Hikayeme EVS öncesi başvuru ve kabul oluş
aşamalarını anlatarak başlamak istiyorum. Öncelikle EVS 3 seneden beri bildiğim
1 sene önce Romanya’da 10 aylık bir projeye kabul olduğum ancak Türkiye’de
gelişen bazı gelişmeler nedeniyle gidemediğim bir programdı. 2014 yılını KPSS
çalışarak geçirmiştim, sınavdan sonra ise 12 ekimde başlayacak olan ve 12
aralıkta bitecek olan Bulgaristan’ın Smolyan ilinin Madan ilçesinde Müze Restorasyonu
konulu bir EVS projesine kabul aldım. Benimle beraber Türkiye’den 20 gönüllü
genç bu programda görev alacaktı. Bundan sonra gereken vize, pasaport gibi
işlemleride yaptıktan sonra 12 Ekimde Bulgaristan'a yola çıkmak üzere İstanbul’da
toplandık. Bizim Madan grubundan ayrı Smolyan’da projede görev alacak arkadaşlarlada
İstanbul’da ve yolculuk esnasında tanışmış olduk. Tabi bu benim ilk yurtdışı
tecrübem olacağı için heyecanlıydım. Madan’a indiğimizden sonra belirli zaman
bu heyecanım devam etti. Tabi insan belirli süre sonra alışıyor ve kültür
şokunu atlatıyor, gerçi Madan şehri Türkiye’nin şehirlerinden farksızdı, çok
olmasada Türklerde şehirde yaşıyordu halkın çoğunluğunun Müslüman olması
sebebiyle alışma sürecimiz kısa sürdü.
Proje koordinatörümüz Emilia Hanım projede diğer bize koçluk
yapan Bahar Bey ve Sevdalina Hanım vardı. 20 kişi bir pansiyonda kalıyorduk,
şehrin toplam nüfusu 14.000 kusurdu, merkez nüfusu 8000’di. Harika bir doğası
vardı tam anlamıyla kartpostallık bir şehirdi. Havası tertemiz insanları sıcak
kanlıydı. Adındanda anlaşılacağı üzere Madan bir maden şehriydi ve şehirde çok
sayıda Maden yatakları, tesisleri vardı. Görev alacağımız müzede zaten maden
müzesiydi.
İlk olarak müzede görev almaya başlamadan önce bizi şuan müze olarak kullanılan
Romalılar döneminden kalma bir madene götürdüler, yolculuk esnasında Madan’ın
muhteşem doğasıda bize eşlik etti. Maden müzesinin içine kafamızda taktığımız
paletlerle girdik ki maden dar olduğu için kafamız yara almasın. Madenin içi
ilginçti dar ve derindi, eski madencileri anımsatsın diye eski madencilerin
maketlerini koymuşlardı maden müzesinin içine.
Orada fotoğraflarda çekip pansiyonumuza döndük.
Bir diğer gezimiz Madan’ın il merkezi Smolyan’a oldu. Smolyanda diğer Türk
proje grubuyla buluştuk ve koordinatörlerimiz bizi Smolyan Astronomi müzesine
götürdüler.
İlk girişte birçok Astronomi ve Uzay’la ilgili fotoğraflar
gözüme çarptı, asıl ilginç olansa Müze içindeki Astronomi merkezine
girdiğimizde yaşadıklarımızdı. Girdiğimiz mekanın üstü ovaldi dünyadan uzaya
baktığımızda oluşan bakış açısına uygun tasarlanmıştı ve ışıkları kapatıp astronomi
cihazının çalışmasıyla birlikte mekanın tavanı cihazdan gelen ışıklarla
yıldızlar ve gezegenlerle doldu ve önem taşına Astronomiyle, Uzayla ilgili
bilgileri görsellerle beraber elde ettik.
Aynı gün Smolyan’ın önemli ve güzel yerlerini gezme
fırsatını yakaladık. Akşamda Madan ve Smolyan gruplarının tanışması, kaynaşması
için yapılan etkinlikte, gecede yer aldık. Eğlence ve birbirimize ısınmamız
açısından yararlı ve güzel bir geceydi.
Sonraki yakın zaman dilimindeyse Madan’a yakın bir yerde
bulunan Zlatagrata gittik, tabi bütün ekip değil 5 kişi gitmiştik projede görevli
olan Bahar beyle beraber gitmiştik. Zlatogratı
gördüğüm zaman Safranbolu’nda veya Şirince’de zannettim kendimi.
Zlatograt Osmanlı mimarisi üslubunun hakim olduğu tam bir Osmanlı şehriydi.
Evlerin hepsi bakımlı ve temizdi. Bende modern yapıları sevmeyen, tarihi
miraslara ilgi duyan biri olarak şehirden çok etkilenmiştim
Şehri gezdik, hediyelik eşyalar aldık, bir rastorantta yemek
yedik(Bulgaristanda yediğim en güzel yemekti) ve Madana geri döndük. Bu kadar
gezinin ardından sıra projeyi uygulamaya gelmişti.
Pansiyonumuza yakın bir yerde bulunan müzede 2 ay
boyunca restore görevimizi yaptık son ay bir diğer müzede de görev yaptık
kapalı bulunan bu diğer müzeyi düzenleyip halka açtık, açılışa Madan belediye başkanı
ve şehrin önemli ulemasıda iştirak etti. Bu gerçekten güzel bir olaydı çünkü
emeklerimizin karşılığını almıştık. Bunların haricinde Madan’da bulunan Madan
lisesinde, Lisedeki gençlerle buluşup onlara kendimizi, şehirle ilgili görüşlerimizi
neden bu projede yer aldığımızı, Avrupa birliği projelerinin topluma katkılarını
anlattık.
Maden belediye başkanının bizlere Provdivi gezmemiz
için götüreceğini söylediği gün Belediye başkanının yemeğine iştirak ettik,
kendisi çok beyefendi bir insandı, tanışmış ve Plovdiv için ondan söz aldık,
ilerleyen zamanlarda kendisi bizleri Plovdive götürdü, ona gerçekten çok
teşekkür ediyoruz.
Bulgaristan yemekleri için aynı dilekleri bulunamayacağım
çünkü, Türk yemeklerinin yanına bile yaklaşacak lezzette değiller kesinlikle.
Biz bazen restaurantlarda yemek yiyorduk ama bu da genellikle pizzadan ibaretti,
bir zaman sonra kendimiz malzemeler alıp pansiyonumuzda yemekleri yapmaya
başladık. Bu süre zarfında Madan’dan gençlerle tanışıp onlarla Futbol maçları
yaptık, çoğunlukla tabi biz yeniyorduk. Buradaki benimle beraber projede görev
alan arkadaşlarım birbirinden değerli insanlardı, güzel arkadaşlar edindim
burada. Projenin son günlerindeyse Selvi ağabeylerle tanıştık. Selvi ağabey eşi
ve arkadaşları bizlere pizza yemeye davet ettiler.
Biz de onlara yemeğe çağırdık. Bu Madan’dan edindiğimiz
dostlarda harika insanlardı. Bizden farkları yoktu gerçekten. Onlarıda çok
sevdik.
Proje biriminde ise Madan belediyesinde toplantık, toplantıya belediye
başkanı ve diğer koordinatörlerimizin hepsi katıldılar. Her görülü projeyle
ilgili düşüncelerini anlattı, sertifikalarımızı ve koordinatörlerimizin bize
takdim ettiği hediyelerimizi aldık
Ve artık vedalaşma ve gezi vaktiydi 3 arkadaş geziye çıkmaya
karar verdik. Elif, ben ve Yıldırım. Arkadaşlarımızla vedalaştıktan sonra ilk
olarak Sofya’ya geçtik, Sofya’da hepimiz için bir ilk olacaktı bu da ilk couch
deneyimimizdi. Ben couchsurfing sitesinden Gülcan adında Sofya’da üniversite
okuyan bir arkadaşla görüşmüştüm oda bizi kırmadı ve 1 gün evinde kalmamıza
müsaade etti. Daha önceden internetten görüştüğümüz Gülcan’ın evini bulmak
üzere Sofya’ya geldik, eve en kısa yoldan gitmek için bir taksiye bindik,
Gülcan bize 5 levadan fazla vermeyin
demişti ama maalesef 15 leva verip kazık yedik. Evin adresine tarif ettiğimiz
yere indiğimizde ise bizi kısa süreli bir macera bekliyordu. Verilen adreste
inmemize rağmen binalarda numara yazısını göremiyorduk, çevrede ne kadar sokak
varsa elimizdeki bavullar ve karlı yollarda evi arıyorduk. Yaklaşık 8-10 kişiye
evin adresin sorduktan sonra uzun boylu bir beyefendi evin adresini
hatırladığını ve bizi oraya götüreceğini söyledi. 3 arkadaş ve Sofya’lı
ağabeymizle yola koyulduk onun tarif ettiği yere geldiğimizde yer taksicinin
bizi indirdiği yerdi ama bu binada numara ve isim yazmıyordu, beyefendi bize
telefonunuz yok mu arasanıza dedi bizde telefon var Bulgar hattımız yok dedik,
abide spora çıktığı için yanına telefon almamış bunun üzerine Bulgar beyefendi
yakınlarda bir kafe var oradan arama yapabilirsiniz arkadaşınıza dedi bizde
tamam dedik. Elif ve Yıldırım orada kaldılar ve abiye ben kafeye doğru yola
çıktık. Kafeye geldik ve telefon numarasının facebook’umda kayıtlı olduğunu
internete 2 dk girmem gerektiğini izah ettim. Kafe çalışanları önüme bir
notebook koydular, bilgisayarda facebook şifremi tem girerken notebook kapandı,
neden böyle oldu dedim, şarzı bitmiştir dur kablosunu takalım dediler, kabloyu
getirdiler ve tekrar bilgisayarı açtım, internete girip numarayı alıp Gülcan’ı
aradım, konuşurken apartmanın penceresinden aşağı bakmış olmalı ki
arkadaşlarını gördüm iniyorum aşağı dedi ve kapattı. Bunun üzerine kafe çalışanlarına
teşekkür edip kafeden ayrıldık. Tabi Gülcan aradığımızda arkadaşlarını
pencereden gördüğüne göre evde bizim numarası ev olacaktı oraya gidiyorduk
tekrar. Giderken yanlış yollara girdik ve yol uzadı, bende strese girdim bunun
üzerine giderken evin olduğu yeri bir türlü bulamadık, Bulgar abi arkadaşların
nerede diye sordu, bende ona arkadaşlarım nerede diye sordum, çaresiz kalmıştık
evin yerini bulamadık derken, ben şu yoldan tekrar geçelim dedim tekrar
ilerlerken bir de ne görelim Yıldırım karşıdan bize el sallıyor, içimden bir oh
çektim… evde zaten yakındaymış, Bulgar abiye yardımları için teşekkür edip eve
çektik. Ev sahibimiz yani couch’umuz bizi güzel ağırladı, yemekler yaptı çay
içtik sohbet ettik, 1 gün orada misafir olduk. Gülcan çok değerli, sıcakkanlı
bir arkadaştı. Evden çıkarken en son onunla ilgili düşüncelerimizi
bildirdiğimiz bir yazı yazdık bir kağıda ve tahtasına astık.
Aslında Sofya’da kalma amacımız Yıldırımın bir arkadaşıyla görüşmesiydi.
Onunla’da görüşünce, Sırbistan’a yola çıkmaya karar verdik ama bu yolculuk
artık Elif’siz olacaktı.
Sofya’dan 1 kare…
Normalde Elifin Batı Avrupa’ya gitme planı vardı planları
uymayınca geri dönmeye karar verdi. Sofya otogarında Elifle vedalaştıktan sonra
Yıldırımla Sırbistan’ın başkenti Belgrat’a yola çıktık.
Belgrat’a indiğimizde arkadaşımız Sandra bizi karşılamaya
gelmişti. Hemen kalacak bir hostel arayışına giriştik. Onuda bulduktan sonra
hostelimizde konakladık. Belgratta 3 gün kalacaktık. Bu 3 gün boyunca Sandra,
onun arkadaşları Jovana ve Mihajlo ile Belgratı gezdik. Bu Sırp arkadaşlarımız
gerçektende sıcakkanlı, canayakın insanlardı. Mesela Sandra Türk dizilerine
hayrandı, Mihajlo’da amatör futbolcuydu. Belgrat Avrupai bir şehirdi.
Gerçektende hayran kalmıştık Yıldırımla birlikte. Hem Avrupa kültürünü yansıtan
hemde Türklerden kalma eserlerin olduğu bir nadide şehirdi burası.
Bu şehirde bizlere eşlik eden Sırp arkadaşlarımızada gerçekten
minnettar kalmıştık.
Belki bir daha görüşmek umuduyla Belgrattaki 3. günümüzün
bitmesiyle vedalaştık ve Yıldırımla beraber Bosna-Hersek’in başkenti
Saraybosnaya yola çıktık.
Saraybosna'nın özelliği Boşnak, Sırp ve Hırvatların birlikte yaşadıkları
bir ülke olmaları. Mesela ülkede 3 cumhurbaşkanı var, biri Boşnak birisi Sırp
ve Hırvat. Boşnak mahallelerinde Osmanlı izleri hakim, Sırp ve Hırvat
mahallelerinde ise Avrupai bir görünüm var. Açıkçası Saraybosna'ya ayak
bastıktan sonra gördüklerimiz bunlardı. Saraybosnaya inince orada üniversite
eğitimi gören couchsurfingten tanıştığım ve bizi ağırlamayı kabul eden Urfalı
arkadaşımız Ali’nin evinde kaldık. Diğer Türk üniversite öğrencisi
arkadaşlarıyla birlikte kalıyorlardı. 3 gün boyunca bizleri güzel ağırladılar,
onlarada bu misafirpervelikleri için çok teşekkür ediyoruz. Bu 3 gün boyunca Saraybosna’nın
önemli yerlerini gezme fırsatı bulduk.
Hem doğu kültürünün, hem batı kültürünün beraber yaşandığı
bu şehir bizleri etkilemişti.
Aslında bu 3 günün ardından Karadağ’a gitme planımız vardı.
Havaların çok soğuması ve yoğun yağmur nedeniyle bu ülkeye gitmekten vazgeçtik
ve Bulgaristan Madan’da başlayan 2 aylık EVS serüvenim 9 günlük Sofya, Belgrat
ve Saraybosna gezileriyle beraber sonlanmış oldu. Bu yaşanan güzel süreçte hem
EVS ekibinden arkadaşlarıma, EVS koordinatörlerimize, Sofyada, Belgratta,
Saraybosnada bizleri ağırlayan can arkadaşlarımıza tekrar teşekkürlerimi
iletmek istiyorum. Onları hiçbir zaman unutmayacağım ve her gencin bu tür
programlarda yer almasını kesinlikle öneriyorum.
Avrupa Birliği Erasmus+ EVS Proje Gönüllüsü Alperen ATICI
Yazın, gayet başarılı ve aydınlatıcı olmuş. Yalnız proje kapsamında neler yaptığınıza dair açıklayıcı bilgileri yeterince yer vermemişsin...İnsanlara yol gösterici yazılara ihtiyaç olduğunu düşünen birisi olarak çok teşekkür ederim.
YanıtlaSil