Bir TREX EVS ile Pazar Keyfi ‘nden Herkese Merhabalar;
Bu ay sizler için İzmir’de Atölye
Deneme Sanat Derneği’nin gönüllü çalışan üç üyesi ile bir araya geldik ve
keyifli bir sohbet gerçekleştirdik. Sanatın tüm çocuklar için ulaşılır
olmasını destekleyen arkadaşlarımız Açelya, Şebnem ve Umut…
Her biri farklı ülkelerde AGH yaptılar. Yaşadıkları tecrübeleri,
fırsatları ve gönüllü çalışma heyecanını beraberlerinde getiren 3 arkadaş, tüm imkânlarıyla derneklerine kaldıkları
yerden hayat vermeye çalışıyorlar. Geçtiğimiz günlerde İzmir’de farklı semtlerde
yaşayan çocukları bir araya getiren Dernek, çocukların hayal dünyasını
çocuklara anlattı. Sahneden çektikleri kısa filmi izleten, dans eden, tiyatro yapan çocukları
gören diğer çocuklar tüm etkinliği hayranlıkla izledi.
İzmir’de böyle bir dernek olduğu için çok şanslıyız. Ancak daha çok
desteğe ihtiyaçları var. Bir gün yolunuz düşerse mutlaka kendilerini ziyaret
edin.
·
Bize kendinizi
anlatır mısınız?
Açelya: Ben Dokuz Eylül Üniversitesi
Güzel Sanatlar Müzik Bilimleri’nden geçtiğimiz yaz mezun oldum. Müzikle
ilgileniyorum. Kendi kurmuş olduğumuz Atölye
Deneme Sanat Derneğinde çalışıyorum.
Şebnem: Dokuz Eylül
Üniversitesi Film Tasarım Bölümü’nde okuyorum. Bir yandan da Atölye Deneme Sanat Derneği’nde çalışıyorum.
Umut: Ben Anadolu
Üniversitesi Fransızca Öğretmenliği bölümünde 1. Sınıf öğrencisiyim. 2007
yılında liseyi bitirdim. O dönemde tiyatroyla ilgileniyordum. Okul bittikten
sonra tiyatro sınavlarına girdim. Büyük bir tutkuyla sadece tiyatro okumak
istiyordum. İlk yıl denedim olmadı, ikinci yıl tekrar girdim, bu arada şan
dersi, piyano eğitimi alıyordum, genel kültür kitapları okuyor, ünlü oyunların
tiratlarını ezberliyordum. İkinci sene de olmadı bir daha denemeye karar
verdim. Bu defa olmayınca, dil bölümünden girip Fransızca öğretmenliğine
girdim. Aynı sıralarda biz burada Atölye
Deneme Sanat Derneği’ni kurduk, tiyatroyla daha çok ilgilenmeye başladım,
sinema da hayatıma girdi, kısa film çekmeye başladım. Eskişehir’e gidince ne
yapayım ne edeyim derken AGH’yi araştırmaya başladım, daha sonrada AGH ile
İspanya’ya gittim.
·
Derneğiniz “Atölye
Deneme Sanat“ hakkında bizi bilgilendirir misiniz, nasıl kuruldu, hedef kitlesi
kimler, çalışmalarınız nasıl?
Açelya: Atölye Deneme
Sanat Derneği adı üstünde bir Deneme
Atölyesidir. Bütün oluşumu bunun üstüne kurulu diyebilirim. Öncelikli amacı
sosyal engelli çocuklara, gençlere ulaşabilmek onlarla ücretsiz resim, müzik,
tiyatro, dans, fotoğraf, kısa film, öykü vb. alanlarda çalışmalar yapmaktır.
Bununla beraber yapmak istediğimiz projeler ve bir takım festivaller üzerinde
çalışmalarımız da var.
Şebnem: Benimle ilgili
olan çalışmalar sinema kapsamında. Daha önceden bizim sivil toplum geçmişimiz
vardı. Çocuklarımızın bir kısmı, derneği kurduğumuzda bizimle birlikte devam
etti. Ben daha çok onlarla kısa film ve fotoğraf çalışmalarını yürütüyorum. Hatta
öğrencilerimiz çektiği film ile Amerikan Üniversitesi’nden ödül aldı, şimdi
çalışmalarımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz.
Umut: “Çocuklara Masallar” başlığı altında, Havagazı
Fabrikası’nda çocuklar için yürüttüğümüz bir çalışma var. Okullardan gelen
çocuklara tiyatro, dans, müzik dersi verip ardından da masallar okuyorlar. Çok
fazla etkinliğimiz var, ben şehir dışında olduğum için dernekten biri olmama
rağmen ben bile takip etmekte zorlanıyorum.
·
AGH nasıl girdi
hayatınıza? Her biriniz farklı farklı
yerlerde AGH tecrübesi edinmişsiniz? Kiminiz Polonya, kiminiz İspanya, kiminiz
de dünyanın bir ucu Güney Afrika’da! Nasıl bir şey AGH sizin için?
Açelya: AGH hakkında bilgi
edinmem Şebnem’in Polonya macerasıyla başladı aslında… Hazırlık süresince hep
yanındaydım hatta Şebnem’in Serkan’la minik bir hazırlık toplantısına dâhil
oldum. Sanırım her şey o gün başladı. Benim aklımda hiçbir zaman AGH yapmak
yoktu, yani bana denk gelmez diye düşünürken…( BU ÜÇLÜYE DİKKAT! -> Seçil,
Şebnem ve Umut benim için başvuru yaptılar, ben yanlarında “ya bu imkânsız bir sürü kişi vardır başvuru yapan… olmaz derken “(bu
ayrıntıyı şu an sadece sana açıklıyorum) sonra bir baktım hazırlıklar,
görüşmeler G.Afrika yolundayım…
Umut: Ben AGH’yi daha
önce internetten görmüştüm. Araştırmaya başladım. O sırada Afrika projesi vardı
ama ben hazırlıkta devamsızlık yapamıyorum diye başvuramamıştım. Aynı dönemde
İspanya’da bir projeye başvurdum sinema ile ilgiliydi. Kültür sanat projesi,
kısa film çekilecekti. Tam da istediğim gibi olduğunu görünce, başvurdum, kabul
edildim, çıktım 1 Temmuz’da gittim 5.5 ay kaldım. Okulu dondurmadıkları için
şimdi alttan üsten ders alarak okulu götürüyorum. Herkes o dönemde ne işin var
İspanya’da dilini geliştir Fransa’ya git dedi, ben de zaten Fransızca
öğreniyorum, Erasmus’la Fransa’ya gidebilirim; ben İspanya’ya gitmeyi istiyorum
deyip arkama bakmadan gittim!
Şebnem: AGH’yi ben de
internetten duydum. Umut ile sürekli konuşuyorduk. Benim zaten genel bir
yurtdışına çıkma isteğim vardı, gönüllülükte yabancısı olduğum bir konu
değildi. AGH bu isteğimi karşılar diye düşündüm ve binlerce yere başvuru
yaptım. Daha sonra Polonya’da bir projeye kabul edildiğimi duyunca başta hangi
proje olduğunu çıkaramadım. Polonyalı bir arkadaşım vardı burada, birlikte
gönüllü çalışıyorduk. Çok fazla Polonya’dan bahsedince Polonya’da AGH yapmak
cazip geldi ve gittim.
·
Hepimiz biliyoruz
ki AGH öncesi süreç çok renkli değildir, bir sürü prosedür, vizeler, eğitimler,
hazırlıklar ve nihayet bir bilinmeyene uçuş! O günleri hatırladığınızda neler
geçiyor aklınızdan?
Umut: Eskişehir’de
olduğum için gönderici kuruluşu önce orada aradım, görüşmeye gittim, “tamam biz gönderici kuruluşun olalım” dediler sonra aksilikler çıktı. Ben de
hemen TREX ile bağlantıya geçtim, “sen kimsin” dediler hemen motivasyon
mektubu ve Cv’mi gönderdim “gönderici kuruluşun oluruz” mailini
alınca 1 Şubat başvurusunu yaptık. Okulum haziranda bitti, mayısta vize için
başvurdum, tüm belgelerimi hazırladım verdim, kısa bir süre içerisinde aldım.
Gitmeme iki hafta kala Eskişehir’den geldim, bir hafta İzmir’de kaldım, “ayrılış öncesi eğitimi “ var dediler,
kalktım oraya gittim, geldim bavulumu aldım, İspanya’ya gittim. Yoğun bir
hareketlilikti. Ama bürokratik süreçlerde pek sıkıntı yaşamadım.
Şebnem: Benim çok sıkıntım
olmadı bu konularda. Çünkü çift vatandaşlığım var aynı zamanda Avustralya
vatandaşıyım. Oturma iznimle ilgili tüm prosedürlerle onlar ilgilendiler.
Vizesiz çıkabildiğim için sorun yaşamadım açıkçası.
·
Ev sahibi
kurumlarınızın çalışma alanı ve hedef kitlesi kimlerdi? Ne gibi faaliyetleriniz
vardı?
Şebnem: Dernek,
anaokuluna giden çocuklar ile çalışıyordu. Çocuklar için aktiviteler
gerçekleştiriyor onlara yardımcı olmaya çalışıyorduk. Yorucu bir iş temposu
yoktu ancak yoğun bir programda çalışıyorduk. Etkinlikler çok keyifli oluyordu.
Umut: Ben belediye
etkinlikleri kapsamında sinema
festivalinde kısa film çekim ekibinde çalıştım. Hepimiz festival için bir araya
gelen gönüllülerdik. Kültür sanat etkinlikleri çerçevesinde yaşadığımız
şehirdeki insanlarla iletişim halindeydik.
Açelya: Biz Türkiye’den
G.Afrika’ya 6 kişi gittik. Yaşadığımız bölgedeki insanlar için müzik ve sokak
tiyatrosu yaptık.
·
Şebnem, malzemenin
çoğu Açelya'dadır siz asıl onu dinleyin dedi. G. Afrika'da 45 günlük hayat
nasıldı, nelerle karşılaştın?
Açelya: (Gülerek başlıyor)
Şebnem bütün topu bana atmış bence. Malzeme değil de tabi diğer AGH’lerden
biraz farklı olsa gerek diye düşünüyorum. Birçok insanın toplantılarda AGH hikâyelerini
dinledim işte bavullarını kaybetmişler, ev sahibi kuruluşla sorun yaşamışlar, bir
sürü dert tasa. Afrika bana hiçbir şeyin mükemmel olmayacağını, 10 kişinin bir
odanın içinde birbirini öldürmeden nasıl yaşayabileceklerini, 40 kişiye yemek
hazırlamayı, çiftlikte çalışmayı, nasıl tavuk yolunduğunu, tuvalet temizlemeyi -şaka
bir yana- en önemlisi müziğin bir yaşam biçimi olmanın ötesinde yemek yemek
gibi bir ihtiyaç olabileceğini gösterdi… Şimdi diyeceksin bunları bilmiyor
muydun? Hepsini biliyordum… İşin ilginç kısmı farklı bir ülke ve kültür içinde
bunları yaşamak oldu galiba…
· Şebnem ve Umut dil becerisi,
sosyal aktiviteler, seyahat özgürlüğü hepsi bir aradayken bize Avrupa’yı
anlatır mısınız?
Şebnem: Benim mentorum
yoktu. Dil öğretmek için gelen bir gönüllü vardı. Aynı zamanda bana mentorlükte
yapıyordu. orduğum tüm soruları cevaplıyordu. Onun da desteğiyle kendimi ifade
edebilecek kadar lehçe öğrenmiştim.de Polonya’ya kasım ayında,
kışın başladığı dönemde gittiğim için seyahatlerim çok mümkün olmadı. Berlin’e yakın olduğum
için sık sık oraya gittim.
Umut: Yaz döneminde
İspanya’da olduğum için dil eğitimimi belli bir kurumdan alamadım. Bana dil
öğretmek için bir hoca tuttular. Dil öğrendim ama çok ileri değil. Fransızca
biliyor olmam avantaj oldu, insanlar aynı zamanda Fransızcada biliyorlardı.
İspanya’ya gittiğimde yaz döneminde
olduğumuz için herkes bir tatil, siesta havasındaydı. Pek kimse kimseye
karışmıyordu. Ben de Portekiz’e, İtalya’ya ve Fransa’ya gittim, İspanya’da çok
fazla seyahat ettim. Keşfetmek harika bir hazırlık süreciydi benim için. Ucuz
uçuş için uçak bileti buluyorsun, coachsurfing ayarlıyorsun, sürekli
haritalardan neredeyim diye kontrol ediyorsun. Bambaşka duygu bu gerçekten;
seyahat planları yapmayı çok özlüyorum. Hiç dilini bilmediğin bir yerde bir
macera yaşamak, dilini bildiğin bir ülkede rahatça gezip dolaşmaktan çok daha
güzel bir tecrübe olmuştu benim için.
·
Farklı bir ülkede,
kıtada iklimde yasamanın kazandırdığı tecrübeler neler oldu?
Açelya: Bilmiyorum ki bu
sorunun cevabını, aslında zaman
gösterecek. Düşünüyorum da baya zaman geçti… Bir şeyler söylemem gerekirse
insanlara dil, din, ırk ayrımı gözetmeksizin bakabildiğimi düşünüyordum… Ama G.
Afrika’da bunun yeterli olmadığını öğrendim… Yani yanlış anlaşılmak istemem ama
bazı şeyler için çok geç... Güzel bir dünya için çok fazla uğraşmamız
gerektirdiğini hissettirdi bana bu AGH. Tabii tekrar tekrar söylemem gerekirse
bunun zaten farkındaydım ama insan sadece kendi ülkesindekileri görüp anlayabiliyor, sindirebiliyor… Galiba bu duygusallığımın
sebebi olsa gerek.
Umut: Gittiğimde her
şeyin tadı, kokusu çok farklı geliyordu. İnsanlar çok sıcak davrandıkları için
kendimi yaşadığım şehre, kültüre hiç yabancı hissetmedim. İki kadın ev
arkadaşım vardı, yemeğimizi ortak yapıyor birlikte paylaşıyorduk. İspanya’yı
çok severek yaşadım. Projem ve çalıştığım tema da beni her şeye çok hızlı
alıştırdı. İyi ki gitmişim diyorum.
·
AGH sonrası
planlarınız neler? Sorumluluğunu yürüttüğünüz nadide bir derneğiniz var?
Etkinlikler devam edecek mi?
Açelya: Belki müziği de içine katıp bir uzun dönem
AGH ( yaşım geçmeden) yapmak istiyorum. Çünkü başka ülkelerin müziklerini
birebir canlı canlı yaşamak kadar güzeli yok. Bunu G. Afrikada yaşadım. En çok
zevk aldığım anlarımdı. Onların dilinde şarkı söylemek inanılmazdı!
Umut: Ben Avrupa deneyimini Erasmus ile de
yaşamak istiyorum. Bunun olasılığını araştırmaya başladım. Dernek olarak da
Avrupa Birliği projeleri konusunda kendimizi geliştirmek istiyoruz. Proje
yazıyoruz. Eylem projeleri konusunda kendimizi geliştirirsek şayet, yerel ve
uluslar arası projeler, değişim projeleri gerçekleştirmek istiyoruz. Derneğimiz,
AGH gönüllülerine ev sahibi kuruluş olmak için akredite olmaya başvurdu, şimdi
haber bekliyoruz. İzmir’de kültür ve
sanat etkinliklerimizde bizimle çalışacak Avrupalı arkadaşlarımıza ihtiyacımız
var.
·
AGH yapacaklara
tavsiyeleriniz neler?
Şebnem: AGH başvurusu
yaptığınız sıralarda gitmeyi çok istiyorsanız gerçekten karşınıza çıkan her
projeye başvuruyorsunuz. Odakta sadece gitmek söz konusu oluyor. Bu defa
içeriğini bilmediğin bir projeye gittiğinde çok zorlanıyorsun. Gitme planları
yapanlara özellikle tavsiyem, kendilerine uygun, zevk alacakları ve bulunduğu şehir
seçeneklerini göz önünde bulundurarak bir projeyi değerlendirip gitmeleri. Ben
o kadar çok başvuru yapmıştım ki, daha sonra hangi projelere başvurduğumu
unuttum.
Açelya: AGH yapacak veya
bunu şimdilik sadece düşünen insanlara; hayatları için güzel bir fırsat
olduğunu, (klişe ama bu böyle) ve tabi her şeyden önce başka bir ülkede gönüllü
olabilmenin tadını çıkartmalarını söyleyebilirim…
Ayşe KAVAS
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder