10 Şubat 2014 Pazartesi

İngiltere’den Bir Gönüllülük Hikayesi

Mart 2012’de başladığım EVS hikayemi geçtiğimiz hafta bitirmiş bulunmaktayım. Havası soğuk insanları sıcak kuzeydoğu İngiltere şehri Newcastle’da geçirdiğim onbir ayın küçük bir özetini sizinle paylaşmak isterim.
                               
Gönüllülük yaptığım proje 16-25 yaş arası barınma sorunu olan gençlerin kaldığı bir hosteldeydi. Sene boyunca gençlere; yemek yapmaktan alışverişe, temizlikten boş zaman aktivitelerinin planlanmasına, doktor randevularından iş başvurularına kadar çeşitli başlıklarda destek olmaya çalıştım. Tabi basit gibi görünen bu işler ağır bir yerel aksanla(geordi) ve biraz da sokak diliyle konuşan bu gençlerle hiç de kolay olmadı. Hatta ilk birkaç ay boyunca sohbetlerimiz “merhaba”  ve “nasılsın”dan öteye gidemedi. Gençlerin ihtiyaçlarını anlamak, hikayelerini ve gelecek planlarını dinlemek için epey bir süre geçmesi gerekti kısacası.
Evsahibi kuruluşum yaklaşık on yıldır evs gönüllülerini ağırlıyor, bu nedenle oldukça deneyimliler. İlk iki hafta boyunca, proje, kurum ve şehir hakkında hem yazılı hem sözlü hem de gezmeli bir başlangıç eğitimi aldım. Newcastle berbat havasına rağmen, şehre yeni gelenleri bir şekilde güleryüzle karşılayan bir atmosfere sahip bir yer. İki büyük üniversitesi ve oldukça gelişmiş sanayisiyle kuzey İngiltere’nin en büyük şehri konumunda. Şehir merkezinin biraz dışına çıktığınızda 2-3 katlı kırmızı tuğlalı  yan yana bitişik kırmızı evleriyle tipik bir İngiliz kenti aslında. Newcastle ayrıca her köşe başında bulabileceğiniz “pub”lardaki onlarca çeşit birası, cuma ve cumartesi geceleri sokaklardaki soğuk havaya aldırmayan gençleriyle kuzeyin parti başkenti olarak da tanınır.
Evs’den önce başka projeler nedeniyle kısa süreli yurtdışı ziyaretlerim olmasına rağmen başka bir ülkede yaşamanın getirdiği farklılıkları, zorlukları ve yenilikleri bu defa gerçekten deneyimledim diye düşünüyorum. Pek çok alışkanlığı gözden geçirmek, yeni arkadaşlar edinmek, başka bir dilde kendini ifade etmeye çalışmak ve başka ülkelerden gelen diğer gönüllülerle aynı evi paylaşmak zaman zaman zorlayıcı oldu. Belki yirmili yaşlarımın başında olsaydım daha kolay olabilirdi herşey. Kim bilir?
EVS boyunca en çok etkilendiğim şey ülkenin oldukça yüksek standarttaki sosyal güvenlik sistemi oldu. Şöyle ki, eğer herhangi bir sebeple dezavantajlı bir duruma sahipseniz barınmadan eğitime, iş bulmaktan mali yardıma kadar her konuda destek alabileceğiniz bir merkez var. Hatta spor, sanat, kültürel aktiviteler veya ilgilendiğiniz bir hobiyle ilgili size destek verecek tam zamanlı profesyonel uzmanlar sizinle gerçekten ilgileniyor. Çalıştığım kurumda genç başına uzman düşüyor desem abartmış olmam herhalde.
EVS gönüllüsü olmanın bir avantajı da varış(on arrival) ve ara değerlendirme(midterm) eğitimlerinde başka şehirlerden gönüllülerle tanışma imkanı. Böylece hiç konaklama ücreti ödemeden başka şehirleri gezme şansını yakalayabilirsiniz. Londra’yı ve Edinburgh’u ayrı tutarsam en  çok Galler’i ve Kuzey İrlanda’yı beğendim diyebilirim.

Şimdi, yavaş yavaş güzel hatıralar olarak belleğimde yer almaya başlayan bu deneyimin ardından, İstanbul’da, yeniden, iş güç koşturmasına başlamak üzere olduğum bu günlerde; henüz EVS yapmamış gençlere sesleniyorum:
Gidiniz ve bu deneyimi yaşayınız. Hem dünyayı hem de kendinizi daha iyi tanıyacağınıza ve başka memleketlerden güzel insanlarla dostluklar kuracağınıza emin olun.
Başta sevgili koordinatörüm Ayşe olmak üzere tüm TREX ailesine desteklerinden ötürü çoooook teşekkür eder, şu an EVS yapan tüm gönüllü arkadaşlara selamlar gönderirim.

Murat Alemdar
Mart2012-Şubat2013,
EVS Gönüllüsü
Newcastle-upon-Tyne, Depaul UK-Simonside House Project


1 yorum:

  1. Merhaba Murat, ismim Köksal.Peki İngiltere'deki gönüllülük projelerinden birine katılmak iyi bir maddi duruma sahip olmayı gerektirir mi?

    YanıtlaSil