6 Ocak 2010 Çarşamba

Galler’de bir Türk (kısım-1)



AVRUPA’DA TÜRK İMAJINI ÇİZMEK

Avrupa, Avrupa, Avrupa...

Dolu dolu söylenen ve yüzyıllarca Türk’ten çekinen medeniyetlerin beşiği bilinen Avrupa'dayım.
İngiltere’ye ilk geldiğim anda dikkatimi kesinlikle İngiliz’den daha çok başları sarıklı, sakalları alabildiğine uzun Hintliler dikkatimi çekmişti. Bundan sonrada Müslümanlığın imajı olarak bilinen siyah çarşaflı kadınlar, beyaz entarileri ile erkekler çok fazla göz önündeydiler.

Benim yolculuğum, zamanında bağımsızlığı için binlerce ölü veren GAL ülkesineydi. Doğası ile unlu, İngilizlerin yüzlerini çevirdikleri Gal Ülkesine.

Büyük Britanya adası 3 bölgeye ayrılmış ve etnik olarak farklılıklar gösteriyorlar. Bunlar; İngiltere bölgesi başkent Londra olmak üzere, Galler (başkent Cardiff) ve İskoçya (Edinburgh başkent).

Ada yüzyıllarca kendi içinde savaşlar vermiş ve en sonunda mutlak monarşiye bağlılık yemini ederek kendi anayasaları ve bayraklarını dikmişler.

Londra'dan 4 saatlik bir otobüs yolculuğu ile Gal başkenti Cardiff'e ulaşmıştım. Mimarinin değişikliği ve alabildiğine uzanan yeşil arazileri, ormanları ve levhalardaki değişik dil ile insan kendini bir anda masal diyarında hissediyor. Her yer rengarenk çiçekler ile bezenmiş o denli temiz o denli düzenli bir şehir planı ile karsılaşmak beni çok şaşırtmıştı. İngiltere bölgesinden o kadar zıttı ki her şey. Başkent Cardiff'de 4 günlük bir seminere katıldım ve buradaki Avrupa Komisyonundan bizden sorumlu görevli Gal kültürünü ve yasayışını detaylı olarak bizlere gösterdi. Öncelikle Welsh dili daha sonra da İngilizcenin hakim olduğu 3 milyon kişinin yasadığı küçük bir ülke burası. Geçim çoğunlukla tarım ve hayvancılık üzerine kurulu endüstri yok denecek kadar az, daha çok İngiltere bölgesinde yoğunlaşmış durumda. Bana kalırsa bu küçük ülke İngiltere’nin biraz sırtını döndüğü bölge gibi geliyor bana. Cardiff’teki seminerlerde Yunanistan, İtalya, İspanya, Macaristan, Avusturya ve Alman gönüllerin bulunduğu kozmopolit bir kültür etkileşimi oluşmuştu. İlk baslarda aklımdan gecen Yunan gönüllüsü ile acaba nasıl anlaşırım düşüncesi, aklımdan henüz geçerken meğersem en iyi anlaşacağım kişi olacağını tahmin edemezdim. Chrisi Dimaki adli Yunan gönüllüsü bayan o kadar sıcak bir yaklaşım gösterdi ki bana kültürlerimizin o kadar ortak olması bir İzmirli olarak pek de şaşkınlık yaratmamıştı bende. İtalyanların sıcaklığı üzerine Akdeniz ülkelerinin bu ortak insani yapısı göze fazlasıyla çarpıyordu. Nihayetinde başkentten ayrılıp 12 ay boyunca projelere katılacağım, Türkiye Cumhuriyeti ve Türk kültürünü tanıtabileceğim orta Galler'in şirin tatil şehri Aberystwyt'deydim. Yol boyunca ormanlıklar ve koyunlardan daha fazla bir şey görünemiyordu. Dağ kasabaları o kadar düzenli ki inanılmaz bir albenisi var. Çiçekler ile bezeli sokakları mis gibi kokan bir serin havası var buranın. Yıl boyunca koyu renkli bulutların bu güzel şehirleri terk etmediği söylenmişti ama ben bu kadarını tahmin etmiyordum doğrusu.

Şehir orta çağdan bu yana yapısını bozmamışa benziyordu ve daha sonraları öğrendiğime göre merkezdeki en yeni ev 200 yıllık oluşu ve zamana bu kadar meydan okuması, bakimi restorasyonu çok dikkat çekici. Gönül isterdi ki o an aklımda hemen Güzeller Güzeli İzmir’imizin de bu duyarlılık ile bu günlere gelmesiydi ama nafile. Marinanın hemen yani başında sıra sıra dizili evlerden birine yerleştirildim. Bu küçük şehir adeta Avrupa’nın kültür şehirlerinden biri olmuş kolejleri ve dev üniversitesi ile dünyanın hemen her yerinden öğrencileri kapsamına almış. İnanılmaz bir kültürel çeşitlilik yaşanıyor bu şehirde. Nijeryalılardan, Meksika, Taylata ve Tirinidat Tobacco’ya kadar o denli kültürel bir mozaiğe dönüşmüş kent eğitim vasıtasıyla. Benden sorumlu Pamela Marsden hanımın İngiliz mütevazılıği ve hanımefendiliği, benim ile konuşurkenki nazik tavırları, onunla çok iyi anlaşacağımı aksettiriyordu ve öyle de oldu gerçekten. Bir anne gibi yaklaşıyordu sorunlarıma, ona birçok şey için minnettarımdır.

Ve projem başlıyor; hemen bu bölgenin en bilinen kolejine yazıldım İngilizcemin çok daha iyi olması gerekiyordu çünkü. Kimi zaman İngilizlerin akıcı lehçelerini anlamakta zorluk çekmek belki de en sıkıntı anlarımdır. Gal dili ise başlı başına çok farklı bir dil. Orta çağdan beri kullanılan çeltik bir dil yapısı var Fransızcayı andırıyor kimi zaman.

Başkent Cardiff’te olduğu gibi insanların ilk sordukları soru "Nerelisiniz?" oluyordu. Modern görünüşüm ile insanların hemen dikkatini üzerime çekiyordum. Genellikle bu soru sorulduğunda cevabim hadi bakalım tahminlerinizi görelim oluyordu. Yapılan ilk tahmin kesinlikle İtalyansın, hayır dediğimde o zaman İspanyol olmalısın, bu da değil dediğim zaman ise Fransızsın, çünkü Fransız erkekleri bu kadar iyi giyiniyorlar kanımızca oluyordu. Türk’üm dediğim zaman ise, iste bu şaka olmalı cevabi sinirlerimi bozuyordu doğrusu.

Neden bu şaka olmalı sizce sorusuna yanıtları kesindir hep. Türkler senin gibi değiller ki.


PEKİ TÜRKLER NASIL BİR AVRUPALININ GÖZÜNDE?
Türk kültürünün zenginliğinden pek haberdar olmamışlar. Dışlandığım ve hor görüldüğüm anlar çok oldu, çok üzüldüm ama kararlıydım beni gördükçe bir müslümanı ve ve Laik Türkiye’nin yeni yetişen neslini ve tarihsel kültürünü yakından tanıma fırsatları oluyordu. Genelde pek hediye almaya alışkın olmadıklarından Türkiye’den gelirken getirdiğim valizler dolusu hediyeleri kolejdeki öğretmenim ve yeni tanıştığım insanlara veriyordum. Genelde hediyelerimi Türk kültürünü anımsatacak unsurlardan seçmiştim. Ama herhalde benim sıcak yaklaşımlarımın ve saygımın sadece Alman gönüllülerde işe yaramadığını gördüm. Gün geçtikçe daha da düşmanca yaklaşmaları çok üzücüydü benim için. Ve bir gün istemeyerek bir dedikodularını duydum ve üzücüydü gerçekten de. "Almanya’da 4 milyon yetmiyormuş gibi bir tanesinde burada karşımıza çıktı". Benimle muhatap bile olmak istemiyorlardı defalarca bu konuda konuştuk ve hep saygılı davrandım ama anlamadılar ne yazık ki. Kıyafetlerimin çeşitliliği ve modern görünüşüm bile bazen konu oluyordu. Ben onlar için yüzyıllarca korku ile baktıkları Osmanlı’nın kalıntısıydım gözlerinde ama ben bir Türk’üm ve Osmanlı’nın ecdadıyım, bunun verdiği gururu hiçbir şey ile ölçemiyorum. Buz kütlelerini bile zaman yavaş yavaş eritiyor adeta insanoğlu da bu buz kütleleri gibi çok mesafeli soğuk görünen kişiler dahi gün geliyor karsıdakinin samimiyetinden etkileniyor.

Ersin Faikzade
Galler / İngiltere 2006-2007

6 yorum:

  1. Bir yandan Alman'larin on yargili yaklasimlarina hak vermemek elde degil diyorum, ama diger yandan da cok sacma verdikleri tutum. Herkesi ayni degerlendiriyorlar ve her seyin en dogrusunu en iyisi ben bildim havasindalar. Onyargilarini asabilirler umarim. Aksi takdirde bizim kendi kultur ve ulkemizle gurur duymaktan baska yapabilecegimiz bir sey yok. Ki bu tutumda olan insanlara sadece aciyan gozlerle bakiyorum, yazik, cahillikten baska bir sey degil bu tutum..
    Ulkemizi guzel sekilde tanittigidan eminim ve icten tesekkur ediyorum :)

    YanıtlayınSil
  2. Burdaki Almanlar tam lokum
    Seninki tam sanssizlikmis
    bu arada ufak bi elestiri oyle bi uzatmissinki betimlemeleri okumak gelmedi icimden
    eglenceli bi hale getirsen daha cekici olur benim gozumde
    saglicakla kal
    Anil

    YanıtlayınSil
  3. Bilindigi gibi EVS kapsaminda yapilan butun egitimlerin (pre-arrival ve on-arrival training)icerigi buyuk olcude farkli kulturlere karsi olusan stereotype`lari kirmak ve bu stereotype`lardan kaynaklanan onyargilarin onune gecmektir. Almanya`daki Turk algisi ne olursa olsun, ozellikle EVS gibi bir platformda bu irkci tutum kabul edilemez. Ancak bana kalirsa Galler`deki Almanlarin tutumunu bu genel algidan degil, gecmiste yasadiklari kisisel bir deneyimden kaynaklanmis olabilir.

    Bu arada benim 2008`de Roma`da katildigim egitimde en iyi anlastigim insanlar Almanlardi. Dolayisiyla bizde de Almanlarin Turklere karsi tutumu cok onyargili gibi bir algi olusmasin.

    Bence basindan gecen bu olayi, fazla dramatize etmeden uygun bir dille Final Report`a yazmalisin.

    Kolay gelsin,
    Dogu

    YanıtlayınSil
  4. selam,

    Ben de gecen yil EVS olarak Avusturya`daydim. Burdaki durum da pek farkli degil ve benzer seyler oldu aslinda gorunus, konusma farkliligi... burdaki Türklerin cogu biribine benziyor, acmak gerekirse herkes ayni tip giyiniyor, ayni tip egleniyor ama bu bir siniflama olmamali ....bende siniflama yapmak istemiyorum..sadece EVS sayesinde bir cok insanin Türklere olan yaklasimi degisti diyebilirim...bu da programin amaclarindan biri :)

    herkese sevgiler
    Ceyda

    YanıtlayınSil
  5. Merhaba,

    paylasim icin cok tesekkurler. Ben de su an Almanya-Berlin´de EVS yapmaktayim. Yasanilan sorunlar eminim ki her Turk icin ayni. Benim icin biraz daha farkli tabii, burada cok fazla Turk olmasindan dolayi. Baslarda buyuk bir problem olmasina ragmen su an sorun etmiyorum acikcasi. Elinizden geleni yaparsiniz gerisi insanlarin vicdanlarina ve dusuncelerine kalmistir. Benim koordinator organizasyonum her yil mutlaka Turkiye´den gonullu kabul ediyor. Hatta su an organizasyonda en cok gonullu Turkiye´den. Sasirdigim ve de biraz da uzuldugum yorumlardan birisi su olmustu: Turkiye´deki Turkler buradakiler gibi degil. Farkettim ki aci ama gercek. Buradakilerin egitim seviyeleri yok denecek kadar az maalesef.

    Eglendirici ya da biktirici yonleriyle EVS cok guzel bir deneyim kesinlikle. Bunu yasadigimiz icin de cok sansliyiz.

    Selamlar,
    Seval

    YanıtlayınSil
  6. Bu basvurdugunuz yerın kodunu verebılmenız mumkun mu ^^ bende ıngılterede bırkar yere basvurdum ,oyle guzel anlattınız kı burayada basvurmak ıstıyorum^^

    YanıtlayınSil