir doğası vardı tam anlamıyla kartpostallık bir şehirdi. Havası tertemiz insanları sıcak kanlıydı. Adındanda anlaşılacağı üzere Madan bir maden şehriydi ve şehirde çok sayıda Maden yatakları, tesisleri vardı. Görev alacağımız müzede zaten maden müzesiydi.

İlk olarak müzede görev almaya başlamadan önce bizi şuan müze olarak kullanılan Romalılar döneminden kalma bir madene götürdüler, yolculuk esnasında Madan’ın muhteşem doğasıda bize eşlik etti. Maden müzesinin içine kafamızda taktığımız paletlerle girdik ki maden dar olduğu için kafamız yara almasın. Madenin içi ilginçti dar ve derindi, eski madencileri anımsatsın diye eski madencilerin maketlerini koymuşlardı maden müzesinin içine. 




Orada fotoğraflarda çekip pansiyonumuza döndük.
Bir diğer gezimiz Madan’ın il merkezi Smolyan’a oldu. Smolyanda diğer Türk proje grubuyla buluştuk ve koordinatörlerimiz bizi Smolyan Astronomi müzesine götürdüler. 



İlk girişte birçok Astronomi ve Uzay’la ilgili fotoğraflar gözüme çarptı, asıl ilginç olansa Müze içindeki Astronomi merkezine girdiğimizde yaşadıklarımızdı. Girdiğimiz mekanın üstü ovaldi dünyadan uzaya baktığımızda oluşan bakış açısına uygun tasarlanmıştı ve ışıkları kapatıp astronomi cihazının çalışmasıyla birlikte mekanın tavanı cihazdan gelen ışıklarla yıldızlar ve gezegenlerle doldu ve önem taşına Astronomiyle, Uzayla ilgili bilgileri görsellerle beraber elde ettik.


Aynı gün Smolyan’ın önemli ve güzel yerlerini gezme fırsatını yakaladık. Akşamda Madan ve Smolyan gruplarının tanışması, kaynaşması için yapılan etkinlikte, gecede yer aldık. Eğlence ve birbirimize ısınmamız açısından yararlı ve güzel bir geceydi.

Sonraki yakın zaman dilimindeyse Madan’a yakın bir yerde bulunan Zlatagrata gittik, tabi bütün ekip değil 5 kişi gitmiştik projede görevli olan Bahar beyle beraber gitmiştik. Zlatogratı  gördüğüm zaman Safranbolu’nda veya Şirince’de zannettim kendimi. Zlatograt Osmanlı mimarisi üslubunun hakim olduğu tam bir Osmanlı şehriydi. Evlerin hepsi bakımlı ve temizdi. Bende modern yapıları sevmeyen, tarihi miraslara ilgi duyan biri olarak şehirden çok etkilenmiştim 


Şehri gezdik, hediyelik eşyalar aldık, bir rastorantta yemek yedik(Bulgaristanda yediğim en güzel yemekti) ve Madana geri döndük. Bu kadar gezinin ardından sıra projeyi uygulamaya gelmişti.


Pansiyonumuza yakın bir yerde bulunan müzede 2 ay boyunca restore görevimizi yaptık son ay bir diğer müzede de görev yaptık kapalı bulunan bu diğer müzeyi düzenleyip halka açtık, açılışa Madan belediye başkanı ve şehrin önemli ulemasıda iştirak etti. Bu gerçekten güzel bir olaydı çünkü emeklerimizin karşılığını almıştık. Bunların haricinde Madan’da bulunan Madan lisesinde, Lisedeki gençlerle buluşup onlara kendimizi, şehirle ilgili görüşlerimizi neden bu projede yer aldığımızı, Avrupa birliği projelerinin topluma katkılarını anlattık.

Maden belediye başkanının bizlere Provdivi gezmemiz için götüreceğini söylediği gün Belediye başkanının yemeğine iştirak ettik, kendisi çok beyefendi bir insandı, tanışmış ve Plovdiv için ondan söz aldık, ilerleyen zamanlarda kendisi bizleri Plovdive götürdü, ona gerçekten çok teşekkür ediyoruz.
Bulgaristan yemekleri için aynı dilekleri bulunamayacağım çünkü, Türk yemeklerinin yanına bile yaklaşacak lezzette değiller kesinlikle. Biz bazen restaurantlarda yemek yiyorduk ama bu da genellikle pizzadan ibaretti, bir zaman sonra kendimiz malzemeler alıp pansiyonumuzda yemekleri yapmaya başladık. Bu süre zarfında Madan’dan gençlerle tanışıp onlarla Futbol maçları yaptık, çoğunlukla tabi biz yeniyorduk. Buradaki benimle beraber projede görev alan arkadaşlarım birbirinden değerli insanlardı, güzel arkadaşlar edindim burada. Projenin son günlerindeyse Selvi ağabeylerle tanıştık. Selvi ağabey eşi ve arkadaşları bizlere pizza yemeye davet ettiler.

Biz de onlara yemeğe çağırdık. Bu Madan’dan edindiğimiz dostlarda harika insanlardı. Bizden farkları yoktu gerçekten. Onlarıda çok sevdik.

Proje biriminde ise Madan belediyesinde toplantık, toplantıya belediye başkanı ve diğer koordinatörlerimizin hepsi katıldılar. Her görülü projeyle ilgili düşüncelerini anlattı, sertifikalarımızı ve koordinatörlerimizin bize takdim ettiği hediyelerimizi aldık


Ve artık vedalaşma ve gezi vaktiydi 3 arkadaş geziye çıkmaya karar verdik. Elif, ben ve Yıldırım. Arkadaşlarımızla vedalaştıktan sonra ilk olarak Sofya’ya geçtik, Sofya’da hepimiz için bir ilk olacaktı bu da ilk couch deneyimimizdi. Ben couchsurfing sitesinden Gülcan adında Sofya’da üniversite okuyan bir arkadaşla görüşmüştüm oda bizi kırmadı ve 1 gün evinde kalmamıza müsaade etti. Daha önceden internetten görüştüğümüz Gülcan’ın evini bulmak üzere Sofya’ya geldik, eve en kısa yoldan gitmek için bir taksiye bindik, Gülcan bize 5  levadan fazla vermeyin demişti ama maalesef 15 leva verip kazık yedik. Evin adresine tarif ettiğimiz yere indiğimizde ise bizi kısa süreli bir macera bekliyordu. Verilen adreste inmemize rağmen binalarda numara yazısını göremiyorduk, çevrede ne kadar sokak varsa elimizdeki bavullar ve karlı yollarda evi arıyorduk. Yaklaşık 8-10 kişiye evin adresin sorduktan sonra uzun boylu bir beyefendi evin adresini hatırladığını ve bizi oraya götüreceğini söyledi. 3 arkadaş ve Sofya’lı ağabeymizle yola koyulduk onun tarif ettiği yere geldiğimizde yer taksicinin bizi indirdiği yerdi ama bu binada numara ve isim yazmıyordu, beyefendi bize telefonunuz yok mu arasanıza dedi bizde telefon var Bulgar hattımız yok dedik, abide spora çıktığı için yanına telefon almamış bunun üzerine Bulgar beyefendi yakınlarda bir kafe var oradan arama yapabilirsiniz arkadaşınıza dedi bizde tamam dedik. Elif ve Yıldırım orada kaldılar ve abiye ben kafeye doğru yola çıktık. Kafeye geldik ve telefon numarasının facebook’umda kayıtlı olduğunu internete 2 dk girmem gerektiğini izah ettim. Kafe çalışanları önüme bir notebook koydular, bilgisayarda facebook şifremi tem girerken notebook kapandı, neden böyle oldu dedim, şarzı bitmiştir dur kablosunu takalım dediler, kabloyu getirdiler ve tekrar bilgisayarı açtım, internete girip numarayı alıp Gülcan’ı aradım, konuşurken apartmanın penceresinden aşağı bakmış olmalı ki arkadaşlarını gördüm iniyorum aşağı dedi ve kapattı. Bunun üzerine kafe çalışanlarına teşekkür edip kafeden ayrıldık. Tabi Gülcan aradığımızda arkadaşlarını pencereden gördüğüne göre evde bizim numarası ev olacaktı oraya gidiyorduk tekrar. Giderken yanlış yollara girdik ve yol uzadı, bende strese girdim bunun üzerine giderken evin olduğu yeri bir türlü bulamadık, Bulgar abi arkadaşların nerede diye sordu, bende ona arkadaşlarım nerede diye sordum, çaresiz kalmıştık evin yerini bulamadık derken, ben şu yoldan tekrar geçelim dedim tekrar ilerlerken bir de ne görelim Yıldırım karşıdan bize el sallıyor, içimden bir oh çektim… evde zaten yakındaymış, Bulgar abiye yardımları için teşekkür edip eve çektik. Ev sahibimiz yani couch’umuz bizi güzel ağırladı, yemekler yaptı çay içtik sohbet ettik, 1 gün orada misafir olduk. Gülcan çok değerli, sıcakkanlı bir arkadaştı. Evden çıkarken en son onunla ilgili düşüncelerimizi bildirdiğimiz bir yazı yazdık bir kağıda ve tahtasına astık.


Aslında Sofya’da kalma amacımız Yıldırımın bir arkadaşıyla görüşmesiydi. Onunla’da görüşünce, Sırbistan’a yola çıkmaya karar verdik ama bu yolculuk artık Elif’siz olacaktı.
Sofya’dan 1 kare…

Normalde Elifin Batı Avrupa’ya gitme planı vardı planları uymayınca geri dönmeye karar verdi. Sofya otogarında Elifle vedalaştıktan sonra Yıldırımla Sırbistan’ın başkenti Belgrat’a yola çıktık.
Belgrat’a indiğimizde arkadaşımız Sandra bizi karşılamaya gelmişti. Hemen kalacak bir hostel arayışına giriştik. Onuda bulduktan sonra hostelimizde konakladık. Belgratta 3 gün kalacaktık. Bu 3 gün boyunca Sandra, onun arkadaşları Jovana ve Mihajlo ile Belgratı gezdik. Bu Sırp arkadaşlarımız gerçektende sıcakkanlı, canayakın insanlardı. Mesela Sandra Türk dizilerine hayrandı, Mihajlo’da amatör futbolcuydu. Belgrat Avrupai bir şehirdi. Gerçektende hayran kalmıştık Yıldırımla birlikte. Hem Avrupa kültürünü yansıtan hemde Türklerden kalma eserlerin olduğu bir nadide şehirdi burası.


Bu şehirde bizlere eşlik eden Sırp arkadaşlarımızada gerçekten minnettar kalmıştık.


Belki bir daha görüşmek umuduyla Belgrattaki 3. günümüzün bitmesiyle vedalaştık ve Yıldırımla beraber Bosna-Hersek’in başkenti Saraybosnaya yola çıktık.

Saraybosna'nın özelliği Boşnak, Sırp ve Hırvatların birlikte yaşadıkları bir ülke olmaları. Mesela ülkede 3 cumhurbaşkanı var, biri Boşnak birisi Sırp ve Hırvat. Boşnak mahallelerinde Osmanlı izleri hakim, Sırp ve Hırvat mahallelerinde ise Avrupai bir görünüm var. Açıkçası Saraybosna'ya ayak bastıktan sonra gördüklerimiz bunlardı. Saraybosnaya inince orada üniversite eğitimi gören couchsurfingten tanıştığım ve bizi ağırlamayı kabul eden Urfalı arkadaşımız Ali’nin evinde kaldık. Diğer Türk üniversite öğrencisi arkadaşlarıyla birlikte kalıyorlardı. 3 gün boyunca bizleri güzel ağırladılar, onlarada bu misafirpervelikleri için çok teşekkür ediyoruz. Bu 3 gün boyunca Saraybosna’nın önemli yerlerini gezme fırsatı bulduk.



Hem doğu kültürünün, hem batı kültürünün beraber yaşandığı bu şehir bizleri etkilemişti.
Aslında bu 3 günün ardından Karadağ’a gitme planımız vardı. Havaların çok soğuması ve yoğun yağmur nedeniyle bu ülkeye gitmekten vazgeçtik ve Bulgaristan Madan’da başlayan 2 aylık EVS serüvenim 9 günlük Sofya, Belgrat ve Saraybosna gezileriyle beraber sonlanmış oldu. Bu yaşanan güzel süreçte hem EVS ekibinden arkadaşlarıma, EVS koordinatörlerimize, Sofyada, Belgratta, Saraybosnada bizleri ağırlayan can arkadaşlarımıza tekrar teşekkürlerimi iletmek istiyorum. Onları hiçbir zaman unutmayacağım ve her gencin bu tür programlarda yer almasını kesinlikle öneriyorum. 


Avrupa Birliği Erasmus+ EVS Proje Gönüllüsü Alperen ATICI 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder